Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar

 

Doğu hayvancılığında saman gerçeği…

Bir türlü hayvancılığın yakasından düşmeyen süreğen sorun…

Her platformda dile getirdiğimiz mesele…

Çitçinin ve hayvan yetiştiricisinin kabusu…

Hayvancılıkta fiyat iniş çıkışlarının en önemli sebeplerinden biri…

Yetiştiriciyi şaşkına çeviren istikrarsızlığın çıkış noktası…

Hayvancılıkla geçinen herkes bunun kaba yem açığı olduğunu ve bu açık içerisinde ise samanın baş köşeyi tuttuğunu bilir.

Rengi altın sarısı olan samanın değerinin bazen altın pahasına dönüşmesi öteden beri hayvancılığımızın belini kıran nedenlerin başında gelmektedir. Ayrıca, son zamanlarda ülke genelinde de artmaya başlayan ot, saman ve yonca fiyatları acı yüzünü bölgemizde daha şiddetli gösterebilir. Şimdiden önlem almak gerekir.

Hastalıklar, dolu, kırağı,kuraklık ve aşırı yağışların her zaman korkulu bir rüya olmaya devam ettiği  bölgemizde hayvancılık yapmak hiç de kolay değildir. Öyle ki, geçmişte de saman kıtlığı ve saman kıtlığına neden felaketler aşıkların dillerine destan olmuştur. “Meşe Ardahan Dolu Destanı”nı Hanaklı Aşık Mazlumi’ye (1895) dolu, “Saman Destanını ise Kağızmanlı “Aşık Sezai”ye (1907) “ saman kıtlığı yazdırmıştır.

Doğu Anadolu gibi hayvancılığın başlıca geçim kaynağı olduğu bölgemizde hayvan ithalatından, yapısal sorunlardan, hastalıklardan ve bilinçsizlikten kaynaklı birçok soruna saman sorunu da eklenince durum daha da içinden çıkılmaz bir hal almaktadır.

Ne acı çelişkidir ki, bizler saman yerine yem bitkileri kullanın derken, çiftçimiz saman yüzünden hayvanından fayda göremiyor. Hayvanı para etmeyen çiftçimiz üstüne üstlük şimdiden samanı nasıl temin edeceğini kara kara düşünüyor. Hayvan piyasasının ne zaman canlanacağını dört gözle bekliyor…

Üreticimizin saman alışkanlığından bir süre daha vazgeçemeyeceği anlaşılmaktadır. Klasik arpa-saman kullanımı hala revaçta. Kolay kolay terk edilemeyeceğine göre, bölge gerçeklerini göz önünde bulundurarak bir çözüm üretmek gerekmektedir. Örneğin, arpa-saman üretimine de destekleme primi verilmesi düşünülebilir.

Yem bitkilerinin ekiminin teşvik edilmesi yerinde ve iyi niyetli bir uygulama olmasına rağmen teşvik miktarları yeterli değildir. Ayrıca yem bitkilerine verilen desteklerin artırılmasının yanında yem bitkisi ekimlerinin iyi denetlenmesi de önemlidir.

Önerilebilecek diğer bir çözüm ise: “ Kaba yem silolarının kurulması ve devlet tarafından yönetilmesidir. Çiftçinin kara gün dostu siloların kapsamının ve hacminin genişletilerek merkezi noktalara birkaç adet kurulması çiftçiyi rahatlatacak ve bölge hayvancılığının geleceğine ilişkin umut verecektir.

Hayvan sayısına göre iyi bir planlama yapılarak, gerekirse kaba yem ihracatı sınırlanmalı ve ekilebilir alanlardan daha fazla yararlanmak için yeni stratejiler geliştirilmeli,bölge çiftçisi otunu satarak saman almaktan kurtarılmalıdır.

Ez cümle, hayvancılığımız saman fiyatlarındaki dalgalanmanın insafına terk edilmemeli ve gerekli önlemler şimdiden alınmalıdır.

Saygılarımla.31.07.2012

Prof. Dr.Yavuz ÖZTÜRKLER
Kars-Ardahan-Iğdır Bölgesi
Veteriner Hekimleri Odası Başkanı

Yorum Yaz

YORUM

Çok yerinde tespitler, ama farklı varyeteleri de değerlendirmek gerek.

Her şeyden önce, Türkiye su zengini bir ülke değil. Kaliteli kaba yem demek, sulak mümbit arazi demek. 1 dönüm sera=30 dönüm meyve tesisi = 400 dönüm arpa, buğday vs tarımını dengelediği bir ortamda... Türkiye gibi güzel güneş alan ihracat yapabilecek daha rantabl tarımsal ürün yetiştirme imkanı varken, ayrıca bu ürünlerinde alternatifsiz olduğu da düşünülürse (fındık, üzüm, sera ürünleri vs.) yerine arpa-buğdayı yada hayvan yem bitkileri tarımsal ürün tercih nedeni olamıyor. Ülkemizdeki, gübre, enerji fiyatları da üretim maliyetleri de cabası...

Ayrıca önemli unsurlardan biri de, Amerikanvari hayvancılık işletmeleri ve bu alanda gelinen nokta! Muhtelif sektörlerde üretim, faaliyet gösteren, sanayici, finansör, yatırımcılar, globalleşen dünyaya ayak uyduran ülkemizde asıl faaliyet gösterdiği alanlarda rekabet şansını günden güne kaybedince, güvenli liman olarak soluğu hayvancılıkta alıyor...

Küresel ısınma ve kuraklığa ilaveten birde buna benzer sebepler yonca, saman, kuru ot gibi kaba yem fiyatlarının dengesi düzeltilemeyecek şekilde bozuldu. Aile tipi işletmelerde, bir kaç parça hayvanını vatandaş arazisinden, diğer ürün artıklarında yada kıyıda kırpıda otlatarak (pamuk bozuğunda, bağ bozuğunda, meyve bahçesinin arasında ki ottan, çöpten) doyuruyordu.

Ama ne var ki devasa kapasiteli işletmeler, yani 500 baş 1000 baş, 10 000 baş işletmeler moda olup bir de Türk hayvancığına böyle bir rota çizilince, bu hayvanların nasıl doyurulur?

Mera olayı başlı başında ayrı bir konu ve vasıflarını yitirmiş, verimsiz halde..
Türkiye’nin en doğusundan en batısına saman, yonca, kuru ot, silaj aktarmakla, fiyatı ne olursa olsun onu ne pahasına olursa tedarik etme yoluna gitmekle mevcut fiyatlar sürekli tırmanmaktadır...

12.08.2012
Turgut YÜKSEL
Veteriner Hekim
Manisa
Güncel
 

 

 

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved