Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar

 

Tarım Bakanlığı Yasa Tasarısı;
“Çok güzel hareketler bunlar”

Bakanlık, çeyrek asrı aşan bir sürede hizmetlerini kanun hükmünde kararname ile yürütüyor. Bu süre içerisinde kuruluş yasasını hazırlamak için çalışıyor.

Şimdi, bu kadar yıl tartışılan, defalarca yazboz edilen taslakları düşününce ilk akla gelen “Dağ fare doğurdu!” İfadesi oluyor. Ama taslağı inceleyince farenin bile doğmadığı, bir sıkıt vakası yaşandığı anlaşılıyor.

Yasa taslağının Başbakanlıktan çıkış tarihi ve şekli de dikkat çekici görünüyor. Yılın son günü. İki yasa taslağı ile birlikte. Birisi coğrafi işaretlerle ilgili. Diğeri ise geçtiğimiz günlerde Bakanlığı ve Hükümeti kendi eliyle sıkıntıya koyan “GDO” ile ilgili Biyogüvenlik yasa tasarısı. Bakanlık Yasa tasarısı Biyogüvenlik yasa tasarısının gölgesinde Başbakanlıktan geçirilmiş hissini veriyor. Yıllardır tartışılan ve şekilden şekle giren bir taslak, kısa sürede olgunlaştırılan bir taslak ile eşzamanlı çıkması başka ne anlama gelebilir?

Nedense Tarım Bakanlığında yasal düzenlemelerin şekillenmesi, kapı arkası, perde arkası oyunlar sergilenerek sağlanıyor. Bu oyun alışkanlığı ve becerilerini gördükçe ülkenin oyuncu sıkıntısı çekmediğini bilmek gerekiyor. Her tarafta bu kadar perde arkası oyun sergilenince, tiyatro sahnelerinin yetersizliği gündeme gelmeli!

Bunları düşününce, yaşananlar “Çok güzel hareketler bunlar” tiyatro denemelerini komedi ve trajedi dalında geride bırakıyor.

Geriye doğru bir göz atalım!

Konu Gıda Yasası,

Kapalı kapılar arkasında çalışılıyor. Kendi ifadesi ile “kendisini özel sektörün temsilcisi” olarak tanımlayan, görevini vekalet ile yürüten bir süper yetkili ve avanesi taslağı hazırlıyor. Meslek örgütlerini, sivil toplumu bir tarafa bırakın... Yasanın gerektirdiği hizmetleri yürütmekle görevli olan Genel Müdür, yasa taslağını TBMM’de oylanmak üzere görüşülürken görüyor! Yasa muhalefete rağmen, ana muhalefet partisinde iki veteriner hekim milletvekili olmasına ve konuyla birebir bilgilenmiş olmalarına rağmen üç aleyhte oy ile mecliste kabul ediliyor. AB uyumu için çıkartıldığı söylenen ancak alakası olmadığı gibi AB mevzuatsına ters hükümler içeren,  yaşanan gıda terörünün temel dayanağı olan, denetimsizliği yasal hale getiren bir yasa beş yıldır uygulamada.

Tarım Yasasında Yaşananlar,

Yine Bakanlıkta birileri tarafından hazırlanıyor. Dönemin Bakanının ifadelerine göre; Hazırlanan taslak Bakan tarafından Başbakanlığa arz ediliyor. Başbakan; yasayı sivil toplum örgütleri ile değerlendirdiniz mi diye soruyor! Aldığı cevap olumsuz olunca da örgütlerin görüşünü alın öyle getirin diyor. Bunun üzerine Bakan 40 kadar meslek ve sivil toplum örgütünü topluyor ve Başbakanın talebi ile kendilerinin görüşüne başvurulduğunu, o nedenle sadece usulü yerine getirmek için görüş ifade edilmesini, esasa ve değişikliğe neden olacak konuların gündeme getirilmemesini rica ediyor. Katılımcılar, her türlü nezaket çabasına rağmen önemli eleştiriler getiriyor. Ancak bizim eleştirilerimiz de başta üzere esasa dokunan ifadeler, toplantı sonrasında düzenlenen toplantı tutanağına bile alınmıyor.

Karşılaştığımız bir olay vardı ki yapılan şeytanın bile aklına gelmez! Bugün çeşitli şekillerde tartışılan “Tarım danışmanlığı” çiftçi eğitim yayım hizmetleri ile ilgili bölümde bu amaç belirtilmeden genel ifade olarak tanımlanmış, yasanın gerekçesinde ise gıda denetim hizmetlerinin özel tarım danışmanları tarafından yapılmasını sağlamak amacıyla maddenin düzenlendiği ifadesi yer alıyordu. Bizim dışımızda da eleştiri ve yanlışlığı ifade edilmesine karşılık eleştirilerin tutanağa bile alınmadığını görmüştük. Yapılan girişimlerle, Tarım Komisyonu aşamasında tanzim edilen değişiklik önerisinin verilmesinin sağlanması ile bu yanlış giderilebilmişti.

Gerek öncesinde gerekse Tarım Komisyonunda üzerinde ısrarla durmamıza rağmen destekleme yasasının ötesine geçmeyen “Tarım Yasası”nın ne amaçlarına ne de içeriğine tarım destekleme ve politikalarının temel kuralı olan “pazar güvencesi ve fiyat istikrarı” ibaresini koyduramamıştık.

Bunların örneklerini çoğaltmak mümkün. En son yaşanan GDO yönetmeliği ile Bakanlığın ve Hükümetin düştüğü durum en yenilerindendi.

Bakanlık Yasa Tasarısı da bu komediler zincirinin bir uzantısı olarak görülüyor.

Daha önceki taslaklar ile ilgili Bakan başkanlığındaki toplantıda yapılan kısa değerlendirmeler, Bakanlığa bildirilen TVHB görüşleri ve AB Genel Sekreterliğinin yapılanma ile ilgili görüşleri Birliğin web sitesinde geçmişte paylaşılmıştı. Toplantıda gelişen hava ve sonrasında oluşan taslak tam tatmin etmese de beklentilerin artmasına neden olmuştu.

Geçtiğimiz yaz aylarında bize ulaşan bir bilgi Bakanlık Yasa Taslağının yeniden şekillendirildiği ve şu an kamu oyu ile paylaşılan taslağın ana hatlarını yansıttığı şeklindeydi. Meslek örgütlerinin gündeminde ve çeşitli platformlarda  bu konunun yer almaması, üstelik bu bilgilere karşılık ve eş zamanlı olarak bir web sitesinde, belirtilen toplantı sonrasında şekillenen taslağın “Bakanlık Yasa Tasarısı Taslağının Son şekli” olarak yayınlanması, kafamızda acabalara neden olmuştu. TürkVet web sitesini kapatma ve kendimizi kenara çekme düşüncemiz ile tatil, bayram v.s.ile birleşince de herhalde gelişmeleri irdelemekten bizleri alıkoydu.

Bu güne geldik. Taslak denen metni inceledik. Hizmetlerin sağlıklı yürütülmesini esas alarak hazırlanmış olması gereken bu taslağı oluşturmak için bunca yıl tartışmaya gerek olmadığını, sıradan birisinin bir-iki günde yazabileceği bir metin olarak bulduk. İstisnalarını ise ayrı tutmak ve bazı inceliklere dikkatli bakmak gerekiyor!

Taslak ne getiriyor?

Veteriner Hizmetlerinin sağlıklı yürütülmesine bir katkı sağlamayacağı gibi daha da olumsuzlaştıracağı aşikar alan bir taslak. Tasarıda bu konuyu  ön plana çıkarmadan değerlendirdiğimizde ise karşımıza çıkan diğer hususları ana hatları ile sıralayalım.

Tabir caiz olursa “nur topu gibi bir müsteşar” doğuruyor. Yardımcıları bile yok. Bakanın yardımcısı, tek söz sahibi konumunda. Bir anlamda fiili durumu yasalaştırıyor.

En olumlu yanı ise Kamu Reformu Yasa tasarısına, Yerel yönetimlerin etkinleştirilmesine ilişkin yasalara rağmen “taşra teşkilatı” öngörüyor olması. Ancak AB mecburiyeti olan bu yapılanmanın nasıl şekilleneceği konusunda açıklık bulunmuyor.

Mevcut yapılanmanın herkes tarafından yanlış olduğu ve yanlışların temelini de fonksiyoner yapılanma oluşturduğu bilinirken, bu yapıdan uzaklaşılamamış. TÜGEM tarafından yürütülen hizmetler Bitkisel Üretim, Hayvansal Üretim ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğüne bölünmüş olsa da bu yapılanmaya “konu esaslı” demek mümkün değil. İşin garibi fonksiyonlarda bile çakışmalar, yeni çatallaşmalar var.

Tarım Havzaları ile ilgili hizmetler Bitkisel Üretim içerisinde  yer almış. Hayvancılığı dikkate almadan yem bitkileri üretimi nasıl gelişecek, ürün münavebeleri nasıl oluşturulacak. Tarım havzaları hayvancılık dikkate alınmadan nasıl şekillenecek. Hayvancılığı hep tarım içerisinde değerlendiren zihniyetin hayvancılığı tarım havzalarının dışına bırakması nasıl algılanabilir?

Zirai mücadele faaliyetleri ile ilgisi olmayan bitkisel üretim, insan sağlığını ve ekolojik dengeyi gözeterek yeni üretim şekillerini nasıl belirleyecek? 

Gıda denetimleri özelleşiyor mu?

Yasa tasarısı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünün kabaca adını Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü olarak değiştiriyor. En önemli değişiklik su ürünleri ile ilgili hizmetler Su Ürünleri Genel müdürlüğüne devredilmiş. Veteriner hekim kontrolü olmadan balık yemeye devam edebileceğimizi anlıyoruz ama ihracatta veteriner hekim kontrolü şart. Yeni yapıda bu nasıl temin edilecek?

Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğünün görevleri yamalıklardan oluşuyor. Gıda ile ilgili görevler ayrı, yemle ilgili olanlar ayrı, hayvansal ürünler ile ilgili görevler ayrı tanımlanmış. Hayvansal ürünler gıda olarak sayılmıyor mu? Yoksa “hayvansal ürün” denince et, süt, yumurta v.b ile mamulleri anlaşılmayıp sadece gıda olarak kullanılmayan ürünler mi anlaşılıyor? Bu tanımlar ile yasa taslağında bunu ayırt etmek bizi aşıyor!

Buna karşılık 14. madde ile umarız ki veteriner ilaçlarının üretiminden satışına kadar olan zincirde Bakanlık yetki sahibi olabilir? İlaç ile ilgili yasada düzenleme yapılmadan bu temin edilebilir mi?

Önemli bulduğumuz bir husus ise kontrol hizmetlerini yürütecek personelin vasıflarının bu genel müdürlük yetkisine verilmesi.

Gözden kaçabilecek bir husus ise “gıda denetim hizmetlerini yapmak ve yaptırmak” maddesi. Bu madde gıda denetim hizmetlerinin özelleştirmesine imkan sağlıyor. Tarım yasasında Tarım danışmanları için engellenen düşünce, tasarıda şimdi yine karşımıza çıkıyor. Bu süreç ZMO, TBMM Tarım Komisyonu   Başkanı ve Gıda sanayicilerinin paralel çabası olarak biliniyor. Bu zincire,  bilerek veya bilmeyerek zaman zaman bazı meslek mensuplarımızın ve mesleki dernek yöneticilerimizin de katıldığını hatırlıyoruz. Bu yaklaşım, işin gereklerine, gelişmiş dünyaya ve AB mevzuatına aykırıdır. Bu konu, AB Gıda eşleştirmesi ile ilgili bir toplantıda Gıda Sanayicilerinin temsilcisi olarak katılan bir eski Bakanın “isteseniz de istemeseniz de bu olacak” diye tanımladığı ve şiddetle tepki gösterdiğimiz bir yaklaşımdır.

Hayvancılıkta ıslah yok, İthalat temel görev mi olacak!

Bakanlık yasa tasarısında “balığın  hayvan” olmaktan çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan ise Bakanlığın hayvan ıslahına yönelik bir görevi kalmamış görünüyor. Ancak “yüksek vasıflı hayvan ırklarını yaygınlaştırmak” görevi her halde hayvan ithali için yeterli gerekçe ve görev olabilir.

Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü hayvan kimlik sistemi oluşturmakla görevli iken Hayvancılık Genel Müdürlüğü “hayvancılıkla ilgili bilgi sistemi oluşturmakla” görevli.

Su ürünleri ile bilgi sistemi ise bunların dışında oluşturulacak.

Hayvansal ürünler, tarımsal ürün değil!

Hayvansal ürünlerin pazarlanmasına ilişkin çalışmalar yapma görevi Hayvancılık Genel Müdürlüğüne verilirken “Tarımsal ürünlerin pazarlanması ile ilgili çalışmalar yapmak” görevi Kırsal Kalkınma Genel Müdürlüğünün. Başka bir açıdan bakınca ise Kırsal Kalkınmada hayvancılığın yeri yok!

Tarım Reformu, TEDGEM yok, Kırsal Kalkınma Genel Müdürlüğü var. Taslak Tarım Reformu ile ilgili merkez ve taşta birimlerini tasfiye ederek her türlü varlığını Bakanlığa devrediyor. Halen TEDGEM de olan görevler ağırlıklı olmak üzere Köy hizmetleri, tarım reformu ile ilgili görevler bu birimde toplanıyor.

Araştırmaya Tarım Politikasının ismi eklenmiş, içerik karışmış!

 TAGEM’min ismi Tarımsal Politikalar ve Araştırmalar Genel Müdürlüğü olmuş ancak görevleri içerisinde Tarımsal Politikalar ile ilgili bir husus bulunmuyor. Sadece Tarımsal ürün piyasalarındaki gelişmeleri izlemek bu kapsamda değerlendirilebilir.

Önemli bir yenilik ise Bakanlığın Bakanlık kuruluşları dışındaki kurum kuruluşlara araştırma yaptırmasına imkan sağlanıyor olması. Bir bütün olarak değerlendirildiğinde, önceki taslakta öngörülen özerk araştırma kurumundan vazgeçilmiş, Bakanlığın görev alanına giren konulardaki araştırmaları dışarıya yaptırılma öncelik olarak değerlendirilebilir.

Hayvan ve bitki hastalıklarında kullanılan maddeler konusunda araştırmalar yapmak görevi verilmiş. Buna mukabil veteriner kontrol ve araştırma enstitülerinin isminden araştırma kelimesi kaldırılmış.

Ek listeler incelendiğinde hayvan sağlığı konusunda araştırma yapacak enstitü bulunmuyor. II.No.lu ek listede 9 adet Merkez  Araştırma, 10  adet Bölgesel Araştırma Enstitüsü ile 18 adet araştırma istasyonu bulunurken 37 araştırma kuruluşu içerisine bir tane bile merkez Veteriner Araştırma  kuruluşu girememiş. İl Kontrol laboratuarları ise 41 adet Gıda Kontrol Laboratuarı olmuş.

İhdas edilen kadrolar incelendiğinde her halde araştırma faaliyetleri 55 araştırmacı ile yürütülecek.

Neticede Bakanlığın 126 adet kuruluşu içerisinde 1 Şap Enstitüsü, 8 adet araştırma görevi olmayan Veteriner Kontrol Enstitüsü ile 9 adet Veteriner Sınır Kontrol Noktası yer alabilmiş. Bu sayılar da taslağın genel durumunu özetlemeye yetmektedir.

Taslak, Kadro Yasası!

Yasa taslağında en önemli görünen konu kadro ve kadrolaşma olarak dikkati çekiyor. Bir tarafta mevcut üst düzey görevliler sorunsuz tasfiye edilerek 195 kişilik müşavir kadrosu oluşturuluyor. Böylece üst düzey atamalarda istenildiği gibi bir yeni kadro oluşturmanın yolu açılmış oluyor.

Diğer taraftan ise Tarım Bakanlığında mesleği tarım olmayanlardan oluşan bir elit tarım uzmanları, bir dönemin tabiri ile tarım prensleri oluşturulmaya çalışılıyor.“En az dört yıllık lisans eğitimi veren hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadî ve idarî bilimler, veteriner hekimlik, ziraat mühendisliği, gıda mühendisliği, su ürünleri mühendisliği, balıkçılık teknolojisi mühendisliği ve kimya mühendisliği fakülteleri ile yönetmelikle belirlenen fakültelerden veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt içi veya yurt dışındaki öğretim kurumlarından mezun” olmuş tarım uzmanları geliyor. Ayrıcalıklı personel olarak Bakanlığı yönlendirecek kadro bu şekilde oluşurken Bakanlık hizmetlerini yürüten  veteriner hekim ve ziraat mühendisi “hamal” elemanlar için taslakta herhangi bir iyileşme getirilmiyor. Böylece Bakanlık personeli arasında önemli bir ikilik ve ayrışmaya imkan sağlıyor.Diğer yeni bir gelişme ile Bakanlık müfettişlerine ilave olarak Tarım Başdenetçileri, Tarım Denetçileri ve Tarım Denetçi Yardımcıları kadroları geliyor.

Sonuç olarak,

Yıllardır 441 sayılı KHK ile yönetilen Bakanlığın yasasına kavuşması için yapılan tartışmaları, ortaya konulan taslakları ve çeyrek asırdır Türk tarımında yaşanan küçülmeyi dikkate aldığınızda sorunlara çözüm getirmek bir yana, yeni sorunlara neden olacak bir yasa taslağı olarak değerlendirmenin yanlış ve kötümser bir yaklaşım olmadığını ifade edebiliriz.

Bununla birlikte Bakanlığın taslağa göre yapılanması ve görev unsurları, Bakanlığın; tarıma, Türk çiftçisine, hayvancılığa, gıda güvencesi ve güvenliğine hizmet etmekten ziyade küresel sermayeye hizmet etmeyi ve pazar açmayı kolaylaştıran bir yapıya kavuşturulmaya çalışıldığı söylenebilir.05.01.2010

TürkVet

 

 

Güncel
 

 

 

 

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved