Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar

 

Wikileaks ve Totaliter Şirketlerin Özgürlüğümüzü Kuşatması

İşte size emperyalizm kulelerinin ensemizdeki varlığını hissettiren Wikileaks belgeleri.. Ve bu belgelerin açığa çıkmaması için var gücüyle çabalayan  totaliter dev şirketlerin ( visa, mastercard vs.) tek vücut olup, kazançları söz konusu olunca devletleri ve kurumlarını nasılda oyuncak ettiklerinin hikayesi.

Fakat bu hikayenin içinde bir hikaye daha var ki, günlük is ve yaşam hayatımızdaki irili ufaklı kayıp ve aksiliklerin aslında birer tesadüf olmadığını, uluslararası bir planın parçası bize anlatıyor.

Devletler sırlarını diğer devletlerden değil daha çok kendi vatandaşlarından saklar. Devletler için Wikileaks belgelerindeki bilgiler öngörülemez değildi elbet.

Belgelerden çıkan şimşekler devletlerden sonra şirketlere de sıçradı. Önce Shell' in sonra Pzifer' in adı geçti belgelerde. Pfizer gecikmeden Nijerya' da insanlar üzerinde deneyler yaptığını ve rüşvetler verdiğini yalanladı. Shell' in Nijerya' nin bütün bakanlıklarında  adamları olduğunu iddia eden belgeler kamuoyuna yansıdı. Shell' de bunu yalanladı.

Modern cağın en önemli entellektüellerinden biri olan Noam Chomsky şirketler hakkında önemli tespitlerde bulunuyor, diyor ki; "İnsanlık tarihindeki en totaliter kurum  şirkettir. En totaliter  olmasa bile
yakındır. Şirket, otoritenin katı bir şekilde yukarıdan aşağıya uygulandığı, denetimlerin sahipler ve yatırımcıların elinde toplandığı merkezi olarak yönetilen bir kurumdur. Bir şirket örgütlenmesinin içindeyseniz yukarıdan emirler alıp aşağıya iletirsiniz.", "Şirketler iktidarın uzlaştığı muazzam
yapılardır. Gerçektende iktidarın tek elde toplandığı, gerçek anlamda ulus ötesi yapılardır. Halkın denetimi ve katılımına karşı nerdeyse tümüyle koruma altındadır. Bu durumun kesinlikle değişmesi gerekir."

Amerikan Başkanlığına tekrar aday olmaktan, dev şirketler tarafından kurulan baskıyla vazgeçen Thomas Jefferson bakın şirketler için ne diyor: "İktidar bankacılık kurumlarının ve para babası şirketlerin eline geçerse demokratik deneyim sona erecektir.".

Dünyaya globalizmi ve kapitalizmi yayan totaliter şirketlerin kontrolündeki Amerika bu gün dünyada en zor mal satabileceğiniz ve pazarına en zor girebileceğiniz ülkedir. Fakat iş 3. dünya ülkelerine gelince gümrüklerde açılıp saçılmanın, paraya teslim olmanın demokrasi olduğu size en büyük gerçek olarak sunulur.

Eğer bir ülkenin, global ekonomiye ayak uydurmasını ve totaliter dev şirketlere entegre olacak yapılar oluşturmasını istiyorsanız, en önemli gider olan iş gücünü ucuzlatmanız gerekir. Önce ilk şart tavan yapmış bir işsizliktir. Daha sonrasında is bulamayan bir gençler ordusundan istediğinizi istediğiniz ücrette ve şartta çalıştırabilirsiniz.  Böylece anlamayanlara ülkemiz büyüyor, çok çalışıyoruz, kişi başına düşen milli gelir yükseliyor mavraları atabilirsiniz. Maalesef ki istatistik karın doyurmuyor.

1 + 1000 = 1001 ediyor belki ama ortalaması alınıp ikiye bolünse bile elinde bir olanın kaderini değiştirmiyor.

Bu gün bu uluslararası totaliter şirketlerin girdikleri ülkelerde varlıklarından en çok rahatsız oldukları kesim, serbest meslek erbaplarıdır. Küçük esnaftır, veteriner hekimdir, dişçidir, eczacıdır, doktordur,
avukattır, mühendistir, muhasebecidir vesaire vesaire.

Bu gün devletlere ve onlarda nüfuz sahibi olan şirketlere en büyük muhalefeti yapan bu patronsuz grubun kendi şahsi mesailerine dayalı çalışma biçimleri ve kendilerine ait ozel kanunları vardır. Asıl rahatsız olunan ise bu gruptaki bireylerin oluşturduğu iktidarın değneğinden uzakta olan  meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarıdır. Doktoru hastane patronuna, mühendisi müteahite, esnafı zincir marketlere uşak yapmaya çalışanların asıl hedefi çatlak, muhalif sesi kesmek, totaliter şirketlerin arsızlıklarına zemin
hazırlamak, uslu kobaylar yaratarak sömürüyü kolaylaştırmaktır.

İşte asıl defans burasıdır. Kendi iş yerlerimizdir.

Ya hepimiz  susturulmuş ve şirketlerin alt kademelerinde okyanus ötesinden gelen emirleri uygulayan kendi inisiyatiflerine sahip olamayan, örgütlenemeyen sermayeye bağımlı insanlar oluruz...

Ya da kendi namahremlerimizde kendi  mesleklerimizi, işlerimizi kamu yararına  ve kendi nam-ı hesabına (!!!) icra eden, bağımsız bir örgütlenmeye sahip, sorgulayan, ülkesini; dev şirketlerin, sağlığımız ve doğal zenginliklerimiz üzerinde cirit attığı bir "disneyland" olmaktan alıkoyan özgür insanlar oluruz.

Ve bu özgürlüğe giden yol aslında şu anda var olduğumuz, ekmeğini yediğimiz, sahip olduğumuz işyerlerimizdir, siperlerimizdir. Bu siperleri geçmişte bizim için kazıp bırakan büyük insanları  utandırmayalım. 

22.12.2010

Uğur BAZAN

 

Güncel
 

 

 

 

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved