Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar
 
İslam'ın Hayvanlar Alemine Bakışı
Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ*
Diyanet İşleri Başkanlığı 

 Varlık âleminin bir parçası olan hayvanlar, insanlar gibi yer kürenin sakinleridir.[1][1] Doğar, büyür ve yaşarlar; ot, et, su ve benzeri gıdalarla beslenirler ve ömürleri tükenince ölürler. İki, dört ve daha fazla ayaklı olanları,[2][2] çeşitli renkte bulunanları,[3][3] uçanları,[4][4] yüzenleri, sürüngenleri,[5][5] denizlerde ve toprak içinde yaşayanları mevcuttur.

Anne-baba-yavru ilişkisi,[6][6] toplu yaşama[7][7] ve tehlikelerden korunma bilinçleri vardır. İçgüdüleri, hisleri ve algıları ile hareket ederler, varlıkları tanır, ses ve davranışlara tepki verirler.

Her biri evrende bir görev üstlenmiştir. Allah'ın kendileri için verdiği bu görevi yaparlar, isyanları söz konusu değildir. Genel olarak var oluş sebepleri, insanlık âlemine çeşitli şekillerde hizmet etmektir.

1. HAYVANLAR İNSANLAR İÇİN YARATILMIŞTIR

İslam’a göre insan, en mükemmel varlıktır. Toprak, hava, su, deniz, güneş, ay, yıldızlar, gezegenler, bitkiler, ağaçlar, meyveler, sebzeler, gece ve gündüz gibi hayvanlar da, insan için yaratılmış, insanın hizmetine sunulmuştur:

"Göklerde ne var yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetini-ze verdiğini, görünen ve görünmeye nimetlerini size bolca verdiğini görmediniz mi?"[8][8]

"(Allah), göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi kendi lütfu ile sizin hizmetinize verdi. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır.[9][9]

Varlıkların insanın hizmetine sunulması ile ilgili Kur'ân'da 17 âyet vardır.[10][10]

Kur'ân'da hayvanların bizim için yaratıldığı bilidirilmektedir:

"Görmediler mi ki biz onlar için, ellerimizin eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar. Biz o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler. Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?"[11][11]

"Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde, gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız evler; onların yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar yararlanacağınız ev eşyası ve geçimlikler meydana getirdi."[12][12]

"Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de"[13][13]

"Allah, bir kısmına binesiniz, bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır."[14][14]

"Haramlığı size okunanların dışında[15][15] bütün hayvanlar (etleri) size helal kılındı."[16][16]

"Hayvanları da yarattı. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır. Hem de onlardan yersiniz."[17][17]

Ayetler açıkça hayvanların insan için yaratıldığını, insanın hizmetine sunulduğunu beyan etmektedir. Dolayısıyla insanlar; hayvanlara hizmet etmez, aksine onları hizmetinde kullanır, etinden, sütünden, yününden, derisinden ve gücünden yararlanırlar.

Tavuklar bizim için yumurta yapıyor, arılar bizim için bal üretiyor,[18][18] inekler bizim için süt veriyor,[19][19] koyunların yününden biz faydalanıyoruz. Hayvanların etinden, derisinden ve gücünden biz istifade ediyoruz[20][20] Bunlar, Allah'ın bize birer nimetidir.[21][21]

"Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır.[22][22]

 

2. İSLAM, HAYVANLARA SEVGİ VE MERHAMETİ EMREDER

     Allah; hizmetimize sunduğu hayvanlardan yararlanmamızı isterken onlara karşı sevgi ve şefkat ile davranılmasını da istemektedir. Çünkü hayvanlar, Allah’ın yaratıkları olması hasebiyle değerli varlıklardır. Kur’ân’da hayvan adını taşıyan 7 sure vardır: Bakara, En’âm, Nahl, Neml, Ankebût, Âdiyât ve Fil. Kur'ân'da; sığır ve davarlar anlamında "en'âm",[23][23] kara hayvanları / kurbanlık hayvanlar anlamında "behâim",[24][24] ayrıca çeşitli vesilelerle deve, sığır, koyun, keçi, domuz,[25][25] kuş,[26][26] karınca,[27][27] köpek,[28][28] örümcek,[29][29] at, katır, eşek,[30][30] bal arısı[31][31] ve fil[32][32] isimleri geçmekte, insanlar gibi hayvanların da birer ümmet olduğu bildirilmektedir:

"Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer ümmettir."[33][33]

Kur'ân'da; imanları uğuruna toplumdan kaçıp bir mağaraya sığınan Ashab-ı Kehf ile birlikte köpekleri de anılmaktadır.[34][34] Süleyman peygamberin kuşdilini bildiği, karıncaların kendi aralarındaki konuşmalarını anladığı, cin ve insanlarla birlikte kuşlardan ordusunun olduğu, Hüdhüd kuşunun Süleyman (s.a.s.)'a Sebe ülkesinden haber getirdiği, Süleyman peygamberin bu kuş ile Belkıs'a mektup gönderdiği bildirilmektedir.[35][35]

Hayvanlar Allah'ı tesbih ederler, kendilerine verilen görevleri yaparlar:

 “Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Hiçbir şey yoktur ki, onu hamd ederek tespih etmesin. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız."[36][36]

"Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Allah onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir."[37][37]

Allah'ın birer varlığı olmaları, insanlara hizmeti etmeleri ve kendi lisanı halleriyle Allah'ı tespih etmeleri, tabiatta kendilerine verilen diğer görevleri yapmaları hasebiyle sevgi ve şefkate layıktırlar, insanlar gibi bir takım hakları vardır, bu hakların korunması gerekir.

Pek çok çeşidi ile karada ve denizde yaşayan hayvanlar; tabiatta birer denge unsurudur, azlığı veya çokluğu, çeşitli yaratılışları, küçük veya büyük, evcil veya vahşî oluşları hep birer hesabın ve hikmetin sonucudur. Hayvanlar âlemindeki dengenin bozulması veya hayvanların yok olması doğada ve çevrede olumsuz sonuçlar doğuracağı ve insanların hayatlarını sıkıntıya sokacağı bilinen bir gerçektir.

Bu yararlarından dolmayı olmalı ki Allah, insanda hayvan sevgisi var etmiştir:

"Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır"[38][38] anlamındaki ayet, bu gerçeği ifade etmektedir. İnsanda doğuştan var olan bu sevgi, kişilerin eğitimi ve yetişme tarzına göre gelişebileceği gibi körelebilir de. İnsan sevgisi de böyledir.

Allah'ın yaratıklarına sevgi, merhamet ve şefkat göstermek; Allah ve Peygamberin bir emridir. İslâm’ın merhamet anlayışı, yeryüzündeki bütün canlıları kapsayacak niteliktedir. Yüce Allah,

"O, rahmet etmeyi kendi üstüne gerekli kılmıştır”[39][39] anlamındaki ayette, yüce Allah, merhameti zatının en önemli niteliği olarak bildirmektedir. Yüce kitabımız Kur'ân, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın “Rahman” ve “Rahîm” olduğunu ifade eden ayetlerle başlamaktadır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)'i de âlemlere rahmet olarak göndermiştir:

"(Ey Muhammed!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik."[40][40]

“Allah rahmeti yüz parçaya ayırdı. Doksan dokuz cüzünü kendi katında tuttu. Bir tek parçasını yeryüzüne indirdi. İşte bu bir parça sebebiyledir ki yaratıklar birbirine merhamet ederler. (Öyle ki) at, bu merhamet sebebiyle süt emen yavrusuna zarar vermemesi için ayağını kaldırır[41][41]

Merhamet; kalpteki acıma duygusudur, bu duygu; insanı varlıklara karşı duyarlı ve lütufkâr olmaya sevk eder. Özellikle müslümanın hem insanlara hem hayvanlara karşı çok merhametli olması gerekir. Çünkü merhamet onun imanının gereğidir. Peygamberimiz, müminlere merhametli olmalarını tavsiye etmekte ve merhametli olanlara Allah'ın da merhamet edeceğini bildirmektedir:

  “Merhametli olanlara Allah da merhamete eder. Sizler yeryüzündekilere karşı merhamet edin ki, semada bulunanlar da size rahmet etsinler."[42][42]

"Ancak şakî / azgın olan insan, merhametten yoksun olur."[43][43]

Sadece insanlara değil, yaratılış gayesini gerçekleştiren ve insanlara hizmet veren hayvanlara da merhamet edilmesi gerekir. Hayvanlara merhamet edene Allah mükâfatını verir ve onu bağışlar:

Peygamberimiz (s.a.s.); ahlaksızlık batağına saplanmış bir kadının, bir köpeğe acıyıp yardım etmesi sebebiyle Allah’ın af ve merhametine mazhar olduğunu bildirmiştir:

"Kötü yola düşmüş bir kadın, sıcaktan dilini çıkarmış bir su kuyusunun etrafında dolaşan bir köpek gördü, kuyuya inip çizmesiyle su aldı ve köpeği suladı, bu yüzden bağışlandı."[44][44]

Hayvanlara şefkat ve merhamet edenden Allah razı olur. Bir gün Peygamberimiz (s.a.s.) ashabına şu olayı anlatır:

"Yolculuk eden bir adam çok susadı, bir su kuyusu buldu, kuyuya indi ve su içip çıktı. Kuyudan çıkınca sıcak ve susuzluktan dilini çıkartan ve ıslak toprağı yalayan bir köpek gördü. Adam, 'bu köpek de anlaşılan benim gibi çok susamış' deyip su kuyusuna indi, mestine su doldurdu, mesti ağzı ile tutup kuyudan çıkardı ve köpeğe suyu içirdi. Allah, bu adamı övdü ve onu bağışladı. Ashab,

-"Ey Allah'ın Elçisi! Bu hayvanlara yaptığımız iyilik sebebiyle bize sevap verilir mi? diye sorar. Peygamberimiz,

-“Her can taşıyan varlığa yapılan iyilik için sevap vardır” buyurdu."[45][45]

İnsana yapılan iyilik ve yardımlar Allah katında çok değerli ve sevabı mucip olduğu gibi hayvanlara yapılan şefkat ve merhamet, onlara bakmak, yiyecek ve içecek vermek de sevaptır, Allah'ın razı olduğu bir davranıştır. Yukarıda zikrettiğimiz iki hadis ile Peygamberimiz insanları hayvanlara karşı duyarlı olmaya ve onlara merhamet ile muamele etmeye teşvik etmektir.

 3. HAYVANLARA EZİYET ETMEK ZULÜM VE GÜNAHTIR

Hayvanlara şefkat edip onlara bakmak sevabı gerektiren bir davranış olmasına karşılık onlara kötü davranmak, dövmek, işkence etmek, öldürmek, aç ve susuz bırakmak da zulüm, günah ve cezayı gerektiren kötü bir davranıştır.

Bir insan bir hayvanı sözgelimi bir kediyi evinde alıkoysa ama ona yiyecek ve içecek vermese, nihayet kedi ölse ne olur? Günah işlemiş olur mu? Allah bu insanı cezalandırır mı? Evet, bu insan günah işlemiş olur ve Allah bu kimseyi cezalandırır. Peygamberimiz (s.a.s.)'in şu hadisleri bunun açık delilidir:

"Bir kadın kedi yüzünde azap edilmiştir. Çünkü bu kadın; kediyi hapsetmiş ne yedirmiş ne içirmiş ne de kırlarda kendi karnını doyurması için salıvermiştir."[46][46]

"Bir kadın kedi yüzünden cezalandırılmıştır. Çünkü bu kadın, ölünceye kadar bu kediyi hapsetmiş, bu yüzden cehenneme gitmiştir. Kadın bu kediyi hasetmiş ne yiyecek vermiş ne de su, kırlarda karnını doyurması için serbest de bırakmamıştır."[47][47]

Biz insanlar, bizim için yaratılan hayvanların etlerini yemek için o hayvanı usulüne uygun olarak eziyet vermeden keseriz. Bunda bir vebal yoktur. Ancak küçücük bir hayvanı bile haksız yere öldüren kimseye kıyamet gününde Allah hesap sorar. Peygamberimizin şu sözleri bu gerçeği ifade etmektedir:

"Kim serçe ve daha küçük bir kuşu haksız yere öldürürse kıyamet gününde Allah onda hesap soracaktır" buyurmuş. Sahabenin; "Ey Allah'ın Elçisi! Kuşların hakkı nedir?" diye sorması üzerine de; "Onların hakkı, usulüne göre kesip etini yemek, başının koparılıp atılmamasıdır" buyurmuştur.[48][48]

Hz. Peygamber;

"Kim bir serçeyi abes yere öldürürse bu kuş, kıyamet günü Allah şikâyet eder; 'Ya Rabbi! Filan kimse beni boş yere öldürdü, bir yarar için öldürmedi' der"[49][49] buyurmuştur.

Bu hadislerden anlıyoruz ki biz bir kuşu avlayabilir, eziyet etmeden onu kesebilir ve etini yiyebiliriz, ancak zevk için, keyfi olarak silah, sapan, taş ve benzeri bir şey ile öldüremeyiz, hapsedemeyiz, böyle bir davranış vebaldir, günahtır.

Peygamberimiz (s.a.s.); hayvanların dövülmesini, aç veya susuz bırakılmasını, yarışma düzenleyerek onların dövüştürülmesini, güçlerini aşan ölçüde yük taşıtılmasını tasvip etmemiş, bu tür davranışlarda bulunanları bizzat uyarmıştır.

"Hz. Peygamber (s.a.s.), bir grup insana rastladı. Bu kimseler, bir koça ok atıyorlardı. Bu davranışı hoş karşılamadı ve 'hayvanlara işkence yapmayın" buyurdu."[50][50]

"Allah'ın Elçisi, hayvanların hapsedilmesini yasaklamıştır."[51][51]

Abdullah ibn Ömer,

"Allah'ın Elçisi, can taşıyan bir varlığı hedef yapan (ona taş, ok, silah ve benzeri şeyler atarak eziyet eden kimseye) lanet etti" demiştir.[52][52]

Sahabeden Abdullah ibn Ca'fer anlatıyor:

"Hz.Peygamber (s.a.s.); yüzüne damga vurulmuş bir merkebin yanından geçti. Hayvanın bu durumunu görünce; “Bu hayvanı yüzünden dağlayana Allah lanet etsin” buyurdu.[53][53] 

Sahabeden Abdullah ibn Ömer;

ِ"Hz. Peygamber, hayvanlara işkence yapanlara Allah lanet etsin" buyurdu demiştir.[54][54]

Sahabeden Sehl b. Hanzala anlatıyor:

"Hz. Peygamber (s.a.s.), karnı sırtına yapışmış bir devenin yanından geçti. (Bunun üzerine sahibine); 'bu konuşamayan hayvanlar hakkında Allah'tan korkun. Onlara güzelce binin, etinden güzelce yeyin” buyurdu.[55][55]

Yine aynı sahabî anlatıyor:

"Hz. Peygamber (s.a.s.) Ensardan birinin avlusuna girdi. Avluda bir deve vardı. Deve Hz. Peygamberi görünce inledi ve gözlerinden yaşlar aktı. Hz. Peygamber yanına gitti, başını okşadı, bunun üzerine hayvan sustu. Hz. Peygamber,

-“Bu devenin sahibi kim” diye sordu. Ensardan bir genç geldi,

-“Benim ey Allah'ın elçisi” dedi. Hz. Peygamber ona,

-“Allah’ın sana ihsan ettiği bu hayvan hakkında Allah'tan korkmuyor musun? Hayvan bana, senin onu aç bıraktığından ve onu çok yorduğundan şikâyet etti” dedi.[56][56]

Peygamberimiz (s.a.s.) bir deveye binen eşi Hz. Aişe’ye hayvana şefkat ve merhametle davranmasını emretmiştir.[57][57]

Peygamberimiz Mekke’nin fethine ordusuyla birlikte giderken, yolda yavrularının üzerine abanmış, yavruları iki yanından memelerine yapışıp emen bir dişi köpek gördü. Sahabeden Cu’ayl b. Süraka’ya, hemen gidip hizasında durmasını ve askerlerden hiçbirinin, ne köpeğe ne de yavrularına dokunmamasını söyledi.[58][58] 

Yine bir gün muharebeden dönülüyordu. Dinlenme vaktinde sahabeden bazıları bir kuş yuvası görmüş ve yuvadaki yavruları alıp sevmeye başlamışlardı. Tam o sırada anne kuş geldi ve yavrularını onların elinde görünce çırpınmaya başladı. Allah’ın Resulü duruma muttali olunca kızdı ve hemen yavruların yuvaya konulmasını emir buyurdu.[59][59]

Hz. Peygamber, hayvanlara karşı kullanılan fizikî şiddet bir tarafa onlara kötü söz söylenmesini dahi tasvip etmemiş, bu nedenle bindiği deveye lanet eden kadının hayvandan aşağı indirilmesini istemiştir.[60][60]

İslâm tarihinde Hz. Peygamber’den sonra da hayvanlara merhametle muamele edilmesi yönünde örnek kabul edebileceğimiz türden uygulama ve düzenlemeler yapılmıştır. Hz. Ömer’in, devesine gücünün üzerinde yük yükleyen bir kişiyi cezalandırdığı, bir devenin palan sürtmesinden meydana gelen yarasına elini sürüp, “Senin başına gelen şeyden de sorguya çekilmekten korkarım” dediği, Ömer b. Abdülaziz’in, hayvanlara ağır gem ve koşum takımı vurulmaması, nodulla dürtülmemesi, develere 600 rıtıldan (yaklaşık 230 kg.) fazla yük vurulmaması hususunda görevlilere talimat gönderdiği rivayet edilmektedir.[61][61]

İslâm hukukçuları hayvanların dövülmelerini, aç bırakılmalarını, güçlerinin üstündeki işlerde çalıştırılmalarını suç kabul etmişler ve bunları yapanlara müdahale etmeyi muhtesiplerin (asayişi temin edenlerin) görevleri arasında saymışlardır.[62][62]

Hayvanlara zarar verenler, merhametten yoksun kimselerdir. Merhamet etmeyene merhamet edilmeyeceğini ve bu kimselerin hayırdan mahrum kalacağını Peygamberimiz (s.a.s.) bize bildirmiştir:

"Yumuşak davranıştan mahrum olan hayırdan da mahrum olur."[63][63]

Yüce Allah, insanların hizmetine sunduğu, kesilmesini helal kıldığı hayvanları keserken bile onlara eziyet edilmemesini ister. Peygamberimiz bu hususu şöyle ifade etmektedir:

"Allah her şeyde ihsanı (işi ve görevi en güzel biçimde yapmayı) farz kılmıştır. Bir canlıyı öldürdüğünüzde öldürme işini en güzel biçimde yapın, bir hayvanı boğazladığınızda boğazlama işini en güzel biçimde yapın, bıçağınızı bileyin, keskinleştirin ve hayvanı rahatlatın, eziyet vermeden kesin."[64][64]

3. ZARARLI HAYVANLAR

Yukarıda hayvanların insanlara nimet olarak var edildiğini bildirmiştik. Yılan, sivrisinek, haşarat, böcek, kurt, tilki gibi insanlara veya evcil hayvanlara veya ürünlere zarar veren hayvanlar öldürülebilir mi? İslâmî açıdan temel prensip hiçbir hayvana zarar vermemek ve onları öldürmemektir. Ancak bir hayvan insanlara veya ürünlere zarar veriyorsa bunlar eziyet edilmeden öldürülebilir.

"Hz, Peygamber (s.a.s.), zararlı hayvanların öldürülmesini emretmiş ve bu hayvanlara füveysik (fasıkcık) ismini vermiştir."[65][65]

Peygamberimiz (s.a.s.) bu hayvanları öldürmenin mubahlığı bir yana bu zararlı hayvanları öldürme sebebiyle insana sevap verileceğini bildirmiştir.[66][66]

Medine’yi çekirgelerin istila etmesi üzerine, onların zararından kurtulmak için Allah'a şöyle dua etmiştir:

“Allah’ım! Çekirgeleri helâk et, büyüklerini öldür, küçüklerini yok et, yumurtalarını işe yaramaz hale getir, köklerini kes, ağızlarından ekinlerimizi, ürünlerimizi ve rızıklarımızı al, Sen duaları işitensin.”[67][67]

Peygamberimiz (s.a.s.); fare, akrep, çaylak, karga, saldırgan köpek[68][68] ve yılanı zararlı hayvanlar arasında saymıştır.[69][69] Dolayısıyla insanlara, ekinlere, meyvelere, sebzelere, davar ve sığırlara zarar veren böcek, kurt, haşere, sivrisinek, bit, kurt, domuz ve benzeri zararlılar öldürülebilir. Ancak bu hayvanların zararları başka türlü telafi edilebiliyorsa o zaman öldürülmez, öldürülmeleri caiz değildir.[70][70] Peygamberimiz de mesela evde bulunan ancak zarar vermeyen yılanların öldürülmesini yasaklamıştır.[71][71] Çünkü zararlı hayvanların zararından kurtulmak için öldürmek, başvurulacak en son çaredir. Eğer hayvanın öldürülmesinden başka çıkar yol yok ise, öldürmenin yakma, aç bırakma gibi vahşet olarak nitelendirilebilecek bir tarzda olmaması gerekir. Hayvanın vahşi veya evcil oluşu ona şiddet uygulanması veya zulmedilmesini mubah hale getirmez.

Zararsız hayvanları öldürmek, hele onlara zarar vermek ve eziyet etmek zulümdür. Yüce Allah, zulme asla razı olmaz. Islahı mümkün olan sokak köpeklerini vurmak veya zehirlemek doğru değildir. Bu hayvanlar bakım evlerine götürülebilir. Bu hayvanların fert ve toplumun sağlığını ve güvenliğini tehlikeye düşürecek derecede başıboş bırakılmaları da doğru değildir.

 

4. HAVYVAN BESLEME

İnsanlar; hayvanlar âlemi ile iç içe yaşar, onlardan bir kısmını eti, sütü, yumurtası, yünü ve gücü için besler. Bazen iç dünyasını, ilgi ve sevgisini tatmin etmek için hayvan besler. Mesela kuş, güvercin, balık, kedi ve köpek beslenmesi böyledir.

Sahabeden Ebû Hüreyre, çocukken evinde serçe ve kanarya cinsinden kuş beslemiştir.[72][72] Yalnızlıktan canı sıkılan bir sahabeye Peygamberimiz (s.a.s.), güvercin veya horoz beslemesini tavsiye etmiştir.[73][73]

İnsanlar; köpekleri genellikle avlanma, hayvan sürülerini koruma, bağ, bahçe ve ev bekçiliği yaptırma; kedileri özellikle köylerde fare ve benzeri zararlılara karıı korunma için besler. Mâide suresinin 4. ayetinde yetiştirilmiş / eğitilmiş avcı hayvanlardan ve onların insanlar için tuttuğu av hayvanlarının, bu hayvanların ava gönderilirken besmele çekildiği takdirde etinin helal olduğundan söz edilmektedir.[74][74] Dolayısıyla insanlar köpek ve benzeri avcı hayvan besleyebilirler. Av köpeği dışında ise sadece evi, bağı, bahçeyi ve tarlayı beklemesi ve sürüleri koruması için köpek besleyebilirler.[75][75] Ancak evin içinde köpek beslenmesine Peygamberimiz (s.a.s.) izin vermemiş,[76][76] hatta köpek bulunan eve rahmet meleklerinin girmeyeceğini[77][77] ve bu kimsenin sevabından her gün eksileceğini bildirerek insanları bu davranıştan caydırmaya çalışmıştır. Konu ile ilgili hadisler şöyledir:

"İçinde canlı resmi / put ve köpek bulunan eve (rahmet) meleği girmez."[78][78]

"Ziraat, av ve koyun kepeği dışında köpek besleyen kimsenin sevabında her gün bir miktar (bir kırat) eksilir."[79][79]

Eti yenen her türlü hayvan beslenebilir. Eti yenmediği halde köpek ve atmaca gibi avcı ve bekçi hayvanları, kedi gibi süs hayvanları, at ve katır gibi gücünden yararlanılan hayvanlar beslenebilir, ancak domuz gibi etinin yenilmesi haram olan diğer hayvanların beslenmesi caiz değildir.

Her ne amaçla olursa olsun, beslenen hayvanlara iyi bakılması, yiyecek ve içeceğinin temin edilmesi, onlara eziyet edilmemesi, onlara sevgi, şefkat ve merhametle muamele edilmesi dinimizin genel prensibidir.

Hayvanların güreş, dövüş ve yarış gibi amaçlarla kullanılması, zevk için av yapılması da caiz değildir.

5. HAYVANLARIN ETİNDEN YARARLANMA

Biz insanlar, hayvanların en başta etinden ve sütünden yararlanırız. Etinden yararlanabilmemiz için evcil hayvanların usulüne uygun olarak besmele ile kesilmesi,[80][80] av hayvanlarının usulüne göre avlanması[81][81] gerekir.

Etinden yararlanmak için hayvan kesimini hayvan haklarını ihlal olarak değerlendirmek vakıaya ve fıtrata aykırı olduğunu gibi Kur'ân ve Sünnete de aykırıdır. Önemli olan bunların kesimi esnasında eziyet edilmemesidir. Konu ile ilgili Peygamberimizin hadisini yukarıda zikretmiştik.

İstisnaları dışında hayvanların etleri helal kılınmıştır:

"Okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar, ihramlı iken avlanmayı helâl saymamanız kaydıyla size helal kılındı."[82][82]

"İhramdan çıktığınızda avlanabilirsiniz."[83][83]

"Ey Muhammed! Sana, kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar. De ki: “Size temiz ve hoş olan şeyler bir de Allah’ın size verdiği yeteneklerle eğitip alıştırdığınız avcı hayvanların tuttuğu (avlar) helâl kılındı. Onların sizin için tuttuklarından yiyin. Onu (av için) salarken üzerine Allah’ın adını anın (besmele çekin)."[84][84]

Mâide suresinin birinci ayetinde beyan edildiği gibi bazı hayvan etleri haram kılınmıştır. Genel olarak bunlar Mâide suresinin 3. ayetinde sayılmaktadır:

"Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. İşte bütün bunlar, Allah’a itaatten çıkmaktır."

Bu ayetin dışında eti haram olanlar; Bakara suresinin 173. En'âm suresinin 145. ve Nahl suresinin 115. ayetlerinde bildirilmiştir. Eti yenen ve yenmeyen diğer hayvanlar bildirilmemiş sadece "tayyib / temiz" olanların helal, "habîs/pis"[85][85] olanların haram olduğu beyan edilmiştir.[86][86]

Sonuç olarak; Kur'ân'da pek çok ayette çeşitli bağlamlarda hayvanlardan söz edilmekte; hayvanların, insanlar için var edildiği ve hizmetine sunulduğu, hayvanların kendi lisanı halleriyle Allah'ı tespih ettikleri ve O'na dualarını bildikleri, her birinin birer ümmet olduğu, hayvanlarda insanlar için ibretler bulunduğu, insanların hayvanların etlerinden, sütlerinden, yünlerinden, derilerinden ve güçlerinden yararlandıkları, bunların birer nimet olduğu ve Allah'a şükrü gerektirdiği, insanın fıtratında hayvan sevgisinin bulunduğu bildirilmektedir.

Kur'ân'da, sadece domuz etinin haram olduğu beyan edilmekte, haram olan diğer hayvanlar hadislerde zikredilmektedir. Ayrıca hadislerde; çeşitli sebeplerle hayvan besleyen insanların; bu hayvanlara bakmakla, yiyecek ve içeceklerini vermekle yükümlü oldukları, onlara eziyet edemeyecekleri, şefkat ve merhametle muamele etmeleri gerektiği, hayvanlara zulmetmenin günah, onlara bakmanın sevap olduğu, mala, cana ve ürünlere zarar veren hayvanların öldürülebileceği, bunun dışında hayvanların öldürülemeyeceği bildirilmektedir.17.09.2005

*Editör Notu; Makale yazarı Sayın Doç.Dr.İsmail KARAGÖZ; Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi olarak, 4 Ekim 2005 tarihinde Dünya Hayvanları Koruma Günü münasebetiyle TVHB tarafından   düzenlenen etkinliğe panelist olarak katılmış, sunumu ve açıklamaları oldukça  ilgi ile takip edilmiştir. Bu makaleyi de o günlerde henüz yayınlanmamış iken tarafımıza ulaştırmıştır. Geçtiğimiz günlerde grubumuzda yayınlamak için talep üzerine tekrar göndermiş ve bilginize sunulmuştur.     TürkVet/Dr.Mustafa ALTUNTAŞ    


[1][1] Lokman, 31/10; Şûrâ, 42/29; Câsiye, 45/4.

[2][2] Nûr, 24/45.

[3][3] Fâtır, 35/28.

[4][4] Mülk, 67/19.

[5][5] Nûr, 24/45.

[6][6] Şûrâ, 42/11.

[7][7] En'âm, 6/38.

[8][8] Lokman, 31/20.

[9][9] Câsiye, 45/13.

[10][10] Ra'd, 13/2; İbrâhim, 14/32-33; Nahl, 16/12, 14; Hac, 22/, 36, 37, 65; Ankebût, 29/61; Lokman, 31/20, 29; Fâtır, 35/13; Sâd, 38/36; Zümer, 39/5; Zuhruf, 43/13; Câsiye 45/12, 13.

[11][11] Yasin, 36/71–73.

[12][12] Nahl, 16/80.

[13][13] Müminûn, 23/21.

[14][14] Mümin, 40/79.

[15][15] bk. Mâide, 3.

[16][16] Hac,22/30.

[17][17] Nahl,16/5.   

[18][18] Nahl, 16/68-69.

[19][19] Nahl, 16/66; Hac, 22/36; Müminûn, 23/21.

[20][20] Nahl, 16/80; Hac, 22/36; Müminûn, 23/22; Yâsin, 36/72.

[21][21] Zümer, 39/6.

[22][22] Nahl,16/8.

[23][23] Hac,22/30.

[24][24] Mâide, 5/1; Hac, 22/28.

[25][25] En'âm, 6/143-145.

[26][26] Bakara, 2/260.

[27][27] Neml, 27/18.

[28][28] A'râf, 7/176.

[29][29] Ankebût, 27/41.

[30][30] Nahl, 16/8.

[31][31] Nahl, 16/68.

[32][32] Kureyş, 108/1.

[33][33] En'âm, 6/38.  

[34][34] Kehf, 18/22.

[35][35] Neml, 27/16-29.

[36][36] İsrâ, 17/44.

[37][37] Nûr, 24/41.

[38][38] Al-i İmrân, 3/14.

[39][39] En’âm, 6/12.

[40][40] Enbiyâ, 21/107.

[41][41] Buhârî, Edeb, 19; Tirmizi, Deavât, 107-108; Allah'ın merhameti için bk.Buhârî Edeb 18; Müslim, Tevbe 22

[42][42] Tirmizî, Birr, 16; Ebû Dâvûd, Edeb 58.

[43][43] Tirmizî, Birr, 16. 

[44][44] Müslim, Selam, 154; Buhârî, Bed’ü’l-halk, 16.

[45][45] Müslim, Selam, 153; Ebû Dâvûd, Edeb, 47.

[46][46] Müslim,Selam, 152; Enbiya, 54; bk. Buhârî, Bed’ü’l-halk, 16:

[47][47] Müslim, Selam, 151.

[48][48] Nesâî, Dahâyâ, 42.

[49][49] Nesâî, Dahâyâ, 42.

[50][50] Nesâî, Dahâyâ, 41.

[51][51] Nesâî, Dahâyâ, 41.

[52][52] Nesâî, Dahâyâ, 41.

[53][53] Müslim, Libas, 107.

[54][54] Nesâî, Dahâyâ, 41.

[55][55] Ebû Dâvûd, Cihad, 47.

[56][56] Ebû Dâvûd, Cihad, 47.

[57][57] Müslim, Birr, 79; Ebû Dâvûd, Edeb, 10.

[58][58] Vâkıdî, II, 804.

[59][59] Ebû Dâvûd, Edeb, 176; Ahmed, I, 404.

[60][60] Müslim, Birr, 80.

[61][61] Şener, Mehmet, Hayvan, DİA, XVII; 93.

[62][62] Şener, Mehmet, Hayvan, DİA, XVII; 93.

[63][63] Müslim, Birr, 74. 

[64][64] Müslim, Sayd,57.

[65][65] Müslim, Selam, 144; Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 16.

[66][66] Müslim, Selam, 146–147; Tirmizî, Sayd, 13.

[67][67] Ebû Ya’lâ, Zikir ve Dua, 1127.

[68][68] Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 16.

[69][69] Müslim, Selam,129

[70][70] Müslim, Selam, 130–136.

[71][71] Müslim, Selam,130.

[72][72] Buhârî, Ede,81,112; Müslim, Edeb, 30.

[73][73] Ahmed, VI, 112.

[74][74] bk Buhârî, Zebâih, 1–4; Nesâî, Sayd, 3.

[75][75] Tirmizî, Sayd, 16.

[76][76] Buhârî, Zebâih, 6.

[77][77] Buhârî, Zebâih, 92–93.

[78][78] Buhârî, Mağâzî, 9; Tirmizî, İstizan, 77.

[79][79] Tirmizî, Sayd, 16.

[80][80] En'âm, 6/118–121.

[81][81] Mâide, 5/4.

[82][82] Mâide, 5/1. 

[83][83] Mâide, 5/ 2.

[84][84] Mâide, 5/4.

[85][85] Helâlar ve haramlar konusunda “Günlük hayatımızda helâlar ve haramlar” bölümüne bak.

[86][86] A'râf, 7–157.

 

Güncel
 

 

 

 

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved