Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar

 

Kuş Gribi İle Mücadele Artık Seferberlik Gerektirir!

 Ülkemizde ilk kuş gribinin Kızıksa’da çıkmasında, hastalığın çıktığı hindi sürüsü dışında hiçbir evcil kanatlıya, hiçbir tavuğa bulaşmadan yok edilmesine karşılık, yüz binlerce tavuğun tavuk vebasından öldüğü İtalya'dakinden daha fazla panik yaşandı.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği tarafından bu paniğin gereksiz olduğu, Tavuk Vebası için ülkemizde riskin her geçen gün artacağı, hastalığın geniş alanlarda tekrar ortaya çıkabileceği, esas olanın akıl ve mantık ölçüleri içerisinde bilinçli olarak hastalığa karşı uzun süreli mücadelenin gereklerinin yerine getirilmesi, halkımızın bu konuda yeterli bilgiye sahip ve duyarlılığının devamlılığının temini olduğu defalarca tekrarlandı.

Hastalık kuzey batımızda Romanya başta olma üzere komşu ülkelerde, Kuzey ve kuzeydoğumuzda ise Ukrayna, Rusya ve kuzey doğu komşularımızda görülmeye devam etmekteydi ki ülkemize gelmemesi ancak mucize olurdu. Her şeye rağmen hastalığın bu kadar geç gelmesi dahi ülkemiz için önemli bir şanstı. Hastalığın ilk çıkışında yakalanan şans kadar veteriner hekimlerin olağan üstü çabası, sorumluluklarının çok ötesinde risk yüklenmeleri ve kararlı şekilde uygulamaları ile çıktığı noktada yok edildi. Bu sonuç sektörde bazı insanlar da dahil olmak üzere acaba hastalık olmadığı halde "olmayan bir hastalığın paniği mi yaşandı" nın ötesinde neredeyse teşhisi yapan ve hastalığı açıklayan veteriner hekimleri suçlamaya kadar götürülmüştü. Buna karşılık Türk Veteriner Hekimleri Birliği hastalığın ilk teşhisini otopsi ve klinik belirtilere göre koyan özel sektörde çalışan veteriner hekim ile laboratuarda teşhisi Dünya normlarından daha kısa sürede kesinleştirerek hastalığın yayılmadan imhasına vesile olan laboratuar şefi ve kurumuna Merkez Konseyi tarafından takdirname verilmesini kararlaştırmıştı. Aynı zamanda hastalıkla mücadele için alınması gereken acil tedbirler sıralanmış, defalarca da tekrarlanmıştı.

Kızıksa olayıyla yaşanan panik havasından sonra korkulan oldu ve hastalık atlatıldı sevinciyle rehavet ortamına girildi. Gereksiz yere ve düzeyde oluşan paniğin yol açtığı zararlar haklı olarak kapatılmaya çalışıldı. Bu normaldi ancak rehavetin ve duyarsızlığın kabul edilebilir yanı yoktu. Konu uzmanlarının beklediği şekilde olaylar gelişti ve ülkemizde yaygın şekilde hastalık hergün bir noktada çıkmaya ve yayılmaya başladı. Eğer çok hızlı ve ciddi tedbirler alınmadığı takdirde ise hastalık çıkış noktaları katlanarak artmaya devam edecektir. Göçmen kuşların, bilhassa şuan öncelikli kaz ve ördek türlerinin yaydığı düşünülen hastalık daha geniş şekilde güneyden dönecek türler tarafından ilkbahar göçü ile  tekrarlanacağı beklenilmektedir. Bunun kaçınılacak bir yanı bulunmamaktadır.

Bu gerçekler karşısında ne yapmamız gerektiği önem taşımaktadır. Bu anlamda genel olarak vatandaşımızın yani tüketici konumunda olan insanların, kırsal alanda yaşayan ve evinde kanatlı besleyen yetiştiricilerin, ticari üretim yapan kanatlı sektörünün, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlıkları başta olmak üzere her kesime görev ve sorumluluk düşmektedir. Bu sorumlulukların yerine getirilmesinde ise yazılı ve görsel basınımızın önemli önceliği olacaktır. Paniğe neden olmadan kitlelerin bilinçlendirilmesi ve tedbirlerin uygulanmasına katkı basınımızın bu konuda vereceği en büyük sınav olacaktır. İlk vakada olduğu gibi yine mesleki yetki ve sorumluluğu olmayan kişiler konuşur ve konuşturulursa başarımız yine ancak panik olacaktır.

Kurban için endişe görülmemektedir!

Hastalığın yayılmasının kurban bayramı ile ilişkilendirilmesi sorusunun önemi nedeniyle kurbanlık sığır ve koyunlar ile kuş gribi ilişkisi merak konusudur. Kuş gribi virusunun bazı memeli türlerine bulaştığı ve bu türler tarafından bulaştırılabildiği genel bir bilgidir. Özelde ise bu bulaşma şeklinde domuzların etkin rol oynadığı, tektırnaklılar (at v.b)ın da bu konuda taşıyıcı olabileceği bilinmektedir. Çok mideli yani gevişgetiren hayvanların  hastalığı taşıdığı ve  bulaştırdığı konusunda bilimsel bir veri veya kanıt ortaya konulmuş değildir. Mekanik taşımanın her türlü araç için olduğu gibi insan ve hayvanlar tarafından da olabileceği doğal olup, bu bir risk değerlendirme faktörü olarak dikkate alınmalıdır.

Tüketici akılcı ve bilinçli hareket etmelidir!

Hastalıkla uzun süreceği bilinen mücadele yanında halkımızın hastalık nedeniyle takınacağı psikolojik ortamda genel tavrı çok önemli olacaktır. Tüketici konumunda olan insanlarımızın bu psikoloji ile beslenme alışkanlıklarını değiştirmesi, hayvansal protein tüketmekten vazgeçmesi önümüzdeki sürecin en büyük sağlık riski olacaktır. Tüketici şunu bilmek zorundadır. Kaynağı belli olmayan, veteriner hekim kontrolünde kesildiği ve pazara sunulduğundan emin olmadığı her gıdada her zaman için sağlık riski söz konusudur. Gerekli kontrol mekanizmasından geçerek veteriner hekim kontrolünde tüketime sunulan başta tavuk eti olmak üzere hayvansal ürünler için endişe etmesine gerek yoktur.  Vatandaşımızın bu duruma güven duyabilmesi için Bakanlığın etkin veteriner kontrol sistemini oluşturması ve güçlendirmesi kaçınılmaz bir sorumluluktur.

Açık alanda kanatlı hayvanlar barındırılamaz!

Öncelikle kırsal alanda, göçmen kuş hareketinin güzergahında ve konaklama alanlarının çevresindekiler olmak üzere ev veya bahçesinde kanatlı türlerini yetiştirenler, evcil kanatlı hayvanları ile yaban kuşlarının, bu kuşların dışkı ve diğer atıkları ile temasını kesin önleyecek tedbirleri almak zorundadırlar. Bu anlamda kanatlı hayvanlarının bu teması önleyecek şekilde kapalı kümeslerde barındırmak zorundadırlar. Ayrıca yaban kuşları ve bunların atıklarıyla temas etmiş her türlü bulaşmayı önleyecek şekilde biyogüvenlik önlemlerini almak zorundadırlar. En azından kümes giriş ve çevresine dezenfektan ilaç veya sönmemiş kireç uygulanmalıdır. Diğer taraftan başta çocuklar olmak üzere insanların kanatlı türleri ile yakın temastan kaçınmaları gerekir.

Kanatlı sektörü bilinçli ve profesyonelce hareket etmelidir!

Ticari yetiştirme yapan kanatlı sektörü konunun önemine ve hassasiyetine vakıf olmak, gerekli biyogüvenlik tedbirlerini almak zorundadır. Sektör profesyonelce hareket etmelidir.

Kırsal alan bilgilendirilmeli ve gerekli güven sağlanmalıdır!

Bilhassa kırsal alanda yaşayan yetiştiricilerin kanatlı hayvanlarında gördükleri hastalık ve ölüm vakalarını en kısa sürede yetkililere bildirmesi, bunu saklamaması en önemli noktadır. Bunun sağlanması ve diğer tedbirlerin uygulanabilmesi için yeterince bilgilendirme her türlü yol kullanılarak yapılmalı, bundan dolayı herhangi bir zararın söz konusu olmayacağı ve bedelin ödeneceği konusunda yeterli güven sağlanmalıdır.

Salgın hastalıklarla mücadele bir savaştır!

Hastalıkla mücadele bir savaş demektir.  İnsan sağlığının korunması, hayvanlarda hastalığın kontrol altına alınmasına ve yok edilmesine bağlıdır. Dolayısıyla bu savaşın karargahı ve kurumu Tarım ve Köyişleri Bakanlığıdır. Bu Bakanlığın durumu neticeyi etkileyecek en büyük faktördür. Bakanlığın savaşı kazanabilecek hale gelmesi, yalnızca Bakan ve Bakanlığın sorumluluğu ile sınırlı olmayıp sayın Başbakan ve Hükümet ile birlikte parlamentonun sorumluluğu altındadır. Çünkü şu noktada alınacak tedbirlerin boyutu geniştir.

Organizasyon; Savaşı kazanmaya uygun değil!

Tarım ve Köyişleri Bakanlığının 1983 yılında oluşturulan ve halen devam eden organizasyon yapısı Tavuk vebası başta olmak üzere hayvan hastalıkları ile mücadeleye uygun bir yapı değildir. Bu süreçte problemler artarak devam etmektedir. Bu yapı geniş alanda hızlı tedbir alıp uygulamaya uygun değildir. Yani bu yapıyla savaş kazanılamaz. En kısa sürede AB uyumunun, Cenevre anlaşmasının  ve her şeyin ötesinde bilimin ve aklın gerektirdiği merkezi ve taşra birimleriyle veteriner ve gıda denetim hizmetleri tek çatı altında toplanmalı, kurulacak bu teşkilatın dikey yetki sorumluluk devri ve kontrolü tesis edilmelidir. Savaşı kazanabilmek için, kazanacak organizasyonu oluşturmak ilk adımdır.

Savaşacak asker yetersiz, bu sayı ile günlük işler yürütülemiyor!

Bu savaşı yapacak organizasyonun askerleri veteriner hekimlerdir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının taşra teşkilatındaki, iki binin altındaki veteriner hekim sayısı ile tavuk vebasıyla mücadele bir yana uzun yıllardır süregelen şap, brusella, verem, şarbon, kuduz, kanamalı Kırım Kongo ateşi gibi kanıksanmış ancak tavuk vebası kadar önemli hastalıklarla mücadele edebilmesi mümkün değildir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı taşra teşkilatında çalışan veteriner hekim sayısı derhal asgari üç katına çıkartılmalıdır. Normal zamanda güvenliğe yetişemeyen asker sayısıyla savaşın kazanıldığı görülmüş mü dür?

Yeterli motivasyon yok!

Sorumluların yetkisiz, yetkisizlerin sorumlu olduğu Bakanlık yapısında çalışan veteriner hekimler oldukça yorulmuş, bıkmış ve motivasyonları iyi değildir. Bu sayı ile oldukça zor şartlarda çalışan veteriner hekimler yoksulluk sınırının altında bir ücret almaktadırlar. Mesai, tatil, hafta sonu, bayram demeden çalışmaya zorlanmakta, fazla mesai ve tatil günü çalışma ücreti dahi ödenmemektedir. Burada maddi değerden çok manevi tatmin önem kazanmaktadır. Bayram tatili süresince izin kullanmaları ve tatile gitmeleri yurt çapında yasaklanan veteriner hekimlere bunun karşılığının nasıl ödeneceği belli değildir. Veteriner hekimlerin emeği ve çalışma şartlarının karşılığı ödenmelidir. Bu moralle savaş nasıl kazanılacaktır?

Savaş karargahları zayıf, yeterli kurmay yok!

Bu mücadelenin başarılmasında destek kurumları ve uzman kurmaylar önem taşımaktadır. Salgın hayvan hastalıklarının destek kurumları Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüleridir. Tavuk vebasıyla en ilgili enstitü kapatılmıştır. Diğer enstitülerde ise ciddi alt yapı eksiklikleri ve ihmal edilmişlik söz konusudur. Bu kuruluşların uzman veteriner hekimleri kalmamıştır. Uzman veteriner hekimler bu savaşın kurmayları, enstitüler ise savaş karargahıdır. YÖK yasası ile veteriner hekimlikte uzmanlık eğitimi kesintiye uğramış ve yirmi yılı aşkın süredir uzmanlık eğitimi verilmemektedir. YÖK yasasında gerekli değişiklik derhal yapılarak kısıtlama kaldırılmalı, üç yıldır hazır bekleyen uzmanlık yönetmeliği yayımlanarak 6343 sayılı yasanın verdiği görev Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yerine getirilmelidir. Kurmaysız ve karargahı zayıf bir yapı nasıl savaş kazanır?

Sağlık Bakanlığında yapı eksik!

 Sağlık Bakanlığı tavuk vebası (kuş gribi) gibi hayvanlardan insanlara geçen ve zoonoz olarak bilinen hastalılarla mücadele ve koordinasyon için etkin bir birime sahip değildir. Zoonoz ve gıda kaynaklı hastalıklar konusunda çalışacak ve etkin bir yapıya sahip olacak, Bakanlığın Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Veteriner Halk Sağlığı Dairesi kurulmalı, etkin donanımı sağlanmalı, bu yapının taşra bağlantıları da oluşturulmalıdır.

Bakanlıklar arasında geçmişte oluşturulmuş olan Zoonoz Milli Komitesinin etkinliği sağlanmalı, Komiteye Türk Veteriner Hekimleri Birliği ve Türk Tabipler Birliği de dahil edilmelidir.

Savaş, bütçe ister!

Geniş kapsamlı mücadelelerin dar bütçeyle yürütülmesi mümkün değildir. Kuş gribi salgını insanların sağlığını tehdit yanında 2,5 milyarlık bir varlığın yok olmasına, sektörün batmasına,milyonlarca işsiz insanın ortaya çıkmasına, geniş halk kitlelerinin beslenme bozuklukları nedeniyle birçok hasatlığa yakalanmasına neden olması söz konusudur. Bu riski dikkate alarak, mücadele ile orantılı bir bütçe sağlanarak veteriner hizmetlerinin emrine verilmelidir.

Sonuç

Kuş gribi ile mücadele uzun vadeli ve yoğun bir savaştır. Bu savaşı kazanabilmek için öncelikle buna niyetli ve arzulu olmayı, savaşı kazanacak organizasyonu, etkili savaş karargahlarını oluşturmayı, güçlü bir kurmay ekibi, yeterli asker ve cephaneyi temin etmeyi, askerin moral gücünü yüksek tutmayı gerektirir. Bu savaş aynı zamanda top yekün bir savaştır. Milli seferberlik şuuru ile hareket edilmesi mecburiyeti vardır. Bu savaşa niyet etmek, kazanmak için gerekeni yapmak, başta sayın Başbakan olmak üzere hükümetin vereceği en büyük sınavlardan birisi olacaktır.

Her noktada bulunan vatandaşlarımız, yetkililerin uyarılarını dikkate alarak görevlilere yardımcı olmak zorundadır.

Gerekenlerin yapılacağı ümidiyle milletimizin her ferdini aklı selim içerisinde hareket etmeye davet eder, yaklaşan kurban bayramlarını   kutlar, saygılar sunarım. 06.01.2006

Dr.Mustafa ALTUNTAŞ

*Türk Veteriner Hekimleri Birliği Basın Açıklaması 06.01.2006

 

Güncel
 

 

 

 

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved