Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar
 
Sokak Hayvanlarını Sevmek!

Hayvan sevgisinin, canlıyı sevmenin, dolayısıyla insanı sevmenin temel göstergelerden birisi olduğu bir gerçek.

Aksini düşünmek ise insanoğlunun doğasına ters olan bir durum.

Hayvanları, sevmek, hayvan sahibi olmak... Bilhassa çocuklar için çok önemli.

Sokak hayvanları konusu ise çok geniş bir boyut. Hayvan sevmek, sokak hayvanlarına yiyecek vermek mi? Bunu yaparken, konunun boyutu içerisinde payı ve doğruluğu nedir?

Sokak hayvanı veya sahipsiz hayvan dediğimiz bu hayvanlar insanların yoğun yaşadığı kentlere doğal hayattan mı gelip yaşıyor ve çoğalıyorlar? Tabii ki hayır..

Bu hayvanların kaynağı sahipli hayvanlar. Yani hayvanları sevdiklerini düşündükleri için hayvan sahibi olan insanlar. Hatta bunların önemli bir kısmı da ülkedeki hayvanları beğenmeyip yasal veya kaçak olarak yurtdışından getirilen hayvanları satın alarak bakan insanlar.

Bu insanların önemli kısmı ise ekonomik durumu iyi olan, kent dışında yazlık konutu olan insanlar.

Yazlığa gidince öncelikle çocuklarının talebiyle hayvan sahibi oluyorlar. Yaz bitince kendileri kente, hayvanları ise sokağa intikal ediyor. Kent sokaklarına bırakılıyor.

Kentte bu hayvanlar çoğalıyor. Doğan yavruların bir çoğu küçükken bir şekilde ölüyor, bir kısmı ileriki yaşlarda herhangi bir şekilde feci bir şekilde ölümle tanışıyor.

Sonuçta bu hayvanların kent hayatındaki ortalama ömrü 1,5-2 yıl sürüyor. Yani normal ömrünün %10 civarında bir hayat sürerek her halükarda bir vahşet ile hayatı sonlanıyor.

Bu kısır döngü sürekli yenileniyor.

Bunlar içerisinde mahalle sokaklarında sağ kalmayı öğrenen hayvanlar yok mu? Hayli çok. Bazıları bunları mahallenin ortaklaşa hayvanı kabul ediyor. Yiyecek veriyor besliyor. Bu hayvanlarda yine vahşet döngüsünün bir parçası.

Mahalledeki bu hayvanları çok sevdiklerini söyleyenler;

Bu hayvanları bireysel olarak sahiplenip, sokak hayvanı konumundan çıkartıp, gereklerini yenine getirerek sahipleniyor MU?

Hayır!...

Sokak sakinleri olarak bu hayvanları ortaklaşa sahiplenip, kulubesine kavuşturup, gereklerini müştereken yapıp, başıboş hayvan statüsünden kurtarıyorlar mı?

Hayır!...

Peki, bu hayvanlara ne yapıyorlar? Sorumluluk almadan, yemek artıklarını sokağa bırakarak vahşet döngüsünün çoğalmasına katkı sağlıyorlar. Adına da hayvan sevgisi diyorlar.

Belediyeler, hayvan korumacılar bu hayvanları buradan alıp (mevcut şartları tartışılabilir) barındırma merkezlerine götürmeye kalkınca ne yapıyorlar? Kızılca kıyameti kopartıyorlar..

Bu merkezlerdeki şartların iyileştirilmesi için hayvanları sevdiğini söyleyen kaç kişi katkı sağlıyor? Bildikleriniz kaç kişi.

Maddi durumu iyi olmasına rağmen, yazlıkta sahiplendiği hayvanı sokağa değil de bakım merkezlerine bırakıp gelecek sezonda tekrar almayı tercih eden "hayvan sever" sayısı ne kadar? Kaç kişiyi biliyorsunuz?

...............

Gelişmiş ülkelerde  sahipsiz hayvan gördünüz mü? Hayvanları sokakta korumayı öngören bir yasaları var MI? Her konuda AB deniliyor. AB'de hayvanları sokakta mı bakıyorlar.

Bir kaç yıl öncesine kadar parklarda, caddelerde sahipli hayvanları ve onların dışkılarını görmekteydik. Şimdi ise sahipli hayvanı gezdiren hayvan sahibinin elinde aynı zamanda pislediğinde pisliğini temizleyecek malzemeyle birlikte dolaştığını görüyoruz. Pisliği de ayak altında yok.

Bizde ise çocukların oynadığı parklarda bile kalıntıdan geçilmiyor. Kuduz, zoonotik paraziter hastalıklar kol geziyor. İnsanlardaki düşük vakalarının %30'u toksoplazma nedenli.

Hayvanları sokakta koruyalım diyoruz...

Bizim kültürümüzde ve inancımızda hayvan öldürmeyi ve hayvanlara kötü davranmayı hoş gören bir dayanak yok. Buna karşılık her gün bir vahşetle karşı karşıya kalıyoruz.

Hayvan korumacılar haykırıyor. Bazen haklı, bazen haklı olduğunu düşünerek de olsa vahşeti besleyecek davranışların arkasında duruyorlar.

Diğer tarafta sahipli hayvanları kayıt altına alınmış, takip edilebilir durumda değil. Sokak hayvanlarını kayıt altına almaya çalışıyoruz...Kimi kandırıyoruz, ne yapmaya çalışıyoruz.

Bu dünya yalnız bizim değil...

Sosyal alanlar, hayvanların doğal yaşam alanı değil.

Doğal ve yaban hayatının korunmasıyla ilgili bir şey yaptığımız yok. Doğal hayatı koruyamayanlar,  hayvanları sokakta korumaya çalışıyorlar.

Yaban hayatı korunmalı. Evcil hayvanlar evde olmalı, sokakta değil. Sosyal alanlar ile doğal alanların farkı bilinmeli. Bu işleri yapacak olanlar da hayvanı, hayvan sağlığını, hayvan refahını, halk sağlığının korunmasını bilmeli. Sokakta sahipsiz hayvan olmamalı. Sokağa hayvanı bırakan cezasını çekmeli. Tersine uygulamalar vahşete destek demektir.

Çözümler buna göre üretilmelidir.

İnsanlar sevgilerini, sorumluluk alarak göstermelidir.

Aynı şey insanlar için de geçerli değil mi? İnsan sevgisinin gereği de odur. Sokakta yaşayan insanların sayısının artmasına katkı sağlayıp, bu insanlara bir öğün yemeği aleni vermek, sevgide samimiyetsizliğin ifadesidir. Her ahvalde rant aramaktır.

Ülkemiz Avrupa bölgesinde evcil hayvan kökenli kuduz vakalarının yaşandığı, oldukça sık yaşandığı yegane ülkedir.

Sağlık Bakanlığının insanlara uygulamak için ödediği kuduz aşısı bedelinin yarısı kadar bir kaynak düzenli olarak sokak hayvanlarının rehabilitasyonu ve sahiplendirilmesi için kullanılsa bu hayvanlar vahşet yaşamayacağı gibi her yıl binlerce insan kuduz hastalığının korkusunu yaşamayacak, çocuklar sevdikleri hayvanlarla karşılaştığında korku yaşamayacaklardır. Tamamı yurt dışına giden kaynak, ülke içinde ve ülke için harcanacaktır.

Önemli olan sorunu doğru tanımlamak, samimi ve ciddi tedbirler için merkezi idare, yerel yönetimler ve hayvan severler ile elbirliği içerisinde aynı yönde çaba sarf edebilmektir.

Bunun için de önce sosyal alanlarda sahipsiz, başıboş hayvanın olmaması gerektiğinde mutabakat gerekir. Bu hem hayvanların sağlık ve refahı, hem de insanların sağlığı açısından göz ardı edilemeyecek bir şarttır. Bunu bildiği halde başta veteriner hekimler  olmak üzere yetki noktasında bulunan sorumluların hadiseye sadece hissi yaklaşan grupların hoşuna gitmesi için  bir davranış sergilemesi tasvip edilebilir bir durum değildir. Hayvan sever ve korumacılar da- ki biliyoruz bilinçli hareket eden büyük kısmı akılcı ve samimi bir yaklaşım içerisindedir- sorunu gerçekçi değerlendirmek ve çözüme katkı sağlamak durumundadır. Aksi halde çözüm noktasında bulunanların çözüm üretmesini sağlamak zor görünüyor.

Sokak hayvanlarını sokakta beslemek onları sevmek mi? Vahşete destek vermek mi? Ayrımı kolay değil.

Seviyorum demek; sorumluluk ister! 

31.01.2008

Dr.Mustafa Altuntas
TürkVet

 

From: "handan kocagozoglu" <ha...@yahoo.com>
Sent: Friday, October 31, 2008 10:08 AM
Subject: Sokak hayvanları

 Yazınızı okudum.Açık söyleyeyim evimizin önündeki parkta yaşayan çok sayıdaki kedi ve köpeğe (belediye tarafından aşılanmış ve kısırlaştırılmış,küpe takılmış) mama vererek iyilik yaptığımı düşünürken,şimdi kendimi suçlu hissediyorum.Ama ,o canlar memnun olmasalar başka yerlere kaçmazlar mı?.Hepsi en az dövülmeden,hata başları okşanarak,konuşularak  sevildiklerini bildikleri bu ortamda mutlular...Arabalar park edince motor kapaklarının üstüne çıkarak sıcaklığından faydalanıyorlar.Bazı apartmanların kalorifer dairelerinde (özellikle küçük ve hasta olanlar) misafir oluyorlar. Bu arada  sevgili doktor  Sn.Altuntaş,kaç hayvanı evine almış?.. Çok şükür bizim apartmanımızda yok ama pek çok  apartmanda "can" (hayvan demeyi sevmiyorum)  beslemek yasak...Yani eve alamıyoruz diye dışarıda da aç-sefil kalmalarına izin mi verelim*..Yaklaşımınız beni üzdü,bilmenizi istedim...

 

Sent: Monday, November 03, 2008 11:21 AM

Evet suçlamak kolaydır ;hele suç merkezinden saptırmak istenirse hemen başka suçlular bulunabilir .Biliyoruzki belediyeler ve onlara bağlı çalışan veterinerler'in neredeyse tamamı gönül rahatlıgı ile itlaflara bir şekilde ortak oluyor tabii bu suç degil o zavallı hale getirilmiş  (aslında isteseler birlikte haraket edebilme yetileri olsa kendilerini itlaf edenlerin tümünü bir hamlede yok edebilecek güçte olan o canlar örnegin Antalya katliamında 5500 can bir gecede itlaf edildi ama kaç kişi tarafından ,bir kalkışsalar o  5-10 kişi  5500 köpegi öldüre bilirmi) sokaklarda aç sefil bırakılmış canlara bir lokma ekmek vermek suç ,sizlerin iyi kötü veya adalet duygunuza inanamıyorum ama kilit o galiba yoksa böyle bir mantalite olmasa o kadar kandan sonra nasıl eve gidip çocuk başı okşana bilir yada bir lokma yenebilir... ancak böyle bir mantelite ile mümkün.
mustafa bey ben sokakta 12- 15 arası köpek besiyorum sizce vahşeti destekliyorum ... ilginç.Ben o canları ilk bulduğumda birkaç gün izledim çok acıydı öyle açtılarki insanlar genizlerini temizleyip yerlere tükürünce koşup yalıyorlardı .bende bu realiteyele karşılaşınca aniden sizce suç işlemeye başladım .ve diyorumki yaşasın kötülük eğer bu kötülükse .
Keşke idarelerden makul yaklaşımlar gelsede omuz omuza bu canlar için bir şeyler inşa edebilsek ,onlara karşı kabahat değil suç işleyenleri engellesek.Boşa giden paralar,yok edilen eziyet gören canlar kalmasa,kaynaklar doğru kullanılsa ve sonuç alınabilse Türkiye dünya platformundaki utanç tablosundan inse,v.s ,v.s . Bakın bir beykoz olayı bile halledilemedi oysa  her şey ortada, delil kaynıyor ortalık ama icraat yok 3500 hayvan yok oldu gitti bu kadar eylem ,gayret belge boşa cabaya dönüşüyor.Antalya katliamıda yasaya uygun yapıldı sorun yok  .İnsanın erdemlisi hatasını kabul edebilendir ama boşverin cebimiz dolsun erdem komşunun oğlu başkasını tanımam.
Belediye başkanlarına yolladığım her protesto maillerine eklediğim Allahın insanlara tanıdığı bir hakkı burada yinelemek istiyorum ''aynı zamanı ortak kullanan kişiler olarak bu katliamları vede eziyetleri yapanlardan Ahiret gününde davacıyım son hesap ödenene kadar velevki bu Canlar ve Allah o kişileri affetse bile ben sonuna kadar davamda kararlıyım'' nasıl ortak zaman kullanımının sorumluluğu varsa hak talebide var .Ve sizin adınıza üzülerek eklemek istiyorum Orada kanunlar buradaki gibi kaypak degil yırtamıyorsun .şimdiden bu suçların faillerine diyorum ki... Divanda görüşürüz hadi size geçememiş olsun.
 
 nilgün tezcan

 

 

 

Güncel
 

 

 

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved