Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar
     
     
     

 

Gıda Güvenliği “Ahırdan Sofraya” Gıda Güvenliği Yaklaşımı

Giriş

Altmışlı yılların başından beri Avrupa Birliği (AB), yiyeceklerin kesin olarak güvenilir olmasını sağlamak amacı ile kapsamlı kurallar geliştirmiştir. Bu kurallar; üretimin tüm aşamalarında, işleme, dağıtım sırasında ve perakende zincirinde mükemmel olarak yapılan Resmi (Yetkilendirilmiş) Veteriner Hekim muayenelerini, kontrol ve testleri içerir. AB ülkelerine üçüncü ülkelerden getirilen ürünler için de bu kontrollerin yapılması gereği vardır.

Gıdalarla ilgili olarak yakın zamanda ortaya çıkan ciddi sorunlar, gıdaların denetlenmesi ile ilgili olarak yürürlükte bulunan uygulamalara olan halk güvenini büyük ölçüde zedelemiş bulunmaktadır.

Gıda güvenilirliği ile ilgili bu güven eksikliği; uygulamada olan gıdaların denetlenmesi yaklaşımının, mümkün olan en yüksek düzeyde sağlığı korumanın sağlanabilmesi amacı ile modernleştirilmesine, daha düzgün ve kolay anlaşılır şekle dönüştürülmesine gerek olduğu düşüncesini getirmektedir. Bu düşünce, çiftliklerde çalışan “pratisyen (sahada çalışan veteriner hekimler)”, denetim servislerinde görevli “resmi (yetkilendirilmiş)” ve halk sağlığı ile görevli “uzman” pek çok Veteriner Hekim tarafından da kabul edilmekte ve desteklenmektedir.

Gıdaların denetlenmesi ile ilgili yeni yaklaşım sonucu, sadece tüketiciye değil fakat toplumun bütününe  güvence getirilmelidir. Bunun sağlanması için yeni yaklaşımda, halk sağlığı ile hayvan sağlığı ve refahı birlikte düşünülmelidir. Çünkü hayvan sağlığı ve refahı doğrudan genel halk sağlığını ve özellikle de gıdaların güvenilirliğini etkilemektedir.

Son 30 yıl içerisinde meydana gelen pek çok sosyo-ekonomik değişim sonucunda, daha entegre bir “gıda güvelirliği” yaklaşımına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu değişimlerin bazıları aşağıda olduğu gibidir.

·          Tarım ürünlerinin üretim modelleri, işlenmeleri, satışları ve tüketilmeleri ile ilgili değişimler oluşmuştur.

·          Barınak, bakım ve yemleme sistemleri genel olarak daha intensif ve endüstriyel yapılar kazanmıştır.

·          Hayvan hastalıklarında yeni boyutlar oluşmakta, BSE gibi hastalıklar ve zoonotik/gıda kökenli hastalıklar örneğin E. coli'nin verotoxic hatları ve Salmonella yaygınlaşmakta ve büyük önem kazanmaktadır.

·          Uluslararası hayvan ticareti büyümektedir ve Avrupa Birliği'nin genişlemesi ile bu büyümenin devam edeceği beklenmektedir.

·          Sosyal değişimler oluşmaktadır. Örneğin; halk bilinçlenmesi, yaşam şeklindeki değişimler ve yüksek yaşam standartlarına olan isteğin artması gibi.

·          Sosyal yapıdaki değişimler sonucu,  çabuk ulaşılan hazır gıdaya olan talep artmaktadır.

·          Hayvansal ürünlerin alışverişindeki artışlar sonucu bir taraftan daha ucuz ve çeşitli yiyecekler tüketicilere sunulabilmektedir fakat diğer taraftan da ürünlerin çıktıkları yer ile tüketici arasındaki yolun izlenmesi giderek zorlaşmaktadır.

“Ahırdan sofraya”  gıda güvenliği yaklaşımı ile; hayvan yemi ve hayvan yetiştiriciliğinden, gıdanın tüketicinin sofrasına konmasına kadar olan üretim zincirinin tüm halkalarının birbirine bağlanması amaçlanmaktadır.

 “Ahırdan Sofraya”  Gıda güvenliği yaklaşımı

Avrupa Komisyonu, 1996 yılında şu görüşü benimsemiştir: “Gıda zehirlenmesine yol açan biyolojik ve kimyasal maddeler çok sayıda ve çeşitlidir fakat hemen hemen tümünün ortak özelliği, bu maddelerin hayvanla birlikte olması ve ahırda başlayıp, gıda ile sofraya kadar gelmesidir. Bu nedenle, tüketicinin gereği gibi korunması amaçlı bir girişim, üretim zincirinin tüm halkaları tek tek ele alınmadıkça daima başarısız olmaya mahkumdur. ”

“Ahırdan Sofraya” gıda güvenliği yaklaşımı; gıda güvenliği ile ilgili olarak ahırdan sofraya kadar olan üretim zincirinin tüm parçalarını içine alan bütün bir yaklaşımdır. Burada sözü edilen yiyecek sadece et değildir fakat onun yanında süt, çeşitli yumurtalar, balık gibi tüm hayvansal ürünler ile meyveler ve sebzeler gibi diğer tüm tarımsal ürünler söz konusudur.     

Bu yaklaşımın uygulanışında gıda denetimi, geleneksel uygulamada olduğu gibi sadece kesimhane veya işleme ünitelerindeki kontrollerden ibaret değildir. Bunun aksine yeni yaklaşıma göre; yiyecek üretim zincirinin hayvan yemi üreticisi  halkasından başlayıp bireysel tüketiciye kadar olan tüm halkalarının denetlenmesi söz konusudur.

Bu yaklaşımda, çiftlik ile tüketici gibi üretim halkaları arasında bilgi alışverişinin düzenlenmesi önemlidir. Bu bilgi akışı iki yönlü olmalıdır. Örneğin söz konusu bilgi çiftlikten kontrol noktasındaki Resmi (yetkilendirilmiş) Veteriner Hekime ulaştırılırken oradan alınacak bilgi de tekrar çiftliğe gönderilebilmelidir. Bu yoldan kesimhane denetlenmesi aşamasında edinilen bir bulgu çiftliğe ve orası ile ilgili saha sorumlusu Veteriner Hekime ulaştırılabilir. Benzer şekilde bir zehirlenme olayı ile ilgili bulgular gerekli önlemlerin alınması amacı ile zincirin aşağı halkalarına doğru iletilmelidir.

Bu nedenle “ahırdan sofraya” gıda güvenliği yaklaşımında, gıda maddesi ürünlerinin tüm aşamalarının üretim yerinden tüketiciye kadar izlenebildiği ve bilgi alışveriş sistemi ile donatılmış üretim şemalarının geliştirilmesi gerekmektedir

“Ahırdan sofraya” gıda güvenliği yaklaşımı; biraz fazla detaylı olmakla beraber, üretimdeki muhtemel yanlışların düzeltilmesine, tüketiciye ulaşan yiyeceğin mümkün olan en üst düzeyde güvenilir olmasına imkan sağlayan en uygun ve tek denetim yoludur.

“Ahırdan sofraya” gıda güvenliği yaklaşımı, tüketicinin sağlığını koruma yanında onun hayvan refahı, etik kurallar ve çevre sorunları ile ilgili endişe ve meraklarına da uyumlu bulunmaktadır.  

“Gıda güvenliği”

 Gıda zincirinin tüm halkaları boyunca

Ahırdan sofraya” gıda güvenliği yaklaşımı, ön üretimden başlayıp tüketiciye kadar olan zincirin her halkasında özel ölçüm ve denetimler yapılmasını gerektirir.

 Ön Üretim

Hayvan yemi: Bu yaklaşım için gerekli olan birçok denetim arasında, zincirin en başında, hayvan yeminin tam olarak izlenip denetlenmesi, hem BSE hem de dioxin kontaminasyonu krizi örneklerinde de gözlendiği gibi çok önemlidir. Bu nedenle üretilen her parti yem işaretlenmeli, fabrikadan tüketiciye kadar olan yol belirlenmiş olmalıdır. Bu şekilde, uyanık davranmak mümkün olacak, herhangi bir yem kontaminasyonunun belirlenmesi halinde kontamine yemi alan çiftliklerin bulunması ve olaya müdahale edilmesi kolaylaşacaktır.

Aynı durum her yem hammaddesi için de geçerlidir. Her hammadde fabrikaya getirilmeden ve yeme karıştırılmadan önce kontamine  olmuş olabilir.  

Hayvanların işaretlenmesi: Hayvanların işaretlenmesi için kolay ve tüm Avrupa Birliği Ülkelerinde ortak kullanılacak bir yöntem gereklidir.  Bu yöntem, güvenilir, açıkça görülebilir, uygulanışı kolay, sisteme müdahale ederek hile yapıldığında anlaşılır olmalıdır. Buna ek olarak çiftlik ve çiftçilerin ayrı ayrı işaretlenip kaydedilmeleri gerekir.

Her hayvan, çiftlik  kayıtları içinde yer almalı, çiftliğe bir tane veya bir grup hayvanın girip çıkması halinde bu kayıtlar daima güncelleştirilmelidir. Hayvan hareketlerinin belirlenmesi amacıyla  bu kayıtlar merkezi bilgisayar veritabanı'na  açık olmalıdır.

Hayvan sağlığı: Sürü sağlığı denetim hizmetleri, çiftlikler seviyesine kadar ulaştırılmış olmalıdır.  Bu hizmetin amacı, zootekni uygulamaları ve çiftlik idaresine verilecek önem yardımı ile sürü sağlığının  iyileştirilmesidir. Bu program gereği çiftçi ile sözleşmeli olarak çalışan Veteriner Hekim  sürüyü periyodik olarak ziyaret etmelidir.

Birçok hastalık etkeni hayvanlardan doğrudan ya da yiyecekler gibi bir aracı yolu ile insanlara bulaşabildiği için  sürü sağlığı ile epidemiyolojik denetim programları arasında etkin bir ilişkinin kurulmuş olması gereklidir. 

Bu nedenle sürü sağlığı denetim planları içerisinde “hastalık etkenlerinin belirlenmesi” hususu da bulunmalıdır. Bu uygulama içerisinde insanlara hayvanlardan geçen zoonozlar ve hayvan sağlığının iyileşmesi ile ilgili hayvan hastalıkları bulunmalıdır.

 Hayvan refahı: Halk sağlığı, hayvan sağlığı ve hayvan refahı arasında yakın ilişkiler vardır. Bunun bir örneği, stres altındaki hayvanların hasta olmaya daha yatkın olmaları ve Veteriner Hekim müdahalesine gerek duymalarıdır. Buna bağlı olarak hayvansal ürünlerde veteriner ilacı kalıntılarının düzeyi yükselecek ve halk sağlığını etkileyecektir. Gerçi, üye ülkelerden gelen saha sonuçları bu kalıntıların henüz istenen en düşük düzeylerde seyrettiğini göstermektedir.

Hayvan sağlığı ve gıda güvenliğinin anahtar faktörü olarak  “sürü sağlık denetim hizmetleri” içerisinde “SÜRÜ REFAHI”  önemli bir unsur olarak ele alınmalıdır. Bu nedenle Veteriner Hekimlerin hayvan refahı ile ilgili gözlemler yapmak ve gerekli parametreleri kaydetmek için düzenli ve periyodik çiftlik ziyaretleri yapması gereklidir.

Tüm bunlara ek olarak son ürün etiketinde, ilgili hayvanın yetiştirilişi ve bakımı ile ilgili bilgiler yanında refahı ile ilgili notlar da bulunmalıdır.

Sürü sağlığının denetim programlarına, Veteriner Hekimler tarafından muntazam olarak yapılacak sürü ziyaretleri dahil edilmelidir.

 Hayvansal atıklar: Son krizler nedeni ile anlaşılmıştır ki, hayvansal atıkların taşınması, muamele edilmesi ve yok edilmesi işlemleri “ahırdan  sofraya” yaklaşımının ciddi olarak kontrol altında tutulması gereken çok önemli hususlarıdır.

 Kayıtların tutulması ve merkezi bilgisayar veritabanı: Çiftçiler, Veteriner Hekimler, teknisyenler ve çiftlikte görev yapan tüm kişiler yaptıkları işlerle ilgili kayıt tutmalıdırlar. Özellikle hayvanların geçmişteki sağlık durumları ile ilgili bilgiler halk sağlığının korunması bakımından önem taşır.

Bu kayıtların daha sonra da kullanılmak üzere bir merkez bilgisayar veritabanında toplanması en uygunudur. Böylece veriler üretim zincirinin diğer halkalarında bulunanlarca da kullanıma açık olacaktır.

Bu sayede, herhangi bir hayvan bir kesimhaneye getirildiğinde veya süt, yumurta, kültür balıkları toplama merkezlerine getirildiği zaman orada görevli Resmi (Yetkilendirilmiş) Veteriner Hekim söz konusu hayvan, süt, yumurta, balık ve onların geldikleri çiftlik hakkında gerekli verilere hemen ve kolayca ulaşabilecektir. Bu bilgilerin ışığında yiyecek muayenesi işlemleri de var olan bilgileri en iyi şekilde değerlendirerek yapılacaktır.

 Veteriner Hekimlerin evrime uğrayan işlevleri: Geçen 30 yıl içerisinde dikkatler, hayvanların ve hayvansal ürünlerin üretilmesinden çok, özel pazar veya tüketici de gözetilerek, yiyecek üretimine yöneltilmiştir. Buna bağlı olarak Veteriner Hekimliğin dikkatleri de bireysel hayvandan sürü sağlığına ve 90'lı yılların ortalarından başlayarak da toplum sağlığına yönelmiştir. Bu nedenle Veteriner Hekimlerin işlevi; hayvan sağlığını ve onun refahını korumak yanında toplum sağlığını korumak amacı ile;  koruyucu hekimlik, ilaçların doğru kullanımı, kalıntı denetimi ve ilaçların uygunluğu yönünde evrim geçirmiştir. Bunun sonucu olarak, Veteriner Hekimleri birçok şekilde ilgilendiren “sürü sağlığı denetim programları” oluşturulmuştur. Geleneksel işlevleri yanında Veteriner Hekimler, toplum sağlığı, hayvan sağlığı ve refahı konularında bilgiler üretmeye ve danışmanlık yapmaya daha çok yönelir olmuşlardır. Örneğin: ilaçların doğru kullanımı ve özellikle antibiyotik kullanımı ve antibiyotiklerin kullanımdan çekilmesi  (withdrawal periods) süreleri, çevresel bulaşıcılar veya sağlıklı yaşam (hijyen) uygulamaları gibi.

Nihayet, “ahırdan sofraya” yaklaşımının tamamlanması bakımından bağımsız kuruluşlarca yapılacak  dış denetimlerle birlikte söz konusu bu bağımsız kuruluşlarda görevli Veteriner Hekimlerin  önceden haber vermeden yapacakları denetim ve programın yerinde takibi özellikle hayvan sağlığı ve refahı söz konusu olduğu zaman çok önemlidir.

Hayvanların kolay ve tüm AB ülkelerine uyumlu bir yöntemle işaretlenmeleri (numaralanmaları) gerekmektedir.

 

 “Ahırdan sofraya” yaklaşımında, gıdaların kalite ve güvenilirliklerini denetlemek için modern denetim uygulamalarına gerek vardır.

 Hayvanların taşınmaları ve hareketleri

Hayvan hareketleri: Hayvan hareketleri ile ilgili kayıtlar yalnız çiftliğe giriş ve çıkışlar şeklinde değil fakat hayvanın çıktığı işletmeden vardığı son ulaşım noktasına kadar olan yol bilgilerini de içerecek şekilde olmalıdır. 

Hayvanın kimlik kayıtları, hayvanın çıkağını ve hareketlerini kolayca izlemek için, bir elektronik sistem ve bilgisayarlı veritabanı ile desteklenmiş olmalıdır.

 Hayvan sağlığı ve refahı: Taşıma esnasında hayvan sağlığının ve refahının izlenmesi ve korunması  halk sağlığı açısından önemlidir. Taşınma esnasında hayvanlar üzerinde stres oluşur ve stres altındaki hayvanların etlerine hastalık etkenlerinin geçmesi (kontaminasyon) olasılığı artar. Uzun mesafelere canlı hayvan taşımaktansa hayvan karkaslarının ticaretinin yapılması daha doğrudur ve özendirilmesi gerekir.

Canlı hayvan taşımanın gerekli olduğu durumlarda, yükleme yoğunluğu ve hayvanların dinlenme süreleri gözlenmelidir.  Hayvanlarla birlikte giden görevlilerin, hayvan bakımı ve refahı konusunda belirli bir eğitimi almış olmaları da gereklidir.

Bunlara ek olarak, hayvan taşıma ile ilgili yükleyiciler ve onların araçları kayıtlı olmalı ve bu taşıtlar hayvan taşıma ile ilgili kabul edilen standartlara uygun olmalıdır.

 İşleme ünitesinden perakende satışa kadar

“Ahırdan sofraya” gıda güvenliği yaklaşımında, yiyeceklerimizin kalitesi ve güvenirliği, modern yöntemler yardımı ile yapılmalıdır. Kritik kontrol noktalarında risk analizi (Hazard analysis critical control points, HACCP) de işte böyle bir programdır. Gıda güvenilirliğinin kontrolünde bu yaklaşım,  kesimhane veya hayvan toplama yerinden başlayıp tüketiciye satış noktasına kadar süren koruyucu bir yaklaşımdır. Burada tüketicinin en üst düzeyde korunması amaçlanır.

 HACCP ve iyi uygulamanın ana hatları: Uygulama, yiyecek güvenirliği ile ilgili tüm potansiyel riskleri belirleyip onlara öncelik verme ile ilgili bir seri mantıklı adımdan oluşur. Üretimde denetimin gerekli olduğu noktalar belirlenir ve önemli riskler kontrol altına alınmış olur. Böylece, bu özel noktalarda kontrol ve uyarı işlemlerinin yoğunlaşması sağlanır. 

Bu nedenle bu işlemler yiyeceklerin üretim ve işlenmeleri aşamalarında güvenilirliği sağlamak, riskleri azaltmak, kaynakları mümkün olduğu kadar iyi değerlendirmek amacı ile uygulanır.

HACCP   uygulamasına göre yiyecek üretiminde çalışanlar, gıda güvenliği ile ilgili olarak üretimde ve üründe oluşması beklenen tüm riskleri bir bir belirleyebilmelidirler. Her bir özel riskin hangi noktada kontrol edilebileceği, azaltılabileceği ya da tümden yok edilebileceği belirlenmiş olmalıdır. Bundan sonra, kontrol edilmesi amacı ile riskin belirlenmesi, kontrolde hangi kısıtların (limitlerin) bulunduğu, bu kısıtlara karşı kişilerin nasıl davranacakları ve bir yanlış uygulama ya da hata ve sorun karşısında söz konusu kimselerin ne yapacakları önceden belirlenmiş olmalıdır. HACCP planları ürünün çeşidine ve üretim olanaklarına göre özellikler gösterir. HACCP sistemi, öz kontrol yapmayı (kişinin kendisini kontrol etmesini) ve sorumlulukların belirgin olmasını özendirir.

Bununla beraber HACCP prensiplerinin küçük işletmelere uyarlanmasının güç olabileceği bilinmelidir. Buna yardımcı olmak için ilgili sektöre ait iyi uygulamanın ana kuralları geliştirilmelidir. Veteriner Hekimler yapacakları düzenli ve devamlı kontrol ve örnek almalarla bu ana kurallara tam olarak uyum sağlanmasında anahtar rol oynamalıdırlar.

Kesimhaneler ve gıda üretim işletmeleri, gıda toptancıları, dağıtıcıları, perakendeciler, lokantalar ve yemek fabrikaları üretimde iyi uygulamanın ana kurallarına ve HACCP  prensiplerine kesinlikle uyumlu olmalıdırlar.

Bu uygulamaların perakende yiyecek satan dükkanlar için de özellikle çok büyük önemi vardır. Çünkü söz konusu yerlerde çapraz bulaşma (cross-contamination) durumları ile çok sık karşılaşılmaktadır. Bu nedenle bu yerlerde de ciddi hijyen kurallarına uyulması ve yanlış uygulamalar sonucu yiyeceklerin kontamine olmaması ile ilgili ciddi önlemler alınmış olmalıdır. Bunun sağlanması için, uzman otoritelerce denetimlerin yapılmasından ve işletmede çalışanların gereği gibi eğitilmelerinden sonra işletmelerin ruhsatlandırılması gerekmektedir.

 Et muayenesi: Et muayenesi iki aşamadan oluşur; Birinci aşama, kesim öncesi canlı hayvanın muayene edilmesidir (ante mortem inspection). İkinci aşama ise kesimden sonra karkasın muayene edilmesidir (post mortem inspection).

Canlı hayvan muayenesinde o hayvanların yetiştirildikleri çiftlikte çalışan Veteriner Hekimlerin de görev almaları bu muayenenin değerini artıracaktır. Söz konusu bu veteriner hekimler doğal olarak hayvanlar ve çiftlik koşulları hakkında, hayvanları işin doğası gereği kesim öncesi bir defa muayene eden Resmi (yetkilendirilmiş) Veteriner Hekimlere göre, çok daha fazla bilgi sahibidirler.

Çiftlikten alınacak gerekli bilgilerin kesim noktasında bulunan Resmi (yetkilendirilmiş) Veteriner Hekime ulaştırılması gerekir. O da canlı hayvan muayenesi ile ve çiftlikle ilgili olan bilgileri kesim sonrası karkas muayenesinde nasıl değerlendirmesi gerektiğine karar verecektir.

 İzlenebilirlik: İşlenip üretilen bir yiyeceğin gerektiğinde kaynağına kadar geriye doğru izlenebilmesi için üretimle ilgili her bir birimin söz konusu gıdaya bir parti veya üretim seri numarası vermesi gerekir.

Buna ek olarak, gereği gibi izlenebilirliği sağlamak için yiyecek üretenlerin kayıtlı ve bireysel kimlik belgesi sahibi olmaları gerekir.     

 Kendi kendini denetlemek ve resmi denetim: Yiyecek üretilen, depolanan ya da satılan her yerde, HACCP prensiplerine uygun olarak ve merkezi bilgisayar destekli veritabanı yardımı ile  nokta denetleme (spot checks) uygulamaları sağlanmış olmalıdır.  Gıda üretenlerin kendileri tarafından da yapılabilecek bu denetimler örneğin, depolama sırasında oluşacak çapraz bulaşmaların (cross-contamination) ortaya çıkarılmasına etiketleme ve depolamanın doğru yapılmasına dönük olarak yoğunlaştırılabilir.

Gıda üretenler, pazara sundukları ürünlerin güvenirliği konusunda öncelikli ve tam sorumluluklarının, gıda güvenirliğini garanti etmenin bir halk sağlığı görevi olduğunun bilincinde olmalıdırlar.

Bu nedenle, yiyecek üretenler, işletmelerinde HACCP uygulamalarına ve kendi kendilerini denetleme olanaklarına sahip olsalar dahi, son ürünün kontrol ve muayenesinde uzman otoritelerin sorumluluğunun bulunması gerekir. Aynı zamanda bu uzman otoriteler gerekli yasaların hazırlanmasında ve uygulanmasında da sorumluluk taşırlar.

Lokanta ve hazır yemek işletmeciliğinde de iyi uygulama kuralları izlenmeli,

 HACCP işlemlerine uyum sağlanmalıdır.

 Tüketiciler

Tüketici sorumluluğu: “Ahırdan sofraya” gıda güvenliği yaklaşımı ile tüketicinin mümkün olan en üst düzeyde korunması amaçlanmaktadır. Bu yaklaşımda tüketici bir anahtar unsurdur. Bu uygulamaların getireceği avantajlar ne olursa olsun, tüketici  yiyeceklerin doğru olarak depolanması, taşınması ve pişirilmesinden sorumludur. En güvenilir gıda dahi uygun şekillerde depolanıp, işlenip, gereği gibi pişirilmez ise sakıncalı şekle dönüşebilir.

 Tüketicinin eğitimi: Yiyeceklerin muhafazası ve tüketici bilincinin geliştirilmesi konularında iletişim sağlanabilmesi için tüketici eğitimine gerek vardır.

 Tüketicinin bilgilendirilmesi ve tercihi: “Ahırdan sofraya” gıda güvenliği yaklaşımı ile sağlık koruma yanında, tüketicinin hayvan refahı, etik kurallar ve çevre konularındaki merak ve endişelerine de doğru yaklaşım sağlanmış olur. “Ahırdan sofraya” gıda güvenliği yaklaşımı sonucu tüketici yiyeceklerin içerikleri ve nasıl üretildikleri konularına doğru ve gerekli bilgilere ulaşırlar. Bu bilgiler kısa ve açık olarak belirtildiğinde tüketiciler bilinçli seçim yapma olanağına da kavuşurlar. Bu nedenle ürünlerin açık ve anlaşılır şekilde etiketlenmesi çok önemlidir.

 Sonuç

“Ahırdan sofraya” gıda güvenliği yaklaşımında hedef, mümkün olan en yüksek seviyede sağlığı korumayı sağlamak amacı ile, yem üretimi, yetiştiricilik, taşıma, işleme ve dağıtım aşamaları arasındaki entegrasyonun sağlanması ile yiyeceklerin kalitesinin ve güvenirliğinin artırılmasıdır.

Bütünü ile güvenilir hayvansal gıdalar ancak; sağlıklı yetiştirme koşulları altında bulundurulan, stres faktörlerini minimum düzeylere indiren uygun zootekni kurallarına göre bakılmış,  veteriner ilaçları gerektiğinde bilinçli bir şekilde kullanılmış olan sağlıklı hayvanlardan  üretilebilir.

Bu nedenle; “Ahırdan sofraya” gıda güvenliği yaklaşımı ancak, hayvanların sağlığı  ve refahı ile tam olarak entegre edildiği zaman başarılı olabilir.

Böyle bir sistemin oluşumunda veteriner hekimliği mesleğinin üstlendiği merkezi bir görev vardır. Veteriner Hekimler ahırdan sofraya kadar olan zincirin tüm halkalarında bulunurlar ve hayvan sağlığı, hayvan refahı ve halk sağlığı ile ilgili standartları denetleyebilecek bilgi ve uzmanlık  yeteneklerine sahiptirler. 

 *Avrupa Veteriner Hekimleri Federasyonu (FVE) tarafından hazırlanan kitapçık, Prof.Dr.Tahir AKSOY tarafından tercüme edilmiş, metin Dr. Mustafa ALTUNTAŞ tarafından düzenlenmiştir.(2001)

 

 
Güncel
 

 

VetEuropa

“VetEuropa” Sayfamıza Hoş Geldiniz,            

Bu sayfamızda sizler için hazırlanan Avrupa’da veteriner hekimlik uygulamaları, mevzuatına ait bilgiler ile AB ile ilgili yorum ve incelemeleri bulacaksınız

Avrupa Birliğine üye olmaktan, AB normlarını ülkemize kazandırmak daha önemli ve öncelikli bulunmaktadır.  Bu normlar, gerek ülkemizde gıda güvenliği ve halk sağlığının sağlanması gerekse uluslararası ticarette ülkemizin aktif rol almasının önemli etkenlerinden biri olarak görülmektedir.

Sayfamızda geçmiş yıllarda hazırlanan, tercümesi sağlanan, bir çoğu yayınlanmış bilgileri de derleyerek sunmanın yararlı olacağı düşünülmüştür. Bazı bilgi ve dokümanlar ise orijinal haliyle sizlerin bilgisine sunulacaktır. Meslektaşlarımızdan tercüme için yeterli destek bulabildiğimiz takdirde bir çok bilgi ve belgeyi Türkçe olarak yayınlama imkanımız bulunmaktadır. Bu anlamda elimizde çok sayıda İngilizce metin, sunum ve dokuman bulunmaktadır.

Ülkemiz ve meslek camiamız için faydalı olması dileğiyle sunarız.

TürkVet

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved