Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar
   

AB Ortak Tarım Politikası  İle İlgili Gelişme ve Haberler

   

 

     

 

AB Ortak Tarım Politikası  İle İlgili Gelişme ve Haberler

Dr. Çağla Yüksel Kaya Kuyululu

Balıkçılık endüstrisi AB’nin atık deniz ürünlerini bitirme planlarına karşı çıkıyor
AB Balıkçılık Genel Müdürü Maria Damanaki geçtiğimiz günlerde avlandıktan sonra denize geri atılan balık ve deniz canlıları konusunda yasaklama getireceklerini ve bu sayede azalan stoklara karşı bir çözüm üretebileceklerini ifade etmişti. AB’nin büyük balıkçılık endüstrisi temsilcileriyle buluşan Damanaki, Komisyonun bu önerisine gösterilen tepki ile karşılaştı. Denize geri atımların yasaklanmasının büyük balıkçılık endüstrisini kota aşımı sebebiyle zor durumda bırakacağını, avlanan bazı canlıların ticari değerlerinin düşük olması sebebiyle kota kapsamında kullanılmak istenilmediği dile getirildi. Avrupa’da milyonlarca ton yenebilir deniz ürünü avlandıktan sonra ölmüş bir halde denize geri dökülüyor ve bu balıklar karaya çıkartılırsa endüstri zarara uğrayacağını belirtiyor. Teknelerin küçültülmesine sebep olacağı söylenen planı çevreci gruplar ise destekliyorlar.
03.05.2011 http://www.guardian.co.uk/environment/2011/may/03/fishing-industry-eu-discards-plan
Güncelleme:14.05.2011

Dört yıl sonra İsviçre’den ilk Deli Dana Vakası

İsviçre’nin Sen Gallen bölgesinde rutin muayeneler sırasında subklinik yani klinik belirti göstermeyen BSE diğer bir ifadeyle Deli Dana hastalığı tespit edilen bir hayvan imha edildi.

Dünya Salgın Hastalıklar Ofisi’ne bildirim gönderen veteriner hizmetlerin raporuna göre hastalık tespit ettikleri hayvan İsviçre’nin kuzeydoğusunda yer alan 32 başlık bir sığır işletmesinde bulunmaktaydı.

Atipik olduğu belirtilen vakanın alışılmışın dışında hiçbir belirtli göstermediği, 2003 doğumlu olduğu ve tanının ancak ölen hayvanın muayenesinde konduğu belirtilmiştir. İsviçre’de Deli Dana Hastalığı en son Ekim 2006’da görülmüş ve bu sebeple de Uluslararası Salgın Hastalıklar Ofisi tarafından Mayıs 2010 tarihinde Kontrol edilebilir Deli Dana Hastalığı riski taşıyan ülkeler statğsğne taşınmış ve bu ülkelerden canlı hayvan ithalatı yapılabileceği ifade edilmişti.

Bununla birlikte son yıllarda Avrupa Birliği ülkelerinde tespit edilen hayvanlar atipik BSE olarak uluslararası veritabanına kaydedilmiştir.

Türkiye AB’den canlı sığır ithal eden, ve ilerleme raporlarında AB tarafından Deli Dana Hastalığı’na ilişkin kontrollerin yetersizliği sebebiyle eleştirilen ülkelerden birisidir.

03.05.2011 http://www.thebeefsite.com/news/34405/first-bse-case-in-switzerland-for-four-years
Fotoğraf: http://www.mueller-hennweiler.de/pcs/bse_03.jpg

Gıda Güvencesi Tehdit Altında “Küresel önlem alınmalı”

 “AB’nin gıda güvencesini içeride ve dışarıda en çok etkileyen etkenlerin başında iklim değişikliği ve ürün piyasalarında spekülasyonu gelmektedir” diyen bir Avrupa Parlamentosu Kararı geçtiğimiz Perşembe günü yayınlandı. Kararın ardından Parlamenterler gıda fiyatlarına yapılan dış müdahalelerle mücadele edilmesi ve AB içerisinde gıda üretiminin garanti altına alınması için acil önlemler alınması gerektiği çağrısında bulundular. Kuraklık, sel felaketleri, yangın ve fırtınaların dünya çapında geçmişe göre çok daha fazlalaştığını ve tarımsal kapasiteyi düşürdüğünü ifade eden kararda, tarım arazileri kaybının önlenebilmesi için toprak ve su yönetiminin geliştirilmesi gerektiğini ve Komisyonun ulusal iklim değişikliğini azaltma tedbirlerini izlemesi gerektiği belirtilmiştir. Özellikle gıda ürünleri, ham madde ve enerji piyasalarındaki spekülasyonların gıda güvencesini riske attığına dikkat çeken Parlamenterler G20’ye dahil olmayan ülkelerin de gıda fiyatlarına müdahale ile mücadele edilmesinde G20’nin çalışmalarına dahil edilmesini istediler.  Bunun yanısıra Komisyon’un Avrupa Güvenlik ve Pazar Otoritesi’ni daha fazla yetkilendirerek tarım piyasaları ile yakından ilgili yatırımcıların gıda piyasalarında yer almalarının kısıtlanması ve hükümetlerin ihracatı engelleyen uygulamaları yapmaması gerektiğine inanan Parlamenterler AB içerisinde gıda güvencesinin garanti edilebilmesi için çok güçlü bir Ortak Tarım Politikası’na ihtiyaç olduğuna ve sağlık, çevre va hayvan refahı standartlarını karşılamak için artan maliyetler sebebiyle düşen çiftlik gelirlerinin bir an önce telafi edilmek zorunda olduğunu vurguladılar. Ayrıca müdahale alımları ve stratejik stok oluşturulması gibi piyasaya müdahale araçlarının Ortak Tarım Politikasında mutlaka yer alması gerektiği de eklenmiştir.18.02.2011

http://www.thedairysite.com/news/33644/food-security-under-threat-global-response-needed

Uluslararası süt piyasalarında fiyatlar yükselmeye başladı

2007 yılında başlayıp 2008’de de devam eden süt ve ürünleri fiyatlarının rekor düzeylerde yükselmesine sebep olan aynı etkenler bu sene yine iş başında. Küresel ekonominin dünya ekonomik krizinin yarattığı olumsuz etkilerden kurtulmaya başlaması ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde artan gıda özellikle de süt ürünleri talebi sonucu uluslararası piyasalarda süt ve ürünlerinin fiyatlarını yükseltmeye başladı. Yeni Zelanda ve Avsutralya gibi önemli süt üreticisi ve ihracatçısı ülkelerde de elverişsiz iklim koşulları sebebiyle meydana gelen kuraklık veya sel felaketleri sonucu düşen süt arzına karşılık AB’de süt üretim kota miktarlarının giderek arttırılmasına rağmen kota altı üretim gerçekleşmesi de uluslararası piyasalara sunulan süt ve ürünleri miktarını oldukça düşürmüştür. Dünya petrol fiyatlarının iki katına çıkması ve hububat ile yağlı tohum fiyatlarında görülen yükselme seyri tüm dünyada üretim maliyetlerini arttırmıştır. Asyanın artan talebini karşılamaya yetmeyecek seviyelerdeki arz sonucu bu yıl da 2007 yılında olduğu gibi süt fiyatlarında rekor seviyelerde artış beklenmektedir. Sonuç olarak Avrupa’da tereyağının fiyatı tonda 4000 ABD dolarından 5375 dolara ulaşırken Okyanusya menşeili tereyağının fiyatı ise 4850 dolara satılmakta. Özellikle ulusal süt piyasalarında sütün çiftlik çıkış fiyatını etkileyen yağsız süt tozu fiyatları ise Avrupa’da Kasım ayında ton başına 2800 dolarken bugün 3750 dolara, Okyanusya’da ise 3800 dolara yükselmiştir. Buna karşılık Türkiye’de de olduğu gibi bazı ülkelerde ulusal fiyatların düşük seyretmesinin sebebinin ise ürün fiyatlarının dünya piyasalarında yükselmesi ve yerel sanayinin ulusal arzı ucuza alarak ürün stoklaması yapmak istemesi olarak yorumlanabilir.15.02.2011

http://www.thedairysite.com/news/33593/is-it-deja-vue-in-the-dairy-markets

Wikileaks’ten bu sefer GDO ile ilgili ABD’nin planları çıktı

ABD büyükelçiliklerinin gizli iç yazışmaları genetiği değiştirilmiş tohumlara karşı duran ülkeler için bir “misilleme” listesi yapılmasını  tavsiye ediyor.

Yeni yayınlanan Wikileaks gizli iç yazışmaları, ABD’nin Paris Büyükelçiliği Vaşington’a genetiği değiştirilmiş tohumlara karşı çıkan Avrupa Birliği ülkelerine karşı askeri tarzda bir ticari savaş açılmasını önerdiğini gösteriyor. Özellikle 2007 sonlarına doğru Fransa’nın Amerika kökenli uluslararası bir biyoteknoloji şirketinin ürettiği genetiği değiştirilmiş mısır çeşitlerini yasaklamasının ardından eski ABD Başkanı George Bush’un arkadaşı ve eski iş ortağı olan Büyükelçi Stapleton Vaşington’dan AB’yi ve özellikle de GD’li tohumların kullanımını desteklemeyen ülkeleri cezalandırmasını talep etmiş.

Yayınlanan bazı yeni iç yazışmalarda ise dünya genelinde ABD’li diplomatların stratejik yönetim ve ticari zorunluluk olarak GD’li tohumlar için baskı yaptıkları görülmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki pekçok Katolik piskoposun tartışmalı olan bu tohumlara şiddetle karşı çıkmaları ise ABD’nin Papa’nın danışmanlarına daha büyük baskı uygulamalarına sebep olmuştur. Vatikan’daki ABD Büyükelçiliğinin iç yazışmalarında, ABD Papa’nın uzun süren lobi faaliyetlerinden sonra bu tohumları desteklediğine inandığı fakat bu desteğini açıklamamış olmasına ise sitem ettiği belirtilmektedir. İç yazışmalarda geçen cümlelerde Vatikana konu hakkında baskı yapmak için fırsatların bulunduğunu ve bu sayede Avrupa ve gelişmekte olan ülkelerdeki nüfusun önemli bir kısmının etkilenebileceği de ifade edilmiştir. Bunlara ek olarak kamuoyuna açıklanan gizli iç yazışmalar ABD’li diplomatların doğrudan GDO teknolojisi üreten Amerikalı firmalarla çalıştıklarını ve yüksek düzeyde ABD hükümeti müdahalesi sayesinde İspanya’nın tarımsal biyoteknoloji konusundaki pozisyonunun etkilendiğini, ve hatta ABD ile İspanya’nın AB’yi biyoteknoloji yasasını güçlendirmemeye ikna etmek için çok sıkı çalıştıklarını ve ABD’nin İspanya’nın biyoteknoloji raporu daha yayınlanmadan AB’deki oylamada nasıl oy vereceğini bildiğini ileri sürüyor.

03.01.2011 - http://www.guardian.co.uk/world/2011/jan/03/wikileaks-us-eu-gm-crops

2011 yılında küresel gıda fiyatlarında tehlikeli bir yükseliş bekleniyor

Gıda fiyatları dünya çapında tehlikeli seviyelere yükseliyor. Küresel anlamda karmaşaya sebepl olan 1974 ve 2008 krizleri gibi şu anda da kapıda bekleyen bir kriz pekçok yerde konuşulmaya başlandı. Uyarıcı işaretlerden birisi özellikle buğday, mısır ve pirinç fiyatlarında belirgin fiyat artışının görülmesidir. 2010 yılında bu ürünlerin fiyatları Hazirandan Kasım ayına kadar %26’lık bir artış gösterdi ve bu en çok bu ürünlerin ana tüketim malzemesi olduğu Filipinler, Meksika, Nijerya ve Pakistan gibi ülkelerin yanısıra fakir ülkelerde de etkilerini göstermeye başladı. Yüksek fiyatların en önemli etkileri gelir seviyeleri düşük olan fakirlik sınırının altındaki insanlarda gözlenmek çünkü bu kişilerin gelirlerinin yarısından fazlasını gıdaya harcamaktadırlar. Pek çok büyük ülke için ise durum daha çok iç pazarın bir sorunu olarak algılanabilmektedir. Hububatların sadece %12’si uluslararası ticarette pazarlanmaktayken kendi ürünlerini üreten Çin, Rusya ve Hindistan gibi ülkelerde tüketiciler hükümetlerin belirlediği fiyatlardan gıdalarını satın almaktadır ve küresel pazardan etkilenmemektedir. Fakat bu krizin herkesi etkilemesi beklenmektedir. Özellikle de 2011 yılında temel hububatlara olan talebin %2 artarken ğretimin %4 düşmesi beklenmektedir. Bu da fiyatların yükseleceğinin temel göstergelerinden birisidir. Buna ülkeler kısa vadede ihracatı yasaklayarak tepki vereceklerdir. 2007 yılında Hindistan’ın pirinç ihracatını kapatarak dünya fiyatlarının iki katına çıkmasına sebep olduğu gibi kendi üreticilerinin de yüksek fiyatlardan yararlanması engellenmiştir. Diğer bir etken ise mazot fiyatlarıdır. Artan mazot fiyatlarının olumsuz etkilerinin yanısıra bir de tarım arazilerinin enerji üretimine ayrılmasının yarattığı olumsuz etkiler bulunmaktadır. Örneğin ABD dünya mısır ihracatının üçte ikisini elinde tutarken önemli miktarda arazisini biogaz üretmeye yöneltmiştir ve bu da mısır fiyatlarının %70 artmasına sebep olmuştur. Etkilenen ise her zaman dünyadaki düşük gelirli ülkeler ile fakirlik sınırı altındaki insanlar olmuştur. 2011’de beklenen gıda krizi olası ama kaçınılmaz değildir. Önümüzdeki yıllarda ise nüfus artmaya devam ettiği ve nüfusun arttırılması ülke politikaları olmaya devam ettiği sürece dünya gıda krizlerine ve üretim yetersizliklerine de alışmak zorunda kalacaktır...

28.12.2010

Kaynak: http://www.nytimes.com/2010/12/29/business/29views.html?_r=1

Avrupa Süt Borsası Avrupa Komisyonu’nun teklifleri karşısında hayal kırıklığına uğradı

 Avrupa Komisyonu 2009 yılında Avrupa Birliği genelinde hem küresel etkiler hem de AB’de süt kotalarının kaldırılarak üretimin artmasıyla yaşanan süt krizi sebebiyle 2010 yılı boyunca yeni bir strateji geliştirmeye çalıştı ve geçtiğimiz haftalarda bu konudaki raporunu yayınladı. AB süt üreticilerini ve AB içerisinde üretilen sütün %75’inden fazlasının temsil edildiği Avrupa Süt Borsası Başkanı ise komisyonun çalışmalarını yeterli görmediklerini ve tekliflerin kendilerinde büyük bir hayal kırıklığı yarattığını dile getirdi. Komisyon tarafından öne sürülen önlemlerin süt piyasasına yardım edebilecek nitelikte olmadığını açıkladığı konuşmasında, Brüksel’de yeni fikirlerin ortaya atılmasından ve özellikle üreticilerle süt sanayi ve büyük marketler arasındaki güç farkının ortaya konmasının yeni ve taze bir hareketlilik olduğunun düşünülebileceği fakat bu konuşmaların ve teklif edilen önlemlerin yeterince ileriye yönelik olmadığını ifade etti. Rekabet yasaları süt üreticileri lehine değiştirilse de üreticilerin asla üretilen süt miktarı üzerinde etkili olamayacağını ve talebe göre üretimin üretici fiyatlarının maliyetleri karşılamasında en önemli etken olduğu ve diğer pahalı müdahale önlemlerine göre üreticiler üzerinde daha olumlu etkileri olduğunun bilindiğini belirten Borsa başkanı doğrudan ödemelerin artmasının bile süt çiftliklerinin kayıplarını karşılamaya yetmeyeceğini sözlerine ekledi. Sonuç olarak Kanada’da üreticilerin arz yönetim sistemi uyguladıklarını ve bu yüzden devletten hiçbir desteğe ihtiyaç duymadıklarını dile getirirken kotaların kaldırılmasının büyük bir hata olduğunu ve üreticilerin ve tüketicilerin gelirlerinin korunabilmesi için kotaların veya diğer bir arz yönetim sisteminin uygulanması gerektiğini vurgulamıştır.

23.12.2010 http://www.thedairysite.com/news/33091/emb-disappointed-with-ec-proposals

AB çiftlik destekleri şimdi her zamankinden daha önemli

 AB Tarım Komisyonu Başkanı Dacian Ciolos geçtiğimiz Pazartesi günü gelişmekte olan ülkelerin adil olmadığını düşünmesine karşın, yaşanan ekonomik krizin Avrupa’lı çiftçiler için güçlü bir yardım politikasına duyulan ihtiyacı belirginleştirdiğini öne sürdü.

Ciolos yaptığı açıklamada ekonomik krizin tüketimi düşürdüğü ve fiyat dalgalanmalarına sebep olduğuna ve bunun Birlik içerisinde tartışmalı olan Ortak Tarım Politikasının her zamankinden önemli olduğunu gösterdiğine işaret etti.

AB’nin toplam yıllık bütçesinin yaklaşık %40’ını kapsayan Ortak Tarım Politikası’nın mevcut sistemi 2013 yılında sona erecek ve devamının nasıl olması gerektiği yönünde AB üyeleri şimdiden fikir ayrılıkları yaşamakta. Birlik desteklerinden çoğunu alan ve güçlü destekleme sistemi ile tarım sektörünün korunması gerektiğini savunan Fransa’yı İspanya ve diğer önemli tarım geliri olan ülkeler desteklerken, İngiltere, Hollanda ve İsveç gibi diğer ülkeler desteklemelerin giderek azaltılması ve nihayetinde çiftçilerin serbest piyasa koşullarında üretim yapması gerektiğini savunmaktadırlar.

Romen olan Komisyon başkanı ise ortada bir yerde bir pozisyon belirlenmesi gerektiğine inandığını ve uzun vadede tarım piyasalarına müdahale edilmemesinin daha pahalıya mal olabileceğini, fakat desteklerin de daha adil bir şekilde dağıtılması gerektiğini vurguladı.

12.04.2010 http://www.eubusiness.com/news-eu/farm-cap.43w

Serbest piyasa Avrupa tarımını kurtarmaz

04/06/2010 

Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi AB Ortak Tarım Politikasının 2013 yılından sonraki reformu için tarih olarak nitelendirilebilecek bir oybirliğiyle görüşünü açıkladı.

AB Ortak tarım politikasının bütçe dönemi 2013 yılında bitiyor ve 2013 sonrasında nasıl bir politika oluşturulacağı ile ilgili uzun süredir tartışmalar devam etmekte. Tarım politikasının para tahsis edilmesinden çok daha büyük bir şey olduğunu belirten Komite raportörü Lutz Ribbe sürdürülebilir tarım, çeşitli ve güvenli gıda temini, kırsal alanların korunmasının hedeflendiği bri Avrupa tarım modelinde piyasa koşullarına bu denli maruz kalan sektörde gıda fiyatlarının çiftçilerden beklenen görevleri yerine getirmelerinin yarattığı maliyeti karşılayamadığını da eklemiştir.

Özellikle çevre ve kırsal arazilerin korunmasını da içeren ve çok işlevsel olan tarım sektörünün AB’de pek çok çiftçiyi fakirliğe sürüklediğini ve pek çok işletmenin kapandığını vurgulayan Komite her daim yüksek verim için rekabet edilmesine bir son verilmesi gerektiğini ve bu rekabetin toplumun istemediği GDO, hormon ve büyümeyi hızlandıran maddelerin kullanımını tetiklediğinin altını çizmiştir.

Günümüzde Avrupa’daki toplam istihdamın altıda biri doğrudan veya dolaylı olarak tarıma dayalıdır ve tarım sektöründeki gelişmelerden oldukça fazla etkilenmektedir. Bu sebeple AB politika belirleyicilerinin de tarım sektörünün sürdürülebilirliğini sağlayacak ve çiftçilere yeterli gelir temin edecek önlemler almak düşmektedir.

Ortak Tarım Politikasının temel unsurlarından birisi olan piyasa istikrarının sağlanması AB’nin ana anlaşmasında yer almasına karşılık son yıllarda piyasa düzenleme mekanizmalarındaki kısıtlama piyasalarda spekülatif dalgalanmalara yol açtığını bildiren Komite temsilcisi tüketicilerin de bu durumdan karlı çıkmadıklarını çünkü bu fiyat düşüşlerinin tüketici fiyatlarına yansıtılmadığını dile getirmiştir.

Özellikle perakende sektöründe marketlerin yoğunlaşması çiftçilerin fiyat belirleyici değil fiyat kabul edici bir konuma gelmesine sebep olmuştur. Komite Avrupa Komisyonunun fiyatlandırmanın şeffaflaşmasını sağlaması ve sözleşmeli üretim konusunda inceleme yapmasını talep etmiştir.

18.03.2010

http://www.eesc.europa.eu/activities/press/cp/index_en.asp

Sarkozy çiftlik desteklerini korumak için AB’de kriz çıkma riskine hazır

04/05/2010

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy geçtiğimiz Çarşamba yaptığı açıklamada Fransız çiftçilerine AB’den çiftlik desteklerinin devam etmesi için verdiği mücadelenin Avrupa ilişkilerinde bir krizi tetikleyebileceğini ve bu riski göze aldığını dile getirdi. Ortak Tarım Politikasının ortadan kalktığını kabul etmektense Avrupa’da ortaya çıkabilecek bir riski göze almaya hazır olduğunu çiftliklerinin “ölmesine” izin vermeyeceğini belirtti.

24.03.2010 http://www.eubusiness.com/news-eu/france-politics.3sz

AB Tarım Örgütleri Komitesi (COPA) ve AB Tarım Kooperatifleri Komitesi (COGECA) güçlü bir ortak tarım politikası olmazsa arazi kullanımının yoğunlaşacağı ve arazilerin terk edileceği konusunda uyardı

03/31/2010 

AB Komisyonu tarafından gerçekleştirilen bir çalışma, Ortak Tarım Politikası kapsamında ödenen doğrudan gelir desteklerinde indirime gidilmesi durumunda AB’nin bazı bölgelerinde toprak kullanımının yoğunlaşabileceği, bazı diğer bölgelerde ise arazilerin terk edilebileceğini ortaya çıkararak güçlü bir Ortak Tarım Politikasına olan ihtiyacı teyit etti. Brüksel’de verdiği demeçte doğrudan gelir desteklerinin de azalması durumunda hayat standartları düşeceği için çiftçilerin bazılarının aynı miktardaki araziden daha fazla ürün elde etmeye çalışacağını belirten Copa-Cogeca Sekreteri diğer daha az rekabetçi bölgelerde ise üretim karlı olmaktan çıkacağı için bölgelerin terk edilebileceğini ve bu da çevreye olumsuz etkiler beraberinde getireceğini kaydetti. Ek olarak 2003 yılında 11 milyon olan çiftlik sayısının 2020 AB’sinde 7 milyona düşebileceğini ve bunun da özellikle sığırcılık sektöründen yaşanan kayıplar olacağının altını çizdi.

05.03.2010

http://www.copa-cogeca.be/Main.aspx?page=Archive&lang=en

AB gelişmekte olan ülkelerdeki çiftçilere yardım edecek

 04/14/2010 

Gelişmekte olan ülkelerde gıda güvenliğini artırmak üzere Avrupa Komisyonu küçük çiftçilerin desteklenmesini önerdi ve çiftçilerin toprak mülkiyet haklarına saygı gösterilmesi gerektiğine dikkat çekti. Avrupa Komisyonu 31 Mart’ta yayımladığı tebliğde dünyanın en yoksul ve aç nüfusunun genellikle küçük ölçekli tarımın yapıldığı kırsal kesimlerde yaşadığını not etti. Komisyon “sürdürülebilir küçük ölçekli gıda üretiminin Avrupa Birliği’nin (AB) gelişmekte olan ülkelerde yeterli gıda bulunmasını sağlaması konusunu dikkate alması gerektiğini” bildirdi. Tebliğde AB yardımlarının “sürdürülebilir ve ekolojik yeterlilik” öncelikli olması gerektiğini kaydeden Komisyon bunun için tarımsal verilerin iyileştirilmesi ve zararlı bitki-haşere ile mücadelenin topluca yapılması, toprağın ve sulamanın iyileştirilmesi ile örneğin dayanıklı ürüne ağırlık verilmesi talebinde bulundu. Beslenme politikaları ve stratejilerinin küçük tarımın çeşitlendirilmesi, besin değeri yüksek olan gıdaların üretiminin bu çerçevede ele alınması gerektiğine de dikkat çekiliyor. Fiyatlardaki oynaklık konusunda AB yürütme organı piyasada üretim, rezerv ve fiyatla ilgili şeffaflığın artırılması, tüccarların yeterli gıda stoku bulundurmalarının sağlanması ve ihracatta kısıtlamaların hafifletilmesini tavsiye etti.06.04.2010

http://www.euractiv.com.tr/abnin-gelecegi/article/ab-gelismekte-olan-ulkelerdeki-ciftcilere-yardim-edecek-009639

EFSA Gıda ve Yemlerde Dioksin’e karşı uyardı

 04/12/2010

Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu EFSA’nın yaptığı araştırmaya göre test edilen gıda ve yemlerin %8’i fazla miktarda dioksin içeriyor. EFSA gıda ve yemlerde dioksin ve ilişkili maddelerin seviyelerini 1999-2008 yılları arasında 21 ülkeden aldığı 7000’in üzerinde numuneyi analiz ederek sonuçları yayınladığı raporunda pek çok gıda maddesinde düşük miktarda dioksin bulunduğunu açıkladı. Ani olarak sağlık sorunlarına yol açmadığı halde dioksinin yüksek seviyelerde bulunması insanlarda kanser de dahil ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Dioksinin özellikle hayvansal yağlarda bulunması ve gıda zincirine girmesi gıda güvenliği açısından büyük önem taşıyor. Gıda açısından toplam ürün ağırlığı ile oransal olarak dioksin seviyeleri incelendiğinde en fazla miktarın balık ciğeri ve ürünlerinde, yemlerde ise balık yağında bulunduğu rapor edilmiştir. Toplam numunelerin %8’inde ise AB mevzuatında belirtilen eşik değerin aşıldığı gözlenmiştir.

01.04.2010

http://www.thepoultrysite.com/poultrynews/19850/efsa-highlights-dioxin-dangers-in-food-and-feed

AB süt sektörü için 2010’da yeni bir mevzuat paketi planlanıyor

04/09/2010

Yeni AB Tarım Komisyonu başkanı Avrupa süt sektörünün daha iyi işlemesinin sağlanması amacıyla yılsonuna kadar yeni bir mevzuat paketinin sunulacağını duyurdu.

Geçtiğimiz günlerde Brükselde gerçekleştirilen “Süt için nasıl bir gelecek?” başlıklı konferansa katılan AB’nin yeni Tarım Komisyonu Başkanı kotalara bir dönüş olmayacağını fakat fiyat dalgalanmalarıyla baş edebilmek için bu sene mevzuat değişikliği önereceklerinin duyrusunu yaptı. Komisyon başkanı önerilmesi planlanan yeni mekanizmaların, piyasaların doğal gelişimini bozmadan aşırı fiyat dalgalanmaları ile başa çıkması gerektiğini belirtti. Üst Düzey Süt Grubu Başkanı Demarty ise konferansı değerlendirirken özellikle tedarik zincirindeki dengesizliklerin hedeflenmesi gerektiğini ekledi. Komisyon yetkilileri yaptıkları açıklamada özellikle elde edilen katma değerin piyasadaki farklı kesimler tarafından eşit ve daha şeffaf paylaştırılmasının dikkate alınması gerektiğine vurgu yaptılar.

Son günlerde çok konuşulan sözleşmeli üretim ile ilgili olarak Demarty konferansta sözleşmelerin temellerinin öneminin bir kez daha ortaya çıktığını dile getirdi. Üreticilerin toplu halde, pazarlık gülerinin arttırılmasın gerekli olduğunu ve çözümlerin rekabet yasalarına süt sektörü ve üretici örgütlerin güçlendirilmesi için istisnalar yapılmasını gerektirdiğinin altını çizdi.

31.03.2010

http://www.dairyreporter.com/Industry-markets/Legislative-package-for-EU-dairy-sector-planned-for-2010/?c=tN%2FttqOiWm3324QEKGHarw%3D%3D&utm_source=newsletter_daily&utm_medium=email&utm_campaign=Newsletter%2BDaily

AB’li politikacıların süt üreticilerinin perakende fiyatlarındaki paylarının düşüşünü durdurmaları gerekmekte

04/06/2010

AB Çiftçi Liderleri gıda zincirinde üreticilerin pazar pozisyonlarını güçlendirmek gibi önlemlerle AB süt üreticilerinin gelecekte de üretmelerinin sağlanması gerektiğini vurguladılar. Tüm tarım ürünlerinde çiftçilerin perakende fiyatlarındaki payları son 10 yılda %31’den %24’e gerilemiştir. Bu düşüşün durdurulması için AB Komisyonu Üst Düzey Konferansında konu “Süt için nasıl bir gelecek?” olarak belirlenmiştir.

Konferansta konuşma yapan Profesyonel Tarım Örgütleri Komitesi Başkanı AB çiftçilerinin gelirlerinin ortalama gelir seviyesinden %50 düşük olduğunu ve AB süt üreticilerinin gelirlerinin son 10 yılda %20’den fazla azaldığını, bu sebeple üreticilerin yüksek maliyet ile düşük ürün fiyatları arasında sıkıştığını vurguladı. AB’nin gelecekteki süt politikalarında resmi müdahale sistemi, uluslar arası piyasalardaki stratejik varlığın sağlanması için verilen ihracat uygulamaları gibi mevcut piyasa önlemlerinin korunmasının ve bu sayede AB müdahale taban fiyatlarının etkili olarak kullanılmasının yanı sıra piyasa riskleriyle mücadele edebilmek ve çiftçileri piyasadaki dalgalanmalardan korumak amacıyla sigorta sisteminin geliştirilmesinin de yer alması gerektiğinin altını çizmiştir. Özellikle fiyat belirlenmesinde toplu pazarlık yapılabilmesi için açık bir şekilde kuralların oluşturulmasına ihtiyaç duyulduğu ve AB’nin süt üreticileri ile süt sanayicileri arasındaki sözleşmeleri yönlendirmesi ve bu sayede adil olmayan sözleşmeli üretimi engellemesi gerektiği vurgulanmıştır.

26.03.2010

http://www.copa-cogeca.be/Main.aspx?page=HomePage

----------------------------------------------------------------------------

 Kaynak:

Dr.Çağla Yüksel Kaya Kuyululu

http://adildunya.wordpress.com

 

 
Güncel
 

 

VetEuropa

“VetEuropa” Sayfamıza Hoş Geldiniz,            

Bu sayfamızda sizler için hazırlanan Avrupa’da veteriner hekimlik uygulamaları, mevzuatına ait bilgiler ile AB ile ilgili yorum ve incelemeleri bulacaksınız

Avrupa Birliğine üye olmaktan, AB normlarını ülkemize kazandırmak daha önemli ve öncelikli bulunmaktadır.  Bu normlar, gerek ülkemizde gıda güvenliği ve halk sağlığının sağlanması gerekse uluslararası ticarette ülkemizin aktif rol almasının önemli etkenlerinden biri olarak görülmektedir.

Sayfamızda geçmiş yıllarda hazırlanan, tercümesi sağlanan, bir çoğu yayınlanmış bilgileri de derleyerek sunmanın yararlı olacağı düşünülmüştür. Bazı bilgi ve dokümanlar ise orijinal haliyle sizlerin bilgisine sunulacaktır. Meslektaşlarımızdan tercüme için yeterli destek bulabildiğimiz takdirde bir çok bilgi ve belgeyi Türkçe olarak yayınlama imkanımız bulunmaktadır. Bu anlamda elimizde çok sayıda İngilizce metin, sunum ve dokuman bulunmaktadır.

Ülkemiz ve meslek camiamız için faydalı olması dileğiyle sunarız.

TürkVet

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved