Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar

 

Süt ürünleri sektörüne yön verecek başlıca küresel eğilimler

Tetra Pak’ın veri ve pazar analizinin yanı sıra, GfK Roper Danışmanlık ve Euromonitor International tarafından yakınlarda gerçekleştirilen bir araştırmaya göre,önümüzdeki birkaç yıl içinde, altı küresel eğilim süt ürünleri sektörüne şekil verecek*. Her bir münferit pazar üzerindeki etkileri, pazara göre değişiklik gösterecek olan bu trendler, bir araya geldiklerinde, küresel anlamda tüketicilerin süt ve diğer sıvı süt ürünlerini satın alma ve içme şekli, zamanı, yeri ve nedeni üzerinde muazzam bir etki yapacaklar.

1. Tasarruf etme: Küresel ekonomik krizdeki derinleşmeye paralel olarak, dünyanın her yerinde tüketici güveninin de düştüğü ve insanların işlerini kaybetmekten ve faturalarını ödeyememekten daha fazla korktukları görülüyor. GfK Roper Danışmanlık tarafından son dönemde gerçekleştirilen bir tüketici araştırmasına göre, dünyanın her yerindeki tüketicilerin en büyük üçüncü kaygısı, iyi yaşamak ve faturalarını ödemek için gereken miktarda paraya sahip olmamakken, dünyadaki tüketicilerin%31’i bunu en önemli endişe olarak gösteriyor. Ayrıca, Ekim 2008’de gerçekleştirilen bir kamuoyu yoklamasına göre Amerikalıların %79’u mevcut finansal krizin kendileri üzerinde “ciddi olumsuz etkisi” olacağından kaygılı. Tüketicilerin %41’ide kriz sona erene kadar büyük ya da küçük harcamalarını mümkün olduğunca “erteliyor.”

Daha yüksek değer peşindeki tüketici ürünleri farklı kanallardan satın alıyor

Sonuç olarak da, giderek daha çok insan tasarruf yapıyor. En iyi fiyatı aramaya daha istekliler ve paraları karşılığında da daha fazla değer bekliyorlar. Ancak,daha az süt ürünü tüketmekten ziyade, müşteriler vitamin katkılı süt yerine sade süt satın almaya, premium markalar yerine ucuz markaları seçmeye ve ürünlerini, ucuzluk marketleri gibi farklı kanallar üzerinden satın almaya daha yatkın oluyorlar.Örneğin, her ne kadar Batı Avrupalı tüketiciler sütlerinin büyük bölümünü süper ve hipermarketlerden alıyorsa da, ucuzluk marketlerinden veya bakkallar gibi süpermarket dışı perakendecilerden satılan sütün miktarı son üç yılda %7,5 arttı.

 Bu eğilimin devam etmesi bekleniyor.

Tüketicilerin paraları karşılığında daha yüksek değer aramasının bir sonucu olarak, süpermarket markası taşıyan ürünlerin tüketimi bugün Batı Avrupa’da toplam sade süt tüketiminin %36’sına ulaşmış bulunuyor.Öte yandan tasarrufun göreli bir kavram olduğunu da unutmamak gerekiyor. Zira bir kişi için tasarruf etmek pahalı bir restorana gitmek yerine eve pizza siparişi vermek anlamına gelebilirken, bir diğeri için pizza sipariş etmek bile başlı başına lüks olabilir. İnsanların ne ölçüde tasarruf edecekleri, halen tam olarak görülemeyen ekonomik krizin ulaşacağı derinliğinde aralarında bulunduğu birçok etkene bağlı.

2. “Endişeli tüketiciler”:Tüm dünyayı saran ekonomik kriz, gıda ile ilişkili sağlık endişeleri, terör saldırıları ve salgın hastalıkların dünyada sürekli olarak manşetlere çıkması ile, ciddi sorunlara karşı daha tetikte ve daha tedirgin olan yeni bir tüketici alt kültürü gelişiyor. Buna “endişeli tüketici” adı veriliyor.Son dönemde uluslararası ölçekte gerçekleştirilen bir ankete göre, gelişmekte olan bölgeler özellikle gıda güvenliği konusunda endişeliler. Gelişmekte olan ülkelerdeki tüketicilerin % 59’undan fazlası satın aldığı gıdanın güvenliğinden endişelenirken gelişmekte olan ülkelerde bu oran % 49’a iniyor.Buna ek olarak, gelişmekte olan ülkelerdeki tüketicilerin %51’i soğutulmuş içeceklerin kendileri satın almadan önce uygun şekilde saklanıp saklanmadığı konusunda endişeliyken, gelişmiş ülkelerde endişe duyanların oranı % 31’de kalıyor.

Ambalajlı süte geçişte başı endişeli tüketiciler çekiyor

“Endişeli tüketiciler”, dünyanın her yerinde,pazarlarında gıdanın, özellikle de sütün tüketim biçiminin değişmesine etki ediyorlar. Daha spesifik olarak, başta UHT olmak üzere, ambalajlı süte geçişe katkıda bulunuyorlar. Tetra Pak’ın elindeki verilere göre, 2004 yılında satılan toplam sıvı süt ürünlerinin%18,7’sine tekabül eden dünyadaki UHT süt tüketimi,%7,9’luk yıllık bileşik büyüme ile 2008 yılında %23’e çıktı. Gelişmekte olan ülkelerde sütün işlenme ve tüketilme biçiminde görülen bu değişim, gıda güvenliği konusunda tüketici bilincindeki artış sayesinde gerçekleşti. Örneğin, sadece birkaç yıl öncesine kadar,bazı gelişmekte olan pazarlardaki tüketiciler en iyi sütün hiçbir işleme tabi tutulmaksızın doğrudan inekten geldiğine inanıyordu. Söz konusu pazarlarda hükümetler ve süt üreticileri tarafından desteklenen tüketici eğitim kampanyaları, dünya medyasında geniş yankı bulan gıda skandalları, yükselen okuma yazma oranları ve artan sağlık bilinci sayesinde bu algılama da hızla değişiyor

 Tüketiciler gıda kalitesi konusunda daha bilinçli

Günümüz tüketicisi “açıkta” satılan sütün hızla bozulduğunun, bakteriler ve tüberküloz, tifo ve salmonella gibi hastalıklar taşıyabildiğinin farkında. Kaldı ki, içmeden önce güvenli olduğundan emin olmak için sütü 10 ila 20 dakika kaynatmaya, besin içeriği ve tadındaki değişim bir yana, vakit dahi harcamak istemiyorlar.Bu durumda bile, gıda maddelerinin üretimi,kalitesi ve korunması ile ilgili endişeler dünyanın her yerinde kamuoyunun gündeminin üst sıralarındaki yerini koruyacaktır. Bu, ambalajlı süte, özellikle de açılmadığı sürece soğutmaya ve koruyucu maddelere gerek olmaksızın uzun raf ömrü sağlayan ambalajlı UHT süte yönelimin gerek gelişmekte olan gerekse gelişmiş ülkelerde devam edeceği anlamına geliyor.

3. Meşgul hayatlar: Dünyanın her yerinde, iş ve sosyal etkinlikler insanların giderek daha fazla zamanını alıyor. Nitekim, dünyada her tüketicinin haftada ortalama beş saati ev ile iş arasında gidip gelmekle geçiyor; bu süre, 2004 yılında 4,3 saat idi.Gelişmekte olan ülkelerde ise bu rakam haftada 5,8 saat ile daha da yüksek. Günümüz tüketicisi zamana önem veriyor ve televizyon izlemekten e-postalarını kontrol etmeye,yemeye ve içmeye kadar bir zamanlar evde yaptığı her şeyi, artık her yerde yapabilmek istiyor. Bu tüketiciler için ev artık tek bir yer olmaktan çıktı;artık o anda neredeyseler evleri de orası.

Hareketli, meşgul tüketici içime hazır ürünler istiyor

Halen, dünyadaki tüketicilerin %20’si haftada en az bir defa yürürken veya araba kullanırken içeceğini yudumluyor. Birleşik Devletler’de % 41’e,Avustralya’da da % 38’e kadar çıkan bu oran 13 ile19 yaş arası genç tüketicilerde daha da yükseliyor.Buna ek olarak, aktif hanelerin yemek pişirecek zamanı daha az olduğundan rahat, kullanımı ve hazırlaması kolay ürünler arıyorlar. Bu, örneğin, aromalı süt tozu veya toz halindeki bebek mamasından sıvı süt ürünlerine geçmek anlamına gelebilir.Bu, aynı zamanda yoğurdu kaşıkla yemektense içmeyi yeğlemek anlamına da gelebilir.Son dört yıl zarfında, içime hazır sıvı halinde satılan aromalı sütün tüketiminde % 9,6 oranında yıllık bileşik büyüme kaydedildi. Buna karşılık, aynı dönemde aromalı süt tozundaki büyüme ise sadece% 1,9 oldu. Bu dönemde, kaşıkla yenen yoğurttaki% 4,5’luk büyümeye karşılık yoğurt içeceklerinin tüketiminde % 9 yıllık bileşik büyüme sağlandı.

 Daha fazla tüketici “dışarıda” kahvaltının tadını çıkarıyor

Küresel tüketicilerin % 28’inin dünyanın her yerinde geleneksel olarak süt tüketimi için önemli bir fırsat oluşturan kahvaltılarını artık evde yapmadığını da dikkate almak gerekiyor. Bunun yerine, % 17’sikahvaltısını işe giderken yolda yapıyor, % 27’siyürürken veya araba sürerken içeceğini yudumluyor ve % 42’si kahvaltıyı tamamen es geçip öğleden önce bir şeyler atıştırmayı tercih ediyor.Dışarıda tüketime yönelik ambalajlanmış yoğurt içecekleri, aromalı süt veya sade süt ile, meşgul tüketicilerin değişen ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kahvaltıyı doğru biçimde erişilebilir hale getirmek,geleceğe dönük adımlarda gereklidir. İşin aslı, bu durum, süt tüketimini artırmaya yönelik fırsatlar yelpazesinin geneli için geçerlidir. Orta vadede,en başarılı süt üreticileri dünyanın her pazarındaki değişen tüketim alışkanlıklarına yönelik gıda temin edebilmek için doğru süt ürünlerini doğru biçimlerde sunabilenler olacaktır. Ne var ki, zorlu ekonomik koşullar düşünüldüğünde, kısa vadede ev dışı tüketimde bir yavaşlama görebilirsek de,dışarıda tüketim eğilimi devam edecektir.

4. Sağlık ve refah: 25 ülkeden 24’ünde, sağlık “iyibir yaşam”ın temelinde yatan bileşenler arasında ilk sırada yer alıyor. Nitekim, dünyanın her yerinde, sağlık hızla tüketicilerin önceliklerinden biri haline geliyor.Gelişmekte olan pazarlardaki endişe güvenli, hijyenik gıda üretimi iken, olgun pazarlar daha ziyade obezite ve beslenme gibi konulara odaklanıyor. Öte yandan,bu endişeler her zaman eyleme yansımayabiliyor.Küresel tüketicilerin yaklaşık % 73’ü sağlıklı ve besleyici gıda tüketmenin kişisel sağlık ve refah için çok önemli olduğunu ifade ediyor. Bununla birlikte,fiiliyatta, sadece % 53’ü sağlıklı ve besleyici gıdalar ile besleniyor. Aynı tüketiciler uzun vadede önemli olanın sağlıkları olduğuna katılıyorsa da, her üç kişiden sadece biri bunun için elinden gelen her şeyi yapıyor .  

Zenginleştirilmiş ve fonksiyonel süt ürünlerinin tüketimi küresel ölçekte artıyor

Farklı ihtiyaçları karşılamak için çeşitli sağlıklı segmentlerin ortaya çıkması ile, bu sağlık ve refah eğilimi de süt pazarı üzerinde büyük bir etki yaptı.Örneğin, yılda 20 milyar dolara yaklaşan küresel satışları ile, zenginleştirilmiş ve fonksiyonel süt,sağlık bilinci yüksek müşterileri hedefleyen ürünler arasında en hızlı büyüyen segment. Son dört yıl içinde, sadece Batı Avrupa’daki zenginleştirilmiş/fonksiyonel süt satışları % 12,5 arttı. 

Öte yandan, soya proteininin kolestrolün azaltılması, kemik sağlığının iyileştirilmesi ve rahatlatıcılık gibi yararlar ile ilişkilendirilmesinden ötürü soya sütü tüketimi de artıyor. Tetra Pak tarafından yürütülen son araştırmalara göre, soya sütü tüketimi sadece son üç yıl içinde, %4,2 yıllık bileşik büyüme kaydetti. Sağlık ve refah eğiliminin süt kategorisi üzerindeki etkisini bundan sonra da sürdürmesi bekleniyor. Öte yandan, mevcut ekonomik iklimde, tüketicilerin bir gözü de bütçelerinin üzerinde olacak.

5. Basit ve Özgün: Bazı tüketiciler, günümüz dünyasında aşırı pazarlama olarak gördükleri şeye karşı direnç gösteriyor. Bu tüketiciler “sahte,” “üzerindeoynanmış” veya “aşırı pazarlanmış” olanlar yerine,“özgün” veya geleneksel ürünleri, geleneksel elişçiliğini ve geleneksel deneyimleri tercih ediyor.Yaklaşık 600 milyon küresel tüketici, kabaca “kişinin hayatını ve zihini mümkün olduğunca dingin tutmak” şeklinde tanımlanan basitliğe önem veriyor. 2004 yılında % 22 olan basitliğin kendileri için çok önemli bir kişisel değer olduğunu söyleyen tüketicilerin oranı 2008 yılında % 57’ye yükseldi.

Geleneksel ürünler isteyen tüketiciler artıyor.

Gıda söz konusu olduğunda, küresel tüketicilerin en çok istediği şey ise geleneksel ürünler. Küresel tüketicilerin yaklaşık %68’i, aşina olduğu gıda maddelerini tüketmeye devam etmeye meyilli olduğunu söylüyor. Yaklaşık % 57’si, evde “hazırgıdalar”dan kaçındığını, yine aynı oranda insan da,fast food yemekten sakınmaya çalıştığını söylüyor.Bu basitlik ve özgünlüğe yönelimin, özellikle gelişmiş pazarlarda daha da önem kazanması bekleniyor.Bu pazarlarda, tüketicilerin geleneksel değerlere ve üretim yöntemlerine geri dönmesi, bunun ise özellikle günümüzün zorlu ekonomik koşulları ile bir araya geldiğinde satın alıp tüketecekleri süt ürünü çeşitlerini etkilemesi bekleniyor.

6. Etik seçim: Dünyanın her yerinde, tüketiciler çevrenin önemli olduğunda hemfikir. Nitekim, küresel tüketicilerin% 54’ü çevrenin korunmasını hayatlarına yön veren son derece veya çok önemli bir ilke olarak görüyor.Ancak, iklim değişiminde öne çıkmak söz konusu olduğunda, tüketiciler esas sorumluluğu almanın kendilerine değil, büyük kuruluşlara düştüğüne inanıyor. Örneğin, dünyadaki tüketicilerin % 30’uulusal hükümetlerin, % 14’ü çevre gruplarının,% 10’u ise iş ve sektörel çevrelerin bu alanda önderlik etmesi gerektiğine inanıyor.

Etik inançlar her zaman eyleme yansımıyor.

 Müşteriler organik mallardan, adil ticaret koşullarında üretilmiş gıda maddeleri ve çevre dostu ambalaj içindeki ürünlere kadar daha fazla etik ürün talep etseler de, genelde bunun için önceliklerinden vazgeçmeye de istekli olmuyorlar. Etik veya çevre bilinci ile hareket etmeyi arzuladıklarını söyleseler de, bilhassa ekonominin çalkantılı olduğu zamanlarda, yaptıkları alışverişlerde veya davranışlarında daha etik olup olmayacakları belirsiz. Parasını harcarken daha dikkatli davranmak zorunda olanlar, paraları azaldığında geri çekilebilirler.Dahası, tüketiciler “etik olanı” doğal karşılamaya ve etik ürünlerin de “daha az etik” ürünler ile aynı kalitede ve fiyattan sunulmasını beklemeye başlayabilirler. 

06.02.2011

**Derleme;
             Dr. Mustafa ALTUNTAŞ
             Uzman Veteriner Hekim

* Kaynaklar arasında, Tetra Pak’ın 2008 ve2009 verileri, GfK Roper Reports Worldwide küresel tüketici araştırması 2008 ve Euromonitor International 2008 yer almaktadır.

**Tetra Pak Küresel Süt Endeksi, Haziran 2009,Sayı.1'den derlenmiştir.

 
Güncel
 

 

 

 

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved