Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar

 

Atın mezarı olur mu

"Tarihte ilk defa koşum takımlarını keşfederek atı çekim hayvanı olmaktan öte binmeyi ve ona hakim olmayı öğrenen Türkler biniciliği de tarih sayfasına çıkarmışlardır."

"Atın mezarı olur mu" demeyin; İşte Baba Kuruş Mezarı

"Türkmenistan steplerinin yüce ruhlu bir avcısının, yanından geçen bir atın yelesinden yakalayıp hayvanın kendini üzerinden atma tepkilerini bir oyun oynarmışçasına alt edip üzerine atlayarak, kah korku kah zevkle hızlı hare­ket duygusunu ilk kez tadıp, bu deneyi tekrarlayarak at binme sanatım icat ettiği efsanesini ortaya koymuş at bi­nen milletler tarih sayfalarına hakim oldular. Atlı savaşçı olarak bilinen İskitler, Asya'nın uzak köşelerinden gelip Harran kalesini fethetmişler ve Asur İmparatorluğunu yıkmışlardır. Diğer taraftan ise tüm yönlere yayılarak Çin'i işgal etmiş ve yakın doğuyu ele geçirmişlerdir."

"Türkmenistan steplerinin yüce ruhlu bir avcısının, yanından geçen bir atın yelesinden yakalayıp hayvanın kendini üzerinden atma tepkilerini bir oyun oy­narmışçasına alt edip üzerine atlayarak, kah korku kah zevkle hızlı hare­ket duygusunu ilk kez tadıp, bu deneyi tekrarlayarak at binme sanatım icat ettiği efsanesini ortaya koymuş at bi­nen milletler tarih sayfalarına hakim oldular. Atlı savaşçı olarak bilinen İskitler, Asya'nın uzak köşelerinden gelip Harran kalesini fethetmişler ve Asur İmparatorluğunu yıkmışlardır. Diğer taraftan ise tüm yönlere yayılarak Çin'i işgal etmiş ve yakın doğuyu ele geçirmişlerdir."

Türklerde At Kültürü

Tarihte ilk defa koşum takımlarını keşfederek atı çekim hayvanı olmaktan öte binmeyi ve ona hakim olmayı öğrenen Türkler biniciliği de tarih sayfasına çıkarmışlardır. Türklerin ata binmedeki maharetleri "Türkler ... bir defa eyere oturduktan sonra kü­çük ve çirkin ama yorulmak bilmeyen ve yıldırım gibi giden atlarına sanki yapışık kalırlardı. Bütün hayatları atları üzerinde kah bacaklarını ayırarak, kah kadınlar gibi yan oturarak geçirir­lerdi. At üzerinde kurultay toplarlar, alış veriş yaparlar, yerler içerler hatta atın boynuna doğru eğilerek uyurlar" şeklinde anlatılmaktadır.

Türk'ün At Sevdası

Türk tarihinde Karaca Ahmet; adıyla anılan türbesinde ve Çanakkale boğazını ilk defa geçen Alaattin Paşa atlarıyla beraber gömülerek gönül beraberliklerini ölümle de devam ettir­mişlerdir. Diğer taraftan II. Osman çok sevdiği atı "Sisli Kır" için Üsküdar Çiçekçide yaptırdığı türbeye gömmüştür. II. Mahmut ise "Menekşe" isimli atı ölünce Karaca Ahmet me­zarlığına gömdürmüştür.

En Seçkin Arap Atları Türkiye'de

"Arap atları o kadar soylulaşmışlardı ki, 622 yılında Mekke'den Medine'ye Hicret esnasında Hz. Muham­med'in yanında bulunan beş kısrak sıcaktan kavruldukları halde Peygamber izin verene kadar hiç bir yerden su içmediler."

Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı Safkan Arap atının kaynağı olan Arabistan'da iyi va­sıflı Arap atı numunelerinin çok azaldığı görüldüğünden safkan Arap atrnın en soylu ve seçkin nu­munelerinin Türkiye'de yetiştirilmesi prensibi kabul edildiğinden bu amaca erişebilmek için Türkiye'nin Safkan Arap atı yetiştirmesi konusundaki en yetkili uzmanlarından kurulu iki heyeti birinci defa 1932, ikinci defa 1936 senelerinde Arabistan'a gönder­mişlerdir. 

1932'de Başlayan Serüven

Bu heyetler Arabistan'ın en soylu örneklerinden arıkan Arap atı yetiştiren Suriye'nin çeşitli yetiştirme sahalarını tetkik etmiş ve bütün Irak'ta mevcut aşiretleri ve bunların elinde bulunan en soylu Arap aygır ve kısraklarını birer birer gözden geçirerek bulduğu bü­tün seçkin örnekleri satın ala­rak Türkiye'ye getirmiş ve bir daha tedariki imkansız denecek derecede güç olan en asil Arap atlarının Türkiye Haraları Safkan Arap kadrosuna ilave et­meyi başarmışlardır.

1932 senesinde 22 ve 1936 da sa­tın alınan 119 baş arıkan Arap aygır ve kısrağının Türkiye Haralarına ve aygır depolarına verilmesiyle Türkiye Safkan Arap atı yetiştiriciliği alanında en önemli saf ta bir yer almayı başar­mıştır.

Bu suretle denebilir ki Türkiye Haralarında bugün yetiştirilmekte olan iyi özellikte Arap atı örneklerine Arabistan'da bile pek az olarak rastlanmaktadır. 1932 yılında ilk seyahatini yapan heyet çok şanslı olmuş ve dünya çapında bir kıymet ifade eden Safkan Arap atlarının satın alınmasını başarmıştır.

Kuruş'un Hikayesi 

Hakikaten "Kuruş" adındaki aygır son 50 sene içinde Suriye'de bir benzeri daha yetişmemiş bir arıkan Arap aygırını teşkil ettiğinden, bu atın Türkiye tarafından mübayaa edilmesi üzerine; Beyrut'un orijinli yarış atı tavlası sahiplerinden Hami Farasi "Suriye ve Lübnan'ın Arap atı yetiştiriciliğinin bu ihraç hareketi ile büyük bir kayba uğradığını" üzülerek belirt­miştir.

Kuruş, Karacabey Harasında erkek ve dişi olmak üzere emsalsiz yavrular verdiği gibi, bu hayvandan yetişen bir çok aygırlar diğer Haralarımızda da yetiştirme bakımından çok faydalı etkiler yapmıştır.

Anıtlaşan Atlar ... 

Veliyülaht (Baba Saad), Bağdat ve gerekse Beyrut' da zamanın en süratli ve başarılı yarış atı olarak belirmiş, vücut güzelliği bakımından en güzel yavruları dünyaya getirmiştir. Bu aygırların yavruları Türkiye Arap atı yarışlarında en ön safta yer almışlardır   

Ne kadar kıymete sahip oldukları belli olan bu aygırların mezar taşlarında yazan rakamlara dikkat edildiğinde; Türk safkan Arap atı yetiştiriciliğine katkıları kolaylıkla değerlendirilebilir.

Servetin kıymetini bilenler vefa borcu olarak aygır olarak hizmet verdikleri Karacabey Harasındaki mezarda bu damızlık aygırları anıtlaştırmışlardır. Umarız ki bu değerli damızlık atları ülkemize kazandıran, ıslah çalışmaları ile Türk Safkan Arap Atım, asalet, zarafet ve performansı ile bu güne taşıyan insanların duygu ve heyecanlarının yaşatılmasına vesile olur.

Baba Kuruş  Yattı, Kalkmaz!

Konuyla ilgili bir hatıratı da aktaralım. Herkesin değerini bildiği, Bakanlığın yakından takip ettiği "Baba Kuruş" kaybedilmiştir. Bakanlığa durumun bildirilmesi gerekmektedir.

Olayın meydana getireceği infial ve tepki bilinmektedir.

Karacabey Harası Müdürü rahmetli Mümtaz Öngen, Baba Kuruş'un öldüğünü Bakanlığa nasıl rapor ede­ceğini düşünür.

 Sonunda çekeceği telgrafı kaleme alır;

"Baba Kuruş yattı kalkmaz, Hara Müdürü Mümtaz."

2004
 
Dr. Mustafa ALTUNTAŞ
Uzman Veteriner Hekim

Kaynak: Türk Veteriner Hekimliği Dergisi,2004,1-2

 

Güncel
 

 

 

 

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2012 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved