Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar
 
Günü tartışmak, geleceği planlamak

Ülkemizde ve çevremizde olup biten­lere ek olarak mesleki ve sektörel açıdan oldukça yoğun bir yarıyılı geride bıraktık. Gündemde bazı geliş­meler öne çıktı, bazıları ise ikinci

planda kaldı. Normal zamanda tek başına ülke gündemi olacak gelişmeler, doludizgin akış içeri­sinde gazete satırlarına girmezken arada kaybol­du. Mera yasası, EBK'da yaşananlar, ölüm cezasının kaldırılması, DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü) anlaşmaları gibi bir çok konu başlı başına gün­dem olabilecek konular.

Mera yasası ile bir anda binlerce hektar mera alam vasıf değiştirerek, hayvancılığa hizmet ve­ren alan olmaktan çıkıp binlerce kişinin zengin olmasına, birçok zenginin de sermayesini katla­masına imkan sağlandı.

EBK ile ilgili oldu bittiler sürmeye devam et­ti. Bir kısım kombinalar kamunun elinden çıkar­tılırken, EBK işlevlerinden alıkonuldu. Kaçak hayvan girişiyle EBK operasyonları birleşince sektör önemli bir darbe daha yemiş oldu.

Son zamanlarda araştırma enstitüleri, meslek dışı atamalar gibi konuların ötesinde gıda yasası ve yasaya bağlı çıkartılacak yönetmelikler öne çıktı. Meslek camiasında en fazla tartışma konu­su olmaya devam ediyor. Tüm kurumlarda mes­lektaşlarımıza karşı haksız uygulamalar sürüyor, meslek mensuplarımız her alandan tasfiye edil­mek isteniyor. Veteriner araştırma enstitülerinin döner sermaye probleminin çözümü mecliste son dakika değişikliği ile alıkonuldu. Niyeti anla­mak mümkün değil. Bakanlık üst düzeyinden başlayıp her kurum ve kademeye kadar sürdürü­len veteriner hekim hasımlığı neden?

Gıda yasası ve yönetmelikleri gündem içeri­sinde meslektaşlarımızın sahiplendiği bir konu oldu. Konunun meslek kamuoyumuzca benim­senmesi, yasanın olumsuzluğu karşısında güzel bir olay oldu. Bunu temin eden TVHB Merkez Konseyi önemli bir başarı sağladı. Her ne kadar, bu durumdan çıkar sağlamayı amaçlayan davranış ve propagandalar görülse de bu önemli bir gelişmedir. Örgütlerin gücü, mensuplarının ne oranda örgütün yanında olduğuna ve destek sağladığına bağlıdır.

Yasanın temel yanlışlığı 560 sayılı KHK den kaynaklanıyor. Patrondan ücret alan görevlilerin gıda hijyenini ve denetimini sağlayamayacağı uluslar arası bir kabulken, 560 sayılı KHKde gı­da denetim sistemi yerine getirilen, esası Fenni mesul müdür olan ve gıdaların sağlıklı üretilme­sinden sorumlu olan sorumlu yöneticilik kavramı yer almıştır. Yeni gıda yasası da bu temel yanlış üzerine inşa edilmiş, bu defa, mühendis yaklaşımıyla hijyen boyutunu geçerek üretim olarak al­gılanmış ve yanlış ikiye katlanmıştır. Yapılan tar­tışma ve mücadele ikinci yanlışı azaltmak içindir. 560 sayılı KHK çıkarken meslek mensuplarının çoğunlukla haberi bile olmadı. O zaman temel yanlış kabul görmeseydi, bugün ikinci yanlışı tar­tışmayacaktık. Bir hususun da göz ardı edilme­mesi gerekir. Meslek örgütlerinin görevi sadece mensuplarının menfaatini kollamak değildir. Aynı zamanda mesleğin ülke menfaatleri doğrultu­sunda en iyi şekilde icra edilmesini sağlamaktır.

Doğrusu nedir? Doğrusu veteriner hekimler profesyonel bir mesleğin mensuplarıdır. Mesleki sorumluluklarından birisi de halkın gıda güvenliği ve vete­riner halk sağlığının teminidir. Uluslar arası kabul, çiftlik­ten sofraya kadar uzanan zincirin her halkasında HACCP kurallarının oluşturulması.ve kamu adına kontrol sistemi­nin uygulanmasıdır. Üretim teknolojisi ve tüketicinin terci­hine ve damak tadına uygun gıda üretmek, üreticinin uy­gulayacağı teknoloji ve mühendislik işidir. Bu ne kadar doğru ve doğal ise gıdaların hijyeni ve gıda güvenliğinin te­mini için yapılacak kontrol ve uygunluk sertifıkasyonu kamu görevidir ve temel mesleki birikimi yanında konuyla özel meslek içi eğitim almış veteriner hekimlerin sorumlu­luğunda olduğu herkesçe bilinmesi gereken bir kuraldır. Bu kapsama yem hammaddeleri, yem, gıda ve gıda olacak her türlü madde ile gıdaların ambalajlanmasında kullanıla­cak malzemeler dahildir. Bu kontrollerin, AB müktesebatı­na 1964 yılında girmiş olan Offıcial Veterinarian, dilimizdeki karşılığı ile Resmi Veteriner Hekim, işlevsel anlamı ile Yetkilendirilmiş Veteriner Hekim tarafından yapılması ge­rekir. Aksi takdirde gıda denetiminin varlığı fantezi olarak kalır.

Gıda yasası, veteriner çerçeve yasasına bağlı olarak çı­kartılması gereken bir yasadır. AB uyum sürecinde olan Hükümetin yapması gereken doğru hareket, öncelikle ve­teriner çerçeve kanununu çıkarmak, bunu takip ederek de ilgili diğer yasaları çıkartmaktı. Hayvanları koruma kanunu da bu çerçevededir. Nedense sanki doğru iş yapmamak adına her şey tersinden götürülmeye çalışılıyor, konular içinden çıkılamaz hal alıyor!.

Kamu yönetimi yasa tasarısı çıkıyor, veteriner çerçeve yasasının buna uyması nasıl sağlanacak? Bir bilen varsa bi­ze de söylesin. AB uyumu önemli ise, Kamu yönetimi, ve­teriner çerçeve yasasına uyumlu olması gerekir.

Bu nedenle hadiseleri tartışırken, detaya takılmayıp te­mel doğrulan tartışmamız ve gündeme getirmemiz gerekir. Onun için de fazla enerjiyi yapılanları tartışmaktan çok ya­pılacakları planlamaya harcamamız gerekiyor. Gıda yasası ve yönetmelikleri ile ilgili Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi'nde oluşturulan komite hadiseyi takip edi­yor. Bu konuda biz meslektaşlara düşen, kurumlan güçlü kılmak için istenilen her türlü desteği sağlamak.

Esas gündemimizde olması gereken iki hususu hatırlat­mak istiyorum.

Bunlardan birisi Dünya Ticaret Örgütünün aldığı yeni kararlar ve yapılan anlaşmaların Türk tarım ve hayvancılı­ğı üzerindeki etkileri ne olacak? IMF ile yapılacak yeni stand-by anlaşmasında bu kararların uygulanma zorunlulu­ğu getiriliyor mu? Bir ekonomist köşe yazanınızın ifade et­tiği gibi "IMF ile stand-by tamam, tarıma by-by" mı diyeceğiz. Sektörün önümüzdeki on yıl içinde hepten çökertileceği ve kırsal kesimde milyonlarça aç ve işsizin oluşacağı ifade ediliyor.

Gündemdeki temel konulardan birisinin bu olması ge­rekiyor. Ancak hükümet tarafından bir açıklama yok ve bu antlaşmaların detayı bilgilere ne yazık ki sahip olamıyoruz. Gazetelere verilen açıklamalarda ise durum sanki güllük gülistanlık. Yakın gelecekte ülkemizi, sektörü ve mesleği­mizi en fazla olumsuz etkileyecek konulardan birisi bu ola­cak görünüyor.

Gündemdeki diğer husus ise üniversite giriş sınavı sonucuna göre veteriner fakültelerine giren öğrenciler. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da 270 puana inmesi başlı başına bir olay. Yüksek puan sevielerinde öğrenci alması gereken veteriner fakültelerinde bu durum gerçekleşmiyor

ve taban puan taban olarak şekilleniyor. Diploma almış me­zunların yeterliliği ciddi tartışma konusu haline geliyor. Öğretim üyeleri karşılarında dersi alabilecek öğrenci bula­madıklarını, ders vermekte güçlük çektiklerini ifade edi­yor. İmtihanlarda öğrenciyi ders geçirmek için olağanüstü çaba sarf edildiği biliniyor. Buna karşılık yüksek lisans yap­tırmak için yeterli not ortalamasına sahip adam bulunamı­yor. Seviye yükseltmek için yüksek lisans mezunu sayılan veteriner hekimler için mastır programları uyduruluyor.

Bu gidiş meslekte kıyametin yakın olduğunu gösteriyor. Bir sohbet esnasında üniversitede asistan olan bir meslektaşımız; "Ben mesleği ideal olarak seçtim. Benim giriş puanımla benden sonra gelen arasında çok büyük bir puan farkı vardı. Öğrenciliğim süresince çok defa düşündüm. Hocalarımız imtihanlarda bizden istemeleri gerekeni isteseler, mezun olmam çok zordu" diyordu.

Durumun vahametini sanıyorum mesleğiyle ilgili her­kes biliyor. Sebepleri konusunda herkesin söyleyecek sözü var. Peki, bu gidişin önlenmesi için ne yapıyoruz? Üniver­sitelerarası Kurul Veteriner Bilimleri Konseyi ne düşünü­yor, ne yapıyor. Fakültelerimiz, Dekanlarımız, öğretim üyelerimiz ne düşünüyor, ne yapıyor? Meslek örgütlerimiz, meslektaşlarımız ne düşünüyor, ne yapıyor? Gündemde yer alıyor mu? Problemleri birilerine ihale etmek çözüm sağlamıyor. çözüm, güç birliği ile mevcut imkanların en rasyonel şekilde değerlendirilmesine bağlı.

Gündemimizi günün problemlerini tartışmakla doldu­rursak, gelecekte ne yapacağız. Bugün olduğu gibi yine gü­nübirlik konulan ve başkalarının yaptıklarını tartışacağız.

     Gündemimizde geleceği planlamaya yer verirsek, gele­ceği tartışabilirsek, gelecek bu gün ki gibi olur mu?

     Ne dersiniz? Biraz da geleceğin şekillendirilmesini konuşsak mı?

Dr. Mustafa Altuntas

Kaynak:Türk Veteriner Hekimliği Dergisi, Yıl:2004, Cilt:16, Sayı:1-2

Güncel
 

 

 

 

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved