Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar
 
Beyaz Önlüğün Gerçeği

-Beyaz Önlüğün Ülküsü'ne cevaptır-

Genç kardeşim nasılda güzel yazmışsın yazını...
İdealist, kendinden emin güvenli ve oldukça da duygulu...
Elimde değil, yıllar öncesine götürdün beni, tam da senin şu an olduğun yaşlarıma... Sene, 1992. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi... Ve ben aynı senin gibi mezun oluyorum, üzerimde beyaz önlük, yüreğimde beyaz bir gelecek... En az, senin kadar idealistim, senin kadar duygulu...

Ama, gel zaman, git zaman vakit geçiyor. Günler bir, bir tükeniyor...
Hayatın asıl gerçekleri dizilip, karşımızda, boy boy duvarlar örülüyor!
İşsizlik belası, devasa bir problem... Buldun, buldun, bulamadın; evde tavuk beslersin. O da köy çocuğuysan. Bir de komşun, köpeğini getirir, hayrına bi bakıver diye. Bakarsın ama, bi bakarsın, sadece kurusu kurusuna. Dedik ya hayrınadır her şey ve yazılmıştır, sevap defterine bir yenisi.  Gururlusundur, ama gurur tok tutmaz aç karnını...

Sonra birileri çıkar; hiç bir şey yapamıyorsan, bir klinik aç, der. Zor zahmet harç borç bir klinik açarsın. Eski bir araba almışsındır. Yakıtını, mecbur peşin koyarsın ama nedense, gezmelerin hep bir veresiyedir.
Mecbursun, çünkü; bu halk böyle ister. Eh, müşteri de velinimettir ve de her daim haklıdır.

Sonra, bir bakarsın ki 30-40 meslektaş her gün aynı yolları tepip köy köy, kahve kahve,ev ev müşteri arıyorsunuz.
Eh, haliyle ayağına kadar gittiğin bu halk da senden memnun. Hizmet götürüyorsun. Sırtında beyaz önlüğün yüreğinde beyaz ideallerin. Adam da oturmuş, kahvede pişpirik oynuyor. ve öyle rahat ki...   Çünkü, sen varsın, idealist kardeşim, iyi ki de varsın.
Sesleniyor sana oturduğu yerden, kalkmadan, piştisi yarım kalır yoksa. Yarım kalırsa da oyun onda kalır ve ortadaki 4 çayın parasını vermek zorunda kalır.
-Paytar, şu bizim eve gitte şu ineğe bi bakalım ya! Boğsak mı ne?
Hangisi demene fırsat vermeden daha, ağzında bırakır herşeyi;
-Ya paytar sen bilirsin onu, hani şu sağdan ikinci inek, kabak olan yaaa..
Sen gelmiyecek misin? demene de gerek kalmaz.
-Yengen evde, seslen çıkar! Der ve gidersin.
Gidersin, çünkü bilirsin ki sen gitmesen diğer 30-40 arkadaşından biri nasılsa gidecek, hatta uçacak. Ekmek aslanın ağzındadır, kapmak gerek.

Bazen de sorar köylü sen kaça yapıyosun? Önce düşünürsün, fazla olmasın diye. Devletin sana verdiği paradan da fedakarlık yaparsın ama, yine de hoşuna gitmez adamın. Çünkü, senden önce gelen Ahmet, zaten senin söylediğinin yarısına, hatta senden sonra gelecek olan Mehmet, onun da yarısına yapıyor. Ya çıkacaksın oradan, gururunla aç kalacaksın. Ya da müşteri kaybetmemek adına, yapacaksın o işi adamın istediği en makul fiyattan. Tabii onu da harmanda almak kaydıyla...

Ve bu böyle nasıl başladıysa, bir ömür sürer gider... Çünkü, üç meslektaş, bir araya gelip oturamazsınız. Konuşamazsınız. Pamukçu, pamukçuyu sevmez çünkü! Ekmek, aslanın ağzındadır ve herkesin aslan gördüğü, o meslektaşıdır. Bir mücadeledir bu, ekmek aslanın ağzından kapılacaktır. Bunun için de her yol mubahtır.

İlaç alırsın, senet ya da çekle. Arabaya yakıt alırsın, nakit ya da kredi kartıyla. Ödeme tarihleri gelir, yok. Sana harmanda para vericem diyen şahıs, harman gelmiş olsa da parasını verememiştir. Çünkü, şehirden ev almıştır, onu ödüyodur. Ya da çocuk evlendirmiştir. Ya da traktörü değiştirmiştir, en güçlüsünden ve de yenisinden. 100 milyarları bulmuştur. Ya da, ne bileyim, bir hastası vardır en azından. Yoktur işte, ya parası canını mı alacaksın. Ve sana, kala kala geriye, birkaç ticari nasihat ile ödeyemediğin senetlerin ve kredi kartlarının ödeme ihbarnameleri, icra uyarıları kalakalır. Öylece bakar, kalırsın. Halini gören meslektaşın üzülmek yerine içten içe sevinir, utanmasa bir de göbek atacak ya! Ama farkında bile değildir, batan sıradan bir insan değil, onun bir meslektaşı ve onunla batan mesleği! Yani veteriner hekimliği batıyor. Beş yıl süren okul sonrası neler değişiyor, derseniz, işte o gün başlar filmin kendisi...

Önce, 40 kişisinizdir, belki, sonra bir bir azalır, yok olursunuz. Köpeğine bakmak için gittiğiniz adama, köpek olursunuz!

Belki ölüp gider bu adam ama geriden yeni beyaz önlüklüler hep geliyor!İşsizlik diz boyu, eh ekmekte aslanın ağzında. Öyleyse?

Sevgili beyaz önlüklü kardeşim! Sana bir abi nasihatı. Lütfen, üzerindeki beyaz önlüğün kirlensin, hatta simsiyah olsun, ama ne olur, içindeki umudun, ideallerin, insanlığın hep beyaz kalsın. Ve ne olur, karşındaki meslektaşına iyi bak; O pamukçu değil. Beş yıl beraber okuduğun, beraber gülüp beraber ağladığın, can dostun kardeşindir. Utanma, bir daha bak gözlerinin içine ve yapabiliyorsan, yine utanmadan söyle, onu ne kadar çok sevdiğini özlediğini!

Aslanı da, ne kadar çok kişi bir arada olursanız, o kadar kolay yıkarsınız. Ben eminim, o aslanın yuttuğu her lokma, paylaşmasını bilirseniz, hepinize yeter.

Öptüm seni, idealist kardeşim!...

 08 Şubat 2011, 20:17

Özgen Manav
Veteriner Hekim
 
Güncel
 

 

 

 

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved