Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar

 

FAO Süt Sektörü Raporu

 FAO, Türkiye’deki süt sektörünün durumunu bir raporla ortaya koydu. Sektöre ilişkin bilgi ve sorunların ele alındığı “Süt Sektör Çalışması” Türkiye’yi AB üyeliğine hazırlamayı amaçlıyor. Rapor, bir süt eylem planının hazırlanmasını ve ulusal süt konseyinin kurulmasını öngörüyor.

 Avrupa Birliği ve Tarım Bakanlığı Katılım Öncesi Enstrümanı (IPA, 2006-2013) altındaki Kırsal Kalkınma bileşeni çerçevesinde AB desteğinden yararlanabilmek için bir süredir çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda yardımın programlanması açısından, Türkiye hükümetinden tarımın farklı alt sektörlerinin analizini istenmesi üzerine, FAO da Tarım Bakanlığı’na yardımcı olabilmek için süt sektörü analizini üstlendi. Türkiye’yi AB üyeliğine hazırlama bakımından süt sektörüne ilişkin gerekli bilgilerin, sorun ve potansiyel alanlarına ilişkin göstergelerin sağlanması ve alınması gereken önlemlere ilişkin seçeneklerin karar alıcılara sunulmasını amaçlayan çalışma, iki yerli bir yabancı danışman tarafından hazırlandı.

 Çalışma sonuçları:

1. Türkiye’de nüfusun yüzde 35’i kırsal alanda yaşamaktadır ve tarım sektörü bu nüfusun % 66’sına istihdam sağlamaktadır. Tarımsal faaliyetlerin üçte birini yaklaşık 2.5 milyon işletme ve çiftlikte sürdürülen hayvancılık faaliyetleri oluşturmaktadır. Yıllık toplam 10 milyar litre süt üretimi ile Türkiye dünyada en çok süt üreten 15 ülkeden biridir. Üretilen bu sütün yüzde 90’ı inek sütüdür. Koyun, keçi ve manda sütünün payı küçüktür ve giderek daha da azalmaktadır.

Üretim koşulları ülkenin batısı ile doğusu arasında önemli farklılıklar göstermektedir. Batı ve Akdeniz bölgelerinde daha elverişli olan iklim koşulları sayesinde ticari amaçlı mandıracılık gelişebilmektedir. Buna karşılık ülkenin doğu ve kuzey bölgelerinde küçük üreticilik egemendir. Küçük üreticiliğin başlıca özellikleri geçimlik üretim ve üretime profesyonel yaklaşımın olmayışıdır. Bu özellikler de hayvan besleme, hayvan sağlığı ve alınan verim açısından sorunlar yaratmakta, hepsi birlikte süt toplama maliyetlerinin yüksekliği ve süt kalitesinin düşüklüğü sonucunu vermektedir.

Sığır ırklarının dağılımı ve kullanımı coğrafi-iklimsel koşulları yansıtmaktadır: Yerli ırk sığır genellikle iç Anadolu, Ege ve Marmara bölgelerinde görülmektedir. Saf ırk hayvanlar ülkenin batısında daha yaygındır. Süt verimi ise hayvan ırkına göre değişmektedir. Laktasyon döneminde verim 2004 yılında saf ırk için 3.881 kg, melez ırk için 2.711 kg, yerli ırk içinse 1.317 kg.dır. Laktasyon döneminde ülke ölçeğinde ortalama verim 1.700 kilogramdır.1 Türkiye’de koyun, keçi ve manda yetiştiriciliği uzun bir geleneğe sahip olmasına karşın, bu faaliyetler geleneksel mera alanlarından ayrılma, meraların verimsizleşmesi, yayım desteği olmayışı ve süt için yaşayabilir bir pazarlama ve işleme sisteminin hemen hemen hiç bulunmaması gibi nedenler yüzünden gerilemektedir. Koyun ve keçi besiciliğini özendirmek amacıyla prim sistemine dayalı sınırlı bir kamu desteği verilmiştir. Ne var ki, küçükbaş hayvanların ve mandanın kırsal kalkınma açısından taşıdığı önem değişik kesimlerce tam olarak kavrandığı söylenemez.

 2. Çoğunlukla küçük üreticilere yönelik Tarım ve Köyişleri Bakanlığı (TKB) desteğinden2 ayrı olarak, aynı sektöre destek sağlayan kimi meslek kuruluşları da vardır. Bu destek canlı damızlık hayvan ithali, ithal semen sağlanması ve ikili yardımların sektöre kanalize edilmesi gibi biçimlerde gerçekleşmektedir. 65 ilde yerel birimi olan Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği bu tür destekler açısından en büyük kaynak durumundadır. Birlik, sığır yetiştiriciliği ile ilgili meselelerle ilgilenmektedir. Süt, Et ve Gıda Ürecileri Birliği (SETBİR) ise, Türkiye’de süt ürünleri ile ilgili tek örgütlenmedir. Birlik, 21 üyesine, süt işleme tesislerinin AB standartlarına uyumu için gerekli iyileştirme önlemleri, sektör içindeki ağları destekleme ve hükümetle sanayi arasında aracı rolü oynama gibi yollardan yardım etmektedir. Hükümet son dönemde üretim için gerekli girdileri sağlamak üzere süt üreticilerine yardım eden  kooperatiflere destek vermiştir. Bunların bir bölümü bir araya gelerek birlik oluşturmuştur. Oluşturulan birlikler çok amaçlı desteğe yönelmekte veya Hayvancılık Kooperatifleri Merkez Birliği örneğinde olduğu gibi yalnızca hayvancılığa destek sağlamaktadır. Kooperatifler ve kooperatif birlikleri süt toplamadan soğutma tankları sağlanmasına, süt kalite kontrolünden sütün diğer işleyicilere satışına uzanan çeşitli alanlarda destek sağlamaktadır. Verilen diğer hizmetler arasında girdi temini, veterinerlik hizmetleri, hayvan yemi, tohum temini ve eğitim yer almaktadır. Kimi kuruluşlar da ileri düzeyde işleme kapasitesine ulaşmıştır ve aralarından süt üretimiyle uğraşanlar vardır. TKB tarafından desteklenen kooperatifçilik sektörü, faaliyetlerin ve birimlerin dağınıklığı yüzünden ciddi biçimde engellenmektedir. Bu sektör halen bir değişim süreci içindedir ve daha sanayileşmiş süt sektörüne özgü örgütsel gelişmelere uyum sağlamak için yeni yapılar oluşturmaktadır.

 3. Süt ürünleri Türkiye’de beslenmede önemli bir role sahiptir. Ancak, sıvı süt tüketimi azdır. Süt, daha çok, işlenmiş olarak yoğurt, beyaz peynir ve ayran olarak tüketilmektedir. Kaşar peyniri de çok tüketilen işlenmiş süt ürünleri arasındadır. Süt ve süt ürünlerinin kişi başına ortalama yıllık tüketimi 132 litredir. Bu rakam diğer Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında düşüktür. Yılda üretilen toplam 10 milyar litre sütün 3 milyar litresi kırsal ailelerin kendi tüketimi ve işlemesi için kullanılmakta, 1 milyar litresi sokak satıcıları tarafından pazarlanmakta, 2 milyar litreden fazlası küçük işletmeler durumundaki mandıralar tarafından işlenmekte, 3.5 milyar litresi de orta büyüklükteki SETBİR işletmeleri tarafından işlenmektedir. Dolayısıyla toplam sütün 6 milyar litreden fazlası, pastörize edilmeden ve ambalajlanmadan, kalite kontrolünden geçirilmeden işlem görmektedir. Mandıralar, yeterli miktarda ve kalitede süt bulmakta zorlanmaktadır. Toplama ve kalite kontrol işlemleri, sütü işleyenlerin ham süt maliyetlerini yüzde 10-15 kadar arttırmaktadır. Böylece, mandıra ürünlerinin ve işlenmiş sütün tüketici fiyatları da yükselmektedir. Geniş nüfus kesimlerinin ihtiyaçları için kayıt dışı sektöre yönelmelerinin nedeni de budur. Göründüğü kadarıyla modern süt işleme tesisleri de kamu desteği olmadan boy atmaktadır. Bu işletmelerden bir bölümü AB standartlarında üretim yapmakta, ancak büyük süpermarket zincirlerinin ciddi fiyat baskısıyla karşılaşmaktadır. Bütün bunlara karşın, sektörün AB standartlarına uyum sağlayabilmesi için, hükümetin destek politikalarını gözden geçirmesi ve kayıt dışı sektörü daraltıcı önlemler alması gerekmektedir.  

 4. Çalışmada Konya ilindeki duruma özel ağırlık verilmesinin nedeni, süt ürünleri sanayinin AB düzeyine ulaşamayan alanları konusunda bir gelişme seçeneği sunma olasılığıdır. Konya’da süt ürünleri sektörünün başlıca özellikleri, önde gelen süt işleme tesislerinin küçük mandıralardan ortaya çıkması ve mandıraların ortak sorunlarını çözmek için yakın işbirliğine gitmesidir. Ancak bu işletmeler de yeterli miktarda ve kalitede süt bulmakta zorlanmaktadır.

 5. Türkiye’de tarımın ikili yapısı – bir yanda ticari nitelikten uzak küçük aile çiftlikleri, diğer yanda süt üretiminde uzmanlaşan büyük özel çiftlikler- süt ürünleri sektörünün rasyonel gelişimi önünde bir engeldir.

 Bu çalışmanın koyduğu teşhis ve ulaştığı bulgular göz önüne alındığında, şu tavsiyeler dile getirilmektedir. Süt ürünleri sektörüne yönelik bir strateji geliştirilmesi şeklindeki genel tavsiye dışında, ele alınması gereken daha özel başlıklar şöyle:

·        TKB gözetiminde ulusal süt ürünleri stratejisi geliştirilmesi gerekmektedir. Bu strateji süt ürünleri sektörünü bütün yönleriyle ele almalı, bunu yaparken AB’ye giriş sürecini de gözetmelidir. Aynı strateji ayrıca bir süt eylem planı hazırlanmasını da öngörmelidir. Bu eylem planı, bölgedeki küreselleşmiş rekabet durumunun ortaya koyduğu durumların üstesinden gelinmesi bakımından süt ürünleri sektörünün modernleştirilmesi ve Türkiye’deki nüfusun süt ürünleri ihtiyacını yeterince ve rekabetçi fiyatlardan karşılayabilmesi için hangi somut adımların atılması gerektiğini göstermelidir.

·        Bu görevin yerine getirilmesini kolaylaştırma bakımından, bir ulusal süt konseyinin kurulması tavsiye edilmektedir. Bu konsey, sektör stratejisinin hazırlanmasına nezaret edecek, paydaşlara gerektiği gibi danışılmasını sağlayacak ve süt ürünleri sektörüne ilişkin bütün öneri ve tavsiyelerin değerlendirildiği bir merkez olarak işlev görecektir.

 

Bir süt ürünleri sektör stratejisi geliştirilmesi bağlamında ele alınması gereken özel noktalar:

·        Sütün toplanması: Ülkenin büyük bölümünde süt üretimi yapan birimlerin çok dağınık olması, süt toplama sistemini etkinlikten uzaklaştıran ve maliyeti yükselten etkendir. Türkiye’nin batısındaki sanayileşmiş süt işleme tesislerinin bir araya gelmesi örneğinden hareketle kooperatif birliklerinin oluşturulması sayesinde daha rasyonel bir süt toplama sistemine ulaşılabilir. Bu birlikler, süt toplamanın yanı sıra, halen finansman sıkıntısı çeken ve özel noktalara yoğunlaşamayan süt üreticilerine danışmanlık hizmetleri de verebilir;

·        Çiğ sütün kalitesi: Bu, sektörün en önemli sorunlarından biri sayılmaktadır. Teslim edilen süt karşılığı yapılan ödemelerde kaliteyi de gözeten bir sistem gerekmektedir. Bunun sağlanması, büyük ölçüde süt toplama işlemlerinin rasyonelleştirilmesine bağlıdır. Böylece, süt işleyicilerinin maliyetleri düşürmelerine yarayacak bir kalite kontrol sistemi ortaya çıkacaktır;

·        Çiğ sütün fiyatının yüksek olması: Bu sorun bir yandan, pastörize edilmemiş, kontrol dışı ve düşük kalitede sütün düşük fiyatlardan tüketiciye sunulduğu sokak sektörünü beslemesine; diğer yandan sütü işleyenler, hem ortalama tüketicinin bütçesine hem de AB standartlarına uygun süt ürünleri üretememesine neden olmaktadır.

·        İstihdam boyutu: Halihazırdaki üretim ve dağıtım sistemleri belirli bir kesimi istihdam etmektedir. Ancak gerekli görülen modernleştirme sürecinin istihdam boyutunu da dikkate alması gerekmektedir;

·        Koyun-keçi-manda sütü: Süt ürünleri sektörünün yeniden düzenlenmesinde koyun/keçi/manda sütü de dikkate alınmalı. Bu hayvanlardan elde edilen süt mutlaka Türkiye nazarında kendine bir yer bulacak, Avrupa için de bir potansiyeli olacaktır;

Uyum: AB koşullarına uyum sağlama çabaları, AB’deki süt işleme sektörüyle kurulacak yakın temaslar aracılığıyla desteklenmelidir. Benzer bir uyum sürecinden geçen Polonya ve Portekiz, bu bakımdan anlamlı örnekler olabilir.  

Şubat2007

1 Devlet İstatistik Enstitüsü.

2 Hayvancılık sektörü için 2005 ve 2010 yılları arasındaki dönemde yıllık olarak 662 milyon YTL’ye  (46 milyon ABD doları) ulaşması planlanmıştır.

 

Güncel
 

 

 

 

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved