Turkvet.Biz
 
Güncel  
GENÇTÜRKVET
    >Düşünenlerin Düşündürdükleri
    >Öğrenci gözüyle
    >Haber/etkinlik/magazin
   

     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     

 

Beyaz Önlüğün Ülküsü

Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak,
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimdir ancak!

Küreselleşmenin bizi içine çektiği bugünlerde Türk Milletini titretip, kendi benliğine döndürdüğünü düşündüğüm, büyük şairimiz ve meslektaşımız M. Akif ERSOY, un ebedi Türk Milletine armağan ettiği istiklal Marşımızın ilk kıtasına yer vererek yazıma başlamak istedim. Çünkü Mehmet Akif'in, hem çok iyi bir veteriner hekim olarak bu ülkeye hizmet vermesi hem de ülkesinin içine düştüğü buhranlı yıllarda bir vatansever olarak verdiği mücadele beni hep etkilemiştir. Yani iki sevdası olan Beyaz önlüğü ve Ülküsüne düşkünlüğü gelecek kuşak biz beyaz önlüklülere örnek olmuştur ve olmaya da devam edecektir.

işte içimizde her yıl artan beyaz önlük ve ülkemize hizmet verme heyecanı ile 2010-2011 Eğitim Öğretim yılına yeni yüzlerinde aramıza katılmasıyla "Merhaba" dedik. Yeni arkadaşların okulumuzu tanımaya başladığı, eskilerin ise özlem giderdiği soğuk sonbahar günlerini yaşamaktayız. Bu sıralar çoğumuzu bir sınav telaşıdır aldı gidiyor ama bütün bu sıkıntıya strese rağmen gençlerimiz yeni döneminde verdiği heyecan ve azimle geleceklerinin daha aydınlık olması yolunda ve ülküleri doğrultusunda adım adım ilerlemeye devam etmektedirler. Hiçbirisinin yüzünde başaramamak adına ne bir korku ne bir kaygı var. Çünkü Atatürk' ün " Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir." sözünde de anlatmak istediği gibi, Türk gençliği birinci vazifesinin ne olduğunu ve bu görevin ne kadar kutsal olduğunun bilincindedir. Buradan aldığı güçle Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini her ne pahasına olursa olsun koruma ve savunma işini yerine getireceğine inanmaktadır. Çünkü Türk gençliği bilmektedir ki; Muhtaç olduğu kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur. Böylelikle kaygı ve sıkıntıyı bir tarafa bırakıp, güzel bir gelecek adına tohumlarını toprağa bırakmıştır ve ekilen her bir tohum yeşerecek, aydınlığa doğru baş gösterecektir. Elbette; Her başarı bir hayal ile başlar. Unutmayalım ki " En büyük çınar bir tohumda en güzel kuş bir yumurtada saklıdır. Hayaller ise gerçeklerin tohumu ve yumurtasıdır " yeter ki biz inanalım ve bu azimle çalışalım. Türk Milletinin beyaz önlüklükleri olarak, ülkümüz yolunda ilerlemeye devam edelim.

Kutsal, saygın ve stratejik bir meslek olan veteriner hekimlik için öğrenim ve eğitim gördüğümüz fakültede giydiğimiz beyaz önlükler, bizlere ülkemize olan sorumlulukları daha da artırmaktadır. Ülke değerlerine sahip çıkmak ve gelecekteki vizyonlarına ulaşabilmenin yolu ülküsü olan bireyler ve sağlıklı toplumlarla olur. İşte sağlıklı toplum ve ülkü kavramlarını bir araya getiren beyaz önlüğün kutsallığı burada ortaya çıkıyor. Bizlere düşen bu beyaz önlüklerimizi çıkar ve menfaatlerimiz için kirletmememizdir. Yaşam boyu gururla taşımamızdır. Veteriner Fakültelerinde eğitim ve öğretim yılı açış dersi beyaz önlüğün kutsallığı üzerine olmalıdır.

Mesleğimiz gereği taşıyacağımız Beyaz önlükte bireysellik yoktur ülkü vardır, ülke vardır. Beyaz önlük, sağlıklı yaşam demektir. Beyaz önlük, örnek vatandaş olmak demektir. Beyaz önlük, vatandaş millet sevgisi demektir. Beyaz önlük, zorluklarla mücadele demektir. Beyaz önlük, cehaletle, tembellikle ve yoksullukla savaş demektir. Beyaz önlük, uygarlığın ışığı demektir. Beyaz önlük, saflık, temizlik demektir. Beyaz önlük geçmiş ve gelecek demektir. Öncelikli ülkümüz ve ilkemiz; renklilerin çoğaldığı bir dünyada beyaz kalabilmektir.

2010-2011 Eğitim Öğretim döneminin tüm arkadaşlara başarılar getirmesi ve geleceğimizin güzelliklerle aydınlanması dileğiyle saygılarımı sunarım.

Yaşar ŞAHİN
Ankara Veteriner Fakültesi
5. sınıf Öğrencisi
 
Kaynak:Türk Veteriner Hekimliği Dergisi, 2010,Sayı:3-4
Yorum: Özgen Manav 08 Şubat 2011, 20:17
Yanıt: Beyaz Önlüğün Ülküsü
Genç kardeşim nasılda güzel yazmışsın yazını..
İdealist, kendinden emin güvenli ve oldukça da duygulu..
Elimde değil, yıllar öncesine götürdün beni, tam da senin şu an olduğun yaşlarıma... Sene, 1992. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi... Ve ben aynı senin gibi mezun oluyorum, üzerimde beyaz önlük, yüreğimde beyaz bir gelecek... En az, senin kadar idealistim, senin kadar duygulu...

Ama, gel zaman, git zaman vakit geçiyor. Günler bir, bir tükeniyor...
Hayatın asıl gerçekleri dizilip, karşımızda boy boy duvarlar örülüyor.
İşsizlik belası devasa bir problem... Buldun, buldun, bulamadın evde tavuk beslersin. O da köy çocuğuysan. Bir de komşun, köpeğini getirir; hayrına bi bakıver diye. Bakarsın ama, bi bakarsın, sadece kurusu kurusuna. Dedik ya hayrınadır her şey ve yazılmıştır, sevap defterine bir yenisi.  Gururlusundur ama gurur tok tutmaz aç karnını...

Sonra birileri çıkar; hiç bir şey yapamıyorsan bir klinik aç der. Zor zahmet harç borç bir klinik açarsın. Eski bir araba almışsındır. Yakıtını, mecbur peşin koyarsın ama nedense, gezmelerin hep bir veresiyedir.
Mecbursun, çünkü; bu halk böyle ister. Eh, müşteri de velinimettir ve de her daim haklıdır.

Sonra, bir bakarsın ki 30-40 meslektaş her gün aynı yolları tepip köy köy, kahve kahve,ev ev müşteri arıyorsunuz.
Eh, haliyle ayağına kadar gittiğin bu halk da senden memnun. Hizmet götürüyorsun. Sırtında beyaz önlüğün yüreğinde beyaz ideallerin. Adam da oturmuş, kahvede pişpirik oynuyor. ve öyle rahat ki...   Çünkü, sen varsın, idealist kardeşim, iyi ki de varsın.
Sesleniyor sana oturduğu yerden, kalkmadan, piştisi yarım kalır yoksa. Yarım kalırsa da oyun onda kalır ve ortadaki 4 çayın parasını vermek zorunda kalır.
-Paytar, şu bizim eve gitte şu ineğe bi bakalım ya! Boğsak mı ne?
Hangisi demene fırsat vermeden daha, ağzında bırakır herşeyi;
-Ya paytar sen bilirsin onu, hani şu sağdan ikinci inek, kabak olan yaaa..
Sen gelmiyecek misin? demene de gerek kalmaz.
-Yengen evde, seslen çıkar! Der ve gidersin.
Gidersin, çünkü bilirsin ki sen gitmesen diğer 30-40 arkadaşından biri nasılsa gidecek, hatta uçacak. Ekmek aslanın ağzındadır, kapmak gerek.

Bazen de sorar köylü sen kaça yapıyosun? Önce düşünürsün, fazla olmasın diye. Devletin sana verdiği paradan da fedakarlık yaparsın ama, yine de hoşuna gitmez adamın. Çünkü, senden önce gelen Ahmet, zaten senin söylediğinin yarısına, hatta senden sonra gelecek olan Mehmet, onun da yarısına yapıyor. Ya çıkacaksın oradan, gururunla aç kalacaksın. Ya da müşteri kaybetmemek adına, yapacaksın o işi adamın istediği en makul fiyattan. Tabii onu da harmanda almak kaydıyla...

Ve bu böyle nasıl başladıysa, bir ömür sürer gider... Çünkü, üç meslektaş, bir araya gelip oturamazsınız. Konuşamazsınız. Pamukçu, pamukçuyu sevmez çünkü! Ekmek, aslanın ağzındadır ve herkesin aslan gördüğü, o meslektaşıdır. Bir mücadeledir bu, ekmek aslanın ağzından kapılacaktır. Bunun için de her yol mubahtır.

İlaç alırsın, senet ya da çekle. Arabaya yakıt alırsın, nakit ya da kredi kartıyla. Ödeme tarihleri gelir, yok. Sana harmanda para vericem diyen şahıs, harman gelmiş olsa da parasını verememiştir. Çünkü, şehirden ev almıştır, onu ödüyodur. Ya da çocuk evlendirmiştir. Ya da traktörü değiştirmiştir, en güçlüsünden ve de yenisinden. 100 milyarları bulmuştur. Ya da, ne bileyim, bir hastası vardır en azından. Yoktur işte, ya parası canını mı alacaksın. Ve sana, kala kala geriye, birkaç ticari nasihat ile ödeyemediğin senetlerin ve kredi kartlarının ödeme ihbarnameleri, icra uyarıları kalakalır. Öylece bakar, kalırsın. Halini gören meslektaşın üzülmek yerine içten içe sevinir, utanmasa bir de göbek atacak ya! Ama farkında bile değildir, batan sıradan bir insan değil, onun bir meslektaşı ve onunla batan mesleği! Yani veteriner hekimliği batıyor. Beş yıl süren okul sonrası neler değişiyor, derseniz, işte o gün başlar filmin kendisi...

Önce, 40 kişisinizdir, belki, sonra bir bir azalır, yok olursunuz. Köpeğine bakmak için gittiğiniz adama, köpek olursunuz!

Belki ölüp gider bu adam ama geriden yeni beyaz önlüklüler hep geliyor!İşsizlik diz boyu, eh ekmekte aslanın ağzında. Öyleyse?

Sevgili beyaz önlüklü kardeşim! Sana bir abi nasihatı. Lütfen, üzerindeki beyaz önlüğün kirlensin, hatta simsiyah olsun, ama ne olur, içindeki umudun, ideallerin, insanlığın hep beyaz kalsın. Ve ne olur, karşındaki meslektaşına iyi bak; O pamukçu değil. Beş yıl beraber okuduğun, beraber gülüp beraber ağladığın, can dostun kardeşindir. Utanma, bir daha bak gözlerinin içine ve yapabiliyorsan, yine utanmadan söyle, onu ne kadar çok sevdiğini özlediğini!

Aslanı da, ne kadar çok kişi bir arada olursanız, o kadar kolay yıkarsınız. Ben eminim, o aslanın yuttuğu her lokma, paylaşmasını bilirseniz, hepinize yeter.

Öptüm seni idealist kardeşim!...

 
 
Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved