Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar

 

... Ve Onlar Geldiğinde!...

Geçenlerde bir televizyon kanalında Kenya-Nairobi ile ilgili bir program seyrettim.. Tüm Afrika ülkelerinde olduğu gibi burada da manzara aynı idi.. Kenya’nın hatta Afrika’nın en kalabalık şehirlerinden biri olduğu ifade edilen Nairobi’de çekilen programda; Nairobi’nin iki farklı yüzünden, modern ve varoşlarından kareler, kesitler görüntüler verildi.. Kentin modern yüzünde çağa uygun yaşam standartları yakalanmış ve bu yerlerde çağa uygun yaşamlarını sürdürenlerin ise daha çok renkleri beyaz olan Avrupalı, Amerikalı, Hintli v.s  iş adamları ile turist olarak gelen yabancıların olması, buna karşılık siyahlar, yani yerlilerin ise genellikle bu kişilere hizmet verenler olduğu dikkati çekiyordu..

 Şehrin diğer yüzü varoşlar ise daha da ilginç olup; haberi yapan muhabir hastalık bulaşması, gasp gibi farklı nedenlerle korktuğu, çekindiği için mahallelerine, sokaklarına girememişti.. Bununla birlikte uzaktan yapılan görüntülerden anlaşıldığı kadar varoşlarda yaşam her yönüyle çağ dışı idi.. Ve bu bölgenin sakinlerinin tamamının rengi de siyah idi..Bununla birlikte kentin  her iki yüzünde tek ortak nokta vardı,  o da dil olup siyahlarında, beyazlarında konuştuğu, yazdığı dil “İngilizce” idi.. Yani Kenyalılar gerçek anlamda (!) bilim-ilim ve modern dünyanın dilini konuşuyor, okuyorlardı.. Bu duruma yaklaşık 100 yılda (1895-2010) gelmişlerdi..

İngilizler Kenyalıları yaklaşık 300 yıllık arap ve müslümanların istilalarından, kölelik zulmünden kurtarmışlar, himayeleri, kanatları altına almışlar (1895), bir süre sonra bağımsız yapmışlar (1963), hiç köle olarak kullanmamışlar (!), hepsini efendi (!) yapmışlar, işe yaramaz gördükleri ve gelişmelerinde engel teşkil edeceğini düşündükleri dillerini, dinlerini de değiştirmişler ve böylece Kenya gelişip, serpilerek büyümüş ve günümüzde modern dünyanın çağı yaşayan bir ülkesi (!) olarak GELİŞMİŞ ÜLKELER ARASINDA yerini almıştır..

Tabii ki bu noktaya gelirken ülkenin geçirdiği en anlamlı aşama bağımsızlık kazanımı (verilişi) olmuş; ülkede 1963 yılında bağımsızlık ilan edildikten sonra lider Jumo Kenyatta: ”Beyaz adam geldiğinde bizim topraklarımız, onların ise İncil'i vardı. Bize gözlerimizi kapayıp dua etmeyi öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda bizim elimizde İncil, onların ellerinde topraklarımız vardı." sözleri ile ingilizlerin (ve benzeri ülkelerin) sömürdükleri ülkeler üzerindeki bağımsızlık ve demokrasi  anlayışını tarif etmiş ve sadece tarih sayfalarında yerini almıştır.. Çünkü bu sözü net olarak anlayan ve buna göre önlem almış olan ne bir Afrika ülkesi ve ne de dünyada sömürülen bir başka ülke var... Günümüzde 15’inci  yüzyıldan itibaren yöntemler değişse de, taraf ülkelerin çok değişmediği, yani bir tarafta sömüren ülkeler, diğer tarafta sömürülen ülkelerin bulunduğu bir düzen halen kusursuz yürütülmektedir..  

Bu dünya düzeni ortamında Türkiye’de, çağı yaşamak ve GELİŞMİŞ ÜLKELER ARASINDA yerini almak istemektedir. Bunun için özellikle son yıllarda, daha bağımsız (!), daha demokratik (!) ve daha global (!) olma adına, her şeyden önemlisi AB üyeliği ve ABD korumacılığı, himayeciliği adına dost ve müttefiklerimizin tamamen iyi niyetli (!) direktifleri, tavsiyeleri, yaptırımları ile çizdiği politikalar sonucunda gelinen noktada;  Korkarım ki!!! Kenya’lı asi lider Jumo Kenyatta’nın sözlerine benzer “Onlar geldiğinde bizim topraklarımız, bankalarımız, enerji kaynaklarımız, yazılı-görsel basınımız, büyük-küçük baş hayvanlarımız, buğdayımız, pancarımız, mısırımız, pirincimiz, pamuğumuz, fındığımız, domatesimiz, patlıcanımız, hıyarımız ve özellikle dilimiz ile birlikte bir çok ulusal-milli değerlerimiz; onların ise yazılı, sözlü direktifleri, tavsiyeleri, yaptırımları vardı..

…Bize direktifleri, tavsiyeleri ve yaptırımları yerine getirmeyi öğrettiler.. Biz bunlarla uğraşırken, birde baktık ki; bizim elimizde direktifler, tavsiyeler ve yaptırımlar, onların elinde tüm varlıklarımız ve zenginliklerimiz; topraklarımız, bankalarımız, enerji kaynaklarımız, yazılı-görsel basınımız ile birçok milli değerler vardı.” sözleri söylemeyiz!!!.

Saygılarımla... 13.12.2010   

Prof.Dr.Zafer Karaer

 

Güncel
 

 

 

 

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved