Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar
 
Türk Veteriner Hekimliği Eğitiminin 159.Yılı Kutlandı

Türk Veteriner Hekimliği Öğretiminin 159. Yılı törenlerle kutlanıldı. Veteriner Fakülteleri ve Veteriner Hekimleri Odalarının düzenlediği törenler, Veteriner Fakültelerinin bulunduğu yerlerde Fakülte ve Odalar tarafından müşterek organize edildi.

A.Ü. Veteriner Fakültesin’de düzenlenen tören ise olduça güzel ve seviyeli bir ortamda yapıldı. Açılış konuşmasını Ankara Veteriner Fakültesi Dekanı Prof.Dr. İbrahim BURGU’nun yaptığı törene Türk Veteriner hekimleri Birliği adına Başkan Ali EROĞLU’nun rahatsızlığı nedeniyle Merkez Konseyi Üyesi Dr. Mustafa ALTUNTAŞ katıldı ve bir konuşma yaptı.

Törene Anayasa Mahkemesi Başkanı  Mustafa BUMİN ile birlikte katılan ve birer konuşma yapan Tarım ve Köyişleri Bakanı Prof.Dr. Hüsnü Yusuf GÖKALP, Bayındırlık ve İskan Bakanı Prof.Dr.Abdulkadir AKCAN, Sağlık Bakanı Doç.Dr.Osman DURMUŞ, CHP Genel Başkanı Deniz BAYKAL ve Ankara Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Nusret Aras hayvancılık ve veteriner hekimliğin problemleri, son yirmi yılda uygulanan makro politikalardaki tercih ve yanlışlar, gıda güvenliği ve kontrolünde veteriner hekimlerin konumu ve önemi, istihdam ve üretim konuları üzerinde durmuşlardır.

Törene ayrıca Denizli Milletvekili Prof.Dr.Mehmet KOCABATMAZ, Türk Veteriner Hekimleri Birliği Vakfı Genel Başkanı Sahir SOLMAZ, Veteriner Hekimleri Derneği İsmail Hakkı KORKUT, Ankara Üniversitesinden Dekanlar, Öğretim Üyeleri ve araştırma görevlileri, Veteriner Hekimler ve bir grup öğrenci katıldı.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi adına Dr.Mustafa ALTUNTAŞ’ın yaptığı konuşmanın metni şöyledir:

Sayın Anayasa Mahkemesi Başkanı, Sayın Bakanlarım,

Siyasi Parti Sayın Genel Başkanı,Sayın Milletvekilim,

Sayın Rektör, Fakültemiz Sayın Dekanı, sayın Dekanlar,

Sayın Hocalarım, Öğretim Üyeleri,

Meslek Örgütlerinin Sayın Başkan ve Yöneticileri, Değerli Konuklar,

Yazılı ve Görsel Basınımızın Değerli Mensupları,

Sayın Meslektaşlarımız ve geleceğimizin teminatı kıymetli Öğrenci arkadaşlarım,

Sözlerime başlamadan önce, çok arzu etmesine rağmen, rahatsızlığının devam etmesi nedeniyle bugün burada bulunamayan, Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Sayın Ali EROĞLU’nun sizlere saygı, sevgi ve selamlarını iletiyorum.

Bugün Türk Veteriner Hekimliği Öğretiminin başlangıcının 159.uncu yılını kutlamak üzere burada bulunuyoruz.

Öncelikle, bu güne kadar geçen 159 yıllık süre içerisinde 17 000 civarında veteriner hekimin yetişmesine vesile olan,  değerli hocalarımızdan artık aramızda bulunamayanları rahmetle ve saygıyla anıyorum. Emeklilik ve benzer nedenlerle aktif eğitim ve öğretimden ayrı kalan hocalarımızı, halen genç veteriner hekimlerin yetişmesine katkısı devam eden hocalarımızı da saygıyla selamlıyorum.

Geçen 159 yıllık süre içerisinde veteriner hekimler ülkeye hizmet yolunda canlarını ortaya koymuşlar, mesleklerini icra ederken bir çok meslek şehidi vermişlerdir. Meslek şehitlerimiz ile hizmet vermiş ve aramızda olmayan meslektaşlarımızı da rahmetle anıyorum.

Bu kadar mazisi olan bir mesleğin ülkemizdeki mevcut durumu ise iç açıcı değildir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 1989 yılından bu yana veteriner hekimlere istihdam imkanı vermemiştir. Bakanlık taşra teşkilatı ve kurumlarında hizmet aksaması oluşmasına rağmen bunu gidermek için istihdam sağlanmadığı gibi alternatif çözümler de geliştirilememiştir. Serbest veteriner hekimliği gelişme halindedir ancak bu gelişme sancılı olmaktadır.  Devlet hizmetten çekilirken, serbest çalışanlara yetki ve görev devri yapılmamış, yeterli imkan sağlanmamıştır.     

Dünyadaki gelişmeler ve yaklaşımlar veteriner hekimlere görevleri yanında farklı yeni görev ve sorumluluklar da getirmiştir. Bu noktada insanların gıda güvencesi ve gıda güvenliği ön plana çıkmaktadır.

Yeni yaklaşımlarda veteriner hekimler, sağlıklı bir çevrenin oluşumunda  sorumlu bulunmaktadır. Gıda güvenliği riskinin yaklaşık % 90 ını teşkil eden hayvansal kaynaklı gıdaların güvenliğinden istisnasız sorumlu tutulmaktadırlar. Tüketiciler sofralarındaki gıdanın geldiği kaynakta, hayvanların nasıl bir çevrede yetiştirildiği, verilen yemlerin sağlıklı olup olmadığını dahi bilmek istemektedirler. Asgari yetiştirme konforuna sahip olmayan ortamda yetiştirilen hayvanların stres içinde olacakları, daha fazla hastalanacakları ve daha fazla tedavi göreceği, bu nedenle de sofraya gelen gıdada daha fazla ilaç kalıntısı olacağı bilinmektedir.

Tüketiciler hayvanlardan elde edilen et, süt ve diğer gıdaların üretim ve işleme şartlarının, nakil, ambalajlama ve parekende satış noktalarına kadar uzayan zincirin her halkasında sağlık şartlarının uygun olmasından emin olmak istemektedirler. Bu konumda tüketicinin güven duyabileceği tek husus, sofrasına gelen gıdanın geçirdiği tüm evrelerde,  veteriner hekim kontrolünden ve onayından geçmiş olmasıdır.

İşte bu durum Avrupa Birliğinde  yeni bir kavramı gündeme getirmiştir. Bu yaklaşım “Ahırdan Sofraya”, diğer bir ifadeyle ise “Çiftlikten Sofraya” gıda güvenliğidir. Bu kavram Avrupa Konseyince kabul görmüştür. Bugün  Avrupa Birliği ülkelerinde hayvanların yiyeceği yemin hazırlanmasından, insanların sofrasına  kadar geçen her aşamada veteriner hekim kontrolünden geçmeyen bir gıdanın tüketime sunulması söz konusu değildir. Bu kurala uymayan bir gıda maddesinin Avrupa Birliği içinde ticaretine imkan olmadığı gibi AB dışından  da ithali mümkün değildir. Üstelik bu kontroller ülkelerin yetkili veteriner otoriteleri adına görev yapan yetkilendirilmiş veteriner hekimler tarafından yürütülmektedir.

Bu kontrol sisteminin ülkemizde de gecikilmeden oluşturulması, insanımızın gıda güvenliği açısından şarttır. Bu yapı oluşturulmadan her türlü sosyal ve siyasi oluşumlar tamamlanmış olsa dahi Türkiye’nin AB’ne girmesi mümkün görülmemektedir. Ancak bundan daha önemlisi AB’ne ürün satmamız da mümkün değildir. İşte beyaz et sektörünün ihracat yapamayışının ve sıkıntıya girmesinin esas sebebi de bu yapının kurulmamış olmasıdır.

Diğer yandan kent yaşantısında tabiat ve canlı sevgisinin sembolü haline gelen ev hayvanlarının sağlığı, insanların sağlığı ile doğrudan ilişkilidir. Ayrıca sahipsiz kedi ve köpekler ile kuduz riski her zaman için önemlidir.

Çevre, yaban hayatı ve bulaşıcı hayvan hastalıkları her zaman için veteriner hekimlerin sorumluluk alanlarıdır.

Binicilik gibi atlı sporlar, at yarışları  kent insanının stresten uzaklaşma noktalarıdır,  veteriner hekimler bu alandan da sorumludurlar.

Hayvancılık sektörünün genel yapısı, halihazır durumu ve problemleri ise her toplantıda dile getirilmekte, iç açıcı olmayan durumu herkes tarafından bilinmektedir. Bu yapı ve manzaradaki hayvancılığımız, yaşanan sosyal ve ekonomik problemlerin de kaynağında yer almaktadır. Halbuki hayvancılık, kırsal kalkınmanın temel taşı, insanımızın gıda güvencesinin teminatıdır. Hayvancılığımız son yirmi yılda yürütülen makro politikalarla bugün bulunduğu  noktaya getirilirken, veteriner hekimlere yeterince yetki ve görev verilmemiştir.

Bu konuda problemlerin neler olduğunu, hangi noktalara kadar ulaştığını detayı ile bilmektesiniz. Önemli olan veteriner hekimlerin bu problemlerin giderilmesi için olması gereken noktada bulunmalarının sağlanmasıdır. Sorunların çözümünün çeşitli alternatifleri ile ortaya konmasıdır.

Veteriner hekimlerin yeni bin yıla geldiğimizde görev ve sorumlulukları artmıştır. Veteriner Hekimliği Eğitimi de bu görev ve sorumlulukları yerine getirecek şekilde düzenlenmek ve geliştirilmek zorundadır. Gelişen dünyada her hususta kalite öne çıkmaktadır. Eğitimde kalite ise her türlü mal ve hizmet üretiminin kalitesinde esas olmaktadır.

Veteriner Fakülteleri geçmişte eğitimin kalitesinden ödün vermemiştir. Ancak, pahalı ve ciddi bir alt yapı gerektiren bu eğitimin ihtiyaçları dikkate alınmadan, alt yapısı oluşturulmadan sadece siyasi mülahazalarla açılan yeni veteriner fakülteleri, eğitimde kalite için önemli risk getirmektedir.

Veteriner Fakülteleri akreditasyon çalışmaları ile eğitim kalitelerinde kendilerini kanıtlama yolunda önemli bir adım atmışlardır. Bu, ülkemiz ve mesleğimiz adına sevindiricidir. Ancak bu süreçte yeni fakülte açılmasına son verilmeli, gelecek on yıl içerisinde akredite olma imkanı olmayan, alt yapısı yeterli bulunmayan veteriner fakülteleri zaman kaybedilmeden kapatılmalıdır. Akreditasyon sürecinde olan fakülteler de dahil olmak üzere Eğitimde kaliteden kesinlikle taviz verilmemelidir.

Ülkemizin içinde bulunduğu durum, mesleğimiz, meslektaşlarımız ve mesleğimizin sorumluluk alanları için de fazlasıyla önemlidir. Sadece sorunları ifade ederek  sorumluluktan kurtulmak mümkün değildir. Mesleğin her kesimindeki meslek mensupları bulunduğu noktanın gereğince problemlere çözüm getirmek, fikir üretmek zorundadır.

Öğrenciler, mezun olduklarında tüm çalışma alanlarında işlerini yürütebilecek şekilde kendilerini yetiştirmelidirler. Fakültelerimiz bunu sağlamalı, çalışma hayatına yol gösterecek araştırmaları yapmalı, fikir üretmelidir.

Meslek örgütleri; konumu, fikri, düşüncesi ne olursa olsun meslektaşlarını temsil ile, veteriner hekimliği mesleğinin ülke ve insanımızın menfaatlerine en iyi şekilde icra edilmesini sağlarken, meslek mensuplarının da onur ve menfaatlerini koruma noktasında bulunmalıdır. Bunu temin için de meslek örgütleri ve mesleki kuruluşlar birlikte, koordineli çalışmak zorundadırlar.

Mutlaka her sorumlu insan gibi mesleki kuruluşların mensup ve yöneticilerinin ideolojileri, siyasi düşünceleri olacaktır. Bu kişilerin ülkesi ve milleti için ideolojilerine yapacağı en büyük hizmet ve destek, mesleki bilgi ve doğrularını sahip oldukları siyasi düşüncenin gündemine aktarmak olmalıdır. Hiç bir zaman siyasi tercihler mesleki doğruların gözardı edilmesine neden olmamalıdır. Siyasiler de meslek örgütlerini siyasetlerine bir araç olarak değil, doğru siyaset yapmak için bilgi ve düşüncelerinden faydalanılacak kaynak olarak görmelidirler. Aksi halde bu güne kadar olduğu gibi hem siyasiler, hem de meslek örgütleri kendi mensuplarına ve ülkeye zarar vermiş olacaklardır.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi çalışmalarını bu yaklaşımın kurumsallaşması üzerine yoğunlaştırmaktadır ve sorunlara tüm kuruluşların birlikte çözüm üretmesinin gerekli olduğu inancını taşımaktadır.

Türk Veteriner Hekimleri Birliğinin Avrupa Veteriner Hekimleri Federasyonuna üyelik çalışmaları devam etmektedir. Bu konuda sayın bakanımızın verdiği destek ve tarımın bütünü içerisinde hayvancılığın payının artırılması yönündeki çabalarından dolayı  kendilerine teşekkür ederiz.

Türk veteriner hekimliği öğretiminin başlangıcının gelecek yıl dönümlerinde ülkemizin, veteriner hekimlerin ve mesleki çalışma alanlarının problemlerinin çözülmüş olmasını görmek ümit ve temennisiyle meslektaşlarımızın bu gününü kutluyor, saygılar sunuyorum.
Güncel
 

 

 

 

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved