Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar
 

Hayvanları Koruma Kanunu ve Etolojik İhtiyaçlar...

HKK Yasa tasarısında hayvanların toplanıp etolojik ihtiyaçları sağlanacak şekilde bakılacağı ve sahiplendirileceği iddiası ne derece bilimsel ve mantıklıdır?

Hepimiz biliyoruz ki, evcil hayvanın doğal ortamı doğa ya da doğal olduğu iddia edilen parklar değil, “evcil hayvan” tanımında olduğu gibi insanın yanıdır.

Evcil hayvanlar binlerce yıl süren evcilleşme sürecinde farklı ortamlara uyum sağlamışlardır. Bunların bazılarının (örneğin ufak köpek ırkları) davranış ve hatta biyolojik yapıları ev içersinde yaşayacak şekilde, bazılarının bekçilik yapacak, bazılarının koyun güdecek, bazılarının sürü koruyacak şekilde, bazılarının sürek avı, bazıların ise bireysel av yapacak şekilde uyum sağlamıştır. Bu farklılıklara rağmen hepsinin ortak yanı insanın dizi dibinde olmalarıdır.

Ayrıca bizim kültürümüzde sokaklarımızın bir mozaiği olarak, sokaklarımıza renk katan, kopmuş olduğumuz doğaya bir pencere açan sokak köpeklerimiz sokaklarda bize yakın şekilde yaşamaya uyum sağlamıştır. Bu da yüzyıllarca devam eden bir süreçtir. Muhtemelen İstanbul’a ilk defa Fatih Sultan Mehmet’in Bizans surlarında açtığı deliklerden girmişler ve o zamandan bu yana sokakları bizlerle paylaşmışlardır.

Şimdi bu köpeklerin toplanıp insandan uzak alanlara kapatılması işte bu yüzyıllarca süreç içersinde oluşmuş etolojik(davranışsal) yapılarına tamamen terstir, yasa tasarısında olduğu gibi bu alanlarda köpeklerin etolojik ihtiyaçlarının karşılanacağını iddia etmek mümkün değildir.

Köpek için insanın yanında olmanın ne kadar önemli olduğuna iki örnek verelim:

1-           Yeni doğmuş, insanı hiç tanımamış bir köpeğin önüne iki hırka koyun. Biri yeni ve hiç giyilmemiş olsun, diğeri ise giyilmiş yani üzerinde insan kokusu mevcut olsun. Köpek gidip bu insan kokusu olan hırkayı tercih edecektir.

2-           Özellikle bakımevi gibi yerlerde yemeklerler bolsa, karınları yeterince doyuyorsa bu köpekler yemek için birbirleriyle kavga etmezler ama yanlarına bir insan yaklaşınca kavgaya başlarlar. Çünkü insana yakın olmak onların etolojik bir ihtiyacıdır ve bu ihtiyaçları tatmin olmadığı için, yanlarına yaklaşan insanı kimseye kaptırmamak adına kavga ederler

Her canlı doğal davranışlarını sergileyebilmek için uygun ortamlara ihtiyaç duyar. Köpek uzun mesafelerde dolaşma, keşfetme, işaretleyerek yaşam alanını belirleme, çiftleşme vb. için programlanmış fiziksel ve davranışsal bir yapıya sahiptir. Kısırlaştırmayla çiftleşme artık bir ihtiyaç olmaktan çıkar. Ancak onun kas ve kemik yapısını değiştirmek mümkün olmadığı için fiziksel egzersizin yetersiz oluşu, enerjisinin atılamayışı onda sıkıntı yaratır. Bakımevinde yaşayan ya da evlerin bahçelerinde dışarı çıkmaksızın kısıtlı yaşamaya mahkum köpeklerde ve hayvanat bahçelerinde yaşayan tutsak hayvanlarda kompulsif bozuklukların görülmesinin en önemli sebebi budur.

Yine bir köpeğin hatta ev kedisinin bile kendini güvende hissedeceği, başka hayvanlarla paylaşmadığı izolasyon alanları gerekir. Bu alanlara başka hayvanların girmesi anksiyete (endişe) nedenidir. Uluslararası hayvan refahı birliklerince kabul eden ve bilim adamlarınca desteklenen “5 temel özgürlük” kavramı hayvanların (Çiftlik ve yaban hayvanları dahil) minumum etolojik ihtiyaçlarını belirtir.

1-           Yaşama gücü ve sağlığı için taze su ve sağlıklı yemeğe kolayca ulaşmasının temini yani  “aç ve susuz kalmama özgürlüğü”

2-           Yeterli alan ve kapalı yer dahil olmak üzere uygun çevrenin temini yani “rahatsız olmama, sıkıntı duymama özgürlüğü”

3-           Çabuk teşhis ve tedaviyle “hastalık, yaralanma ve acıdan uzak olma özgürlüğü”

4-           Hayvanlara yeterli alan ve imkanlar verip, kendi türünden olan hayvanlarla iletişimi sağlanarak “normal davranışlarını ifade etme özgürlüğü”

5-           Mental ıstıraplardan sakınarak “korku ve stresten uzak olma özgürlüğü”

Bilimin kabul ettiği bu minumum koşullar acaba hangi toplama kampında sağlanabilir? Belki hayvanın karınları doyar ama diğer temel ihtiyaçlar ne olacak? Bunlar da sağlanamıyorsa başka hangi etolojik ihtiyaçların karşılanacağından bahsedilebilir?

Bir canlının en temel ihtiyacı ve hakkı güvenliktir. Köpekler bu ihtiyacın temini için dürtülenir, bölgesini işaretler, rakipleriyle mücadele ederler. Ancak başka köpeklerin idrar ve dışkıyla kirletilmiş kafes ve bölmelerdeki idrar ve dışkıları örtmek için sürekli olarak idrarla işaretleme yapmaya mecbur kalırlar O kadar ki, kesede hiç idrarı kalmayan köpek boş işeme davranışlarına devam eder. Bu güvenlik ihtiyacından kaynaklanan bir durumdur. Yaşama alanı ne kadar büyük ve bu yabancı kokular ne kadar az sa köpek de o kadar rahat eder. Bu nedenle köpeğin huzuru açısından yaşam alanının büyüklüğü önem taşır.

Hayvanın dışkıladığı yer ile beslendiği ve uyuduğu yer arası mümkün olduğunca uzak olmalı, hayvan uyurken ya da yemek yerken, özellikle başka hayvanlara ait dışkı ve idrar kokusunu duymamalıdır. Doğal bir ortamda yemek en güvenilir, en tehlikesiz alanda yenilir ve böyle alanda uyunur. Başka hayvanlara ait sesler, dışkı ve idrar kokuları hayvanı güvensiz yapar ve yukarda sayılan 5 temel özgürlük kavramına uygun değildir. Bakımevleri geçicidir, bir süre hayvan bu sıkıntıyı çekmeye zorunlu kalabilir. Ya ömrünün tamamını geçireceği, yasa tasarısında belirtilmiş olan doğal hayat parklarında onlara bu minimum güven ve huzur ortamı sağlanabilecek midir?

Hayvanların tamamının yumuşak, doğal bir zemine ihtiyacı olduğu gibi bir kısmı yüksek yerlerde dinlenme ihtiyacındadır. Özellikle kedinin dikey ve yatay görüş mesafesi geniş olmalıdır. Doğal(!) yaşam parklarında bu koşullar sağlanabilecek midir?

Bakımevi veya park gibi, hayvanı kendi doğal yaşam alanından yani insandan uzaklaştıran yerlerde kalış süreleri uzadıkça başka riskler de ortaya çıkar. Bunun en önemlisi hayvanın tekrar eski yerine (sokağa ya da eve) uyumunun sağlanmasındaki güçlüklerdir. Hele ki bu köpeklerin tekrar sahipleneceği iddia ediliyorsa, kaldıkları ortamın, ev ortamını hatırlatacak şekilde dizayn edilmesi gerekir. Bazı ülkelerdeki gelişmiş bakımevlerinde en azından sahiplendirilecek hayvanın son haftalarını böyle ortamlarda geçirmesi sağlanır. Gerçek rehabilitasyon da budur. Maalesef bu güne kadar rehabilitasyondan anlaşılan hayvanı kısırlaştırmak olmuş ve geçici bakım evlerine rehabilitasyon merkezi denmiştir. Ama birkaç istisna hariç belediyelere ait hiçbir bakımevinde rehabilitasyon çalışması görülmemiştir. Yeni oluşturulacak doğal  yaşam parklarında hayvanların etolojik ihtiyaçları karşılanacağı iddia edildiğine göre herhalde bu rehoming işlemleri de yapılacaktır(!). Ama şurası unutulmamalıdır ki, insanlardan uzak alanlardaki bu parklarda köpekler daha az insan göreceği, daha az insanla temas edeceği için, bırakın etolojik ihtiyaçlarını onların tekrar sahiplendirilmesinde ciddi sıkıntılar ortaya çıkacaktır.

Ama yasamız doğal(!) yaşam parklarında hayvanların etolojik ihtiyaçlarının karşılanacağını ve sahiplendirileceklerini söylüyor. Biz daha iyisini bilecek değiliz ya!

14.10.2012

Prof.Dr.Tamer Dodurka
Veteriner İç hastalıklar ve Psikoloji Uzmanı
 
Güncel
 

 

 

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved