Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar

 

Pet Hayvanlar ve Halk Sağlığı

Bazı noktaların spesifik uzmanlık alanım içinde olmaması nedeniyle bahsedeceğim hususta eksik ve yanlışlarım olabilir. Fakat konunun aydınlatılması, tartışılması ve bu bağlamda da etkin olarak gündeme taşınması gerektiğini düşünüyorum. 

Ülkemizde evde bakım-beslemesi yapılan pet hayvanların (köpek ve kedi başta olmak üzere, tavşan, kaplumbağa, sürüngenler, kafes kuşları, egzotik hayvanlar v.b.) sayısı net olarak bilinmemektedir. Bu hayvanların resmi kaydı ise ne yazık ki bulunmamaktadır (Belediyeler eliyle kaydı yapılan ve bakım beslemesi üstlenilmiş olan sahipsiz hayvanlar/sokak hayvanları bu kapsamın dışındadır).

Şu an itibari ile, evde bakım-beslemesi yapılan pet hayvanların sağlık kontrolleri ve bu hayvanlara verilen koruyucu hekimlik hizmetleri bireysel inisiyatif ile ve hayvan sahibinin kontrolünde gerçekleşmektedir. Bu hususta etkin, resmi bir denetim ve kontrol mekanizması da mevcut değildir. Zaten böyle bir mekanizmanın kurulmamış olması nedeniyle de evde bakım beslemesi yapılan pet hayvan sayısı ortaya konamamaktadır. Veteriner Hekime başvuran pet hayvan sahibine, hayvanına uygulanan aşı ve antiparaziter uygulamalarla ilgili bir karne verilmekte, bu karne ilgili Veteriner Hekim tarafından onaylanmakta ve gerekli durumlarda sağlık beyanında bu karne esas alınmaktadır.

Bununla birlikte, verilen bu karne ile ilgili resmi bir düzenleme ise bildiğim kadarı ile yoktur. Hayvan sahibi, bu konuda bir düzenleme olmadığı için, aşı (Karma aşı ve Kuduz aşısı gibi) ve diğer hayvan ve insan sağlığı ile direk ilişkili uygulamaları kendi gözetiminde yaptırmakta, bu durum ise belirli bir periyot dahilinde uygulanması mutlak gerekli olan ve belirli bir zaman sürecinde başlanması gereken aşı ve antiparaziter kontrol uygulamalarında aksamalara yol açabilmektedir. Sahipli dahi olsa, birçok hayvanın Veteriner Hekim kontrolü dışında yaşamına devam ettiğini, bu hayvanların sağlıkla ilgili uygulamalarının tam olarak yapılmadığını, aksatıldığını açıkçası düşünüyorum. Bu durum hayvan sağlığı için önemli olduğu kadar, halk sağlığı ile de direk ilişkili bir durumdur!

Bu çerçevede, hayvanlardan insanlara bulaşan 200’ün üzerinde zoonoz hastalık olduğu düşünüldüğünde ve özellikle çocukluk çağı yaş grubunu tehdit eden yaygın bir takım parazitler hastalıkların mevcudiyeti göz önüne alındığında, evde bakım beslemesi yapılan hayvanların hastalık kontrollerinin ne kadar önemli olduğu görülecektir.

Gıda çok önemli olmakla birlikte, ne yazık ki günümüzde, insan ve hayvan sağlığı arasındaki ilişki sadece beslenme orijinli hastalıklar üzerinden kurulmaktadır. Halbuki; ısıl ve/veya teknolojik işlem gören gıda maddelerinde birçok patojen imha olmaktadır. Öte yandan, bireyin evdeki pet hayvanının sağlıksız olması ve bu durumun yol açtığı çevresel kontaminasyon nedeni ile hasta olma olasılığı da en az gıdasal bulaş kadar yüksektir. Sokağa çıkarılan, parkta, bahçede dolaştırılan sağlık kontrolleri ve uygulamaları yapılmamış bu hayvanlar sadece sahibi için değil, başta immun sistemi tam gelişmemiş olan çocuklar olmak üzere tüm insanlar için sağlık yönünden risk teşkil eder.

Bir örnek verecek olursak, son 20 yılda, insanlarda gastrik ülserlerin ana nedeni olarak helicobakter adlı mikroorganizma tespit edilmiş ve bu etkenin bizlere bulaşında evde beslediğimiz kedi ve köpeklerin aktif rol oynadığı savı ortaya atılmıştır. Bahsi geçen patojenle ilgili olarak ise hiçbir koruyucu aşı ve uygulama ise mevcut değildir (üçlü tedavi hariç), bu yönlü bir değerlendirme de yapılmamaktadır. Bu uç bir örnek olabilir. Bununla birlikte, olası bir gerçekliği ifade etmesi yönüyle önemlidir. Öte yandan, halihazırda hayvandan insana bulaşı ispat edilmiş ve duyduğumuzda tüylerimizi diken diken eden birçok hastalık bulunmaktadır (Kuduz, Psittakoz, Askariazis, Toksokara iç organ larva göçleri, KKKA, Leptosipiroz, Toksoplazmozis, Bruselloz, Antraks gibi).

Bu konuda çözüm zorunlu deprem sigortası (DASK) benzeri, getirilecek olan zorunlu pet sağlık sigortası olabilir. Böylece, hayvanların verilen sigorta numaraları üzerinden resmi kayıt altına alınmaları ile hayvan populasyonu net olarak ortaya konabilecek ve koruyucu hekimlik hizmetlerinden evde bakım beslemesi yapılan pet hayvanların tümünün, aksama olmaksızın yararlanması sağlanmış olacaktır. Bu metotla, insan sağlığı ile direk ilişkili olan ve hayvandan insana bulaşan çok sayıdaki hastalığın da aktif kontrolü sağlanabilir. Bahsedilen model, pet hayvanları kayıt altına almada, hem hasta sahibi açısından, hem de Veteriner Hekim yönüyle katkı sağlayacak bir yöntemdir. Bu veya benzeri bir düzenlemenin en kısa sürede hayata geçirilmesi ise şarttır ve mutlak bir gerekliliktir.

Mesleki saygılarımla.

10.11.2012

Doç. Dr. Turan Civelek

Güncel
 

 

 

 

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved